Güncellenen pazarlık: Mülteciler

Elif SONZAMANCI yazdı —

25 Haziran 2021 Cuma - 23:00

  • Avrupa Türkiye’ye her platformda mültecilere yönelik ev sahipliği için teşekkür ediyor. Mülteciler Erdoğan’ın gerektiğinde kapıları açmakla tehdit ettiği, gerektiğinde Kürtlere karşı baskı aracı olarak kullandığı, gerektiğinde para talep ettiği bir araca dönüşmüş durumda.

 

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas Welt gazetesine verdiği bir demeçte Türkiye ile mülteci anlaşmasının güncellenmesi gerektiğini söyledi.

AB Zirvesi öncesi bu söylemlerin dile getirilmesi varılacak anlaşmanın da aslında özeti niteliğindeydi. Nitekim Maas Türkiye’ye AB’den yeni kaynaklar aktarılmasının da gerektiğini kaydetti.

Benzer bir açıklama Başbakan Angela Merkel’den de geldi. Zira Türkiye ile ilişkiler konusunda tarihe not bırakan Merkel, stratejik iş birliğinden bahsetti, Mülteci Anlaşmasının genişletilmesi gerektiğine vurgu yaptı. ‘Gözün gördüğünü kuldan mı saklayacağız’ hesabı, “biz aslında hak ihlallerinin farkındayız” dedi. Burada bir ama var... Uzun bir süredir zaten Merkel ‘mış’ gibi yaparak Türkiye’nin bu politikalarına gönüllü olarak göz yumdu. “Farkındayız” diyerek, ama iş birliğini sürdüreceklerini belirtti.

Zirve öncesi AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de yine benzer bir açıklama yaparak işbirliği yönünde mesajlar verdi.

2016 yılında imzalanan mülteci anlaşması, ülkelerinde çıkarılan savaş nedeniyle topraklarını terk etmek zorunda kalanlara kolaylık sağlayan bir anlaşma değildi elbet, bilakis bir insanlık trajedisinin izdüşümü idi aynı zamanda. Deniz ortasında batan feribotlarda batan canlar için sadece kafa hesabı yapıldı. Diğer taraftan kirli ilişkilerin de kaynağı oldu. Almanya öncülüğünde geliştirilen ve Avrupa devletleri rahat etsin diye Türkiye’ye bekçilik misyonu verilen anlaşmaydı aynı zamanda.

Mülteci anlaşması Avrupa’nın çok övündüğü insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü gibi temel ilkelerin kendi sınırları dışında ayaklar altına alınmasının umurlarında olmadığını gösteren temel argümanlardan biriydi. Nitekim mülteci anlaşmasının yürürlükte kalması için Erdoğan tarafından bir şantaj malzemesi olarak kullanılmasına da gönüllü olarak göz yumuldu.

Elbette Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın Türkiye ile kirli işbirliğine girme gerekçeleri yalnızca mülteci anlaşmasının uygulanması teminatı değil, geliştirilen kirli bir savaş hukuku da söz konusu.

Erdoğan’ın her ne hikmetse yüzünü Batı’ya dönmesi sonrasında diplomasi trafiğindeki yoğun artış, bu işbirliklerinin gelecek yatırımlar olduğunu da gösteriyor.

2016’dan bu yana yürürlükte olan mülteci anlaşması ile birlikte Yunanistan’a giriş yapan mülteciler Türkiye’ye geri gönderiliyor, ki sık sık basına yansıyan karelerde mültecilere işkence edildiğini, şiddet uygulandığını, hukuksuz bir şekilde sınır dışı edildiklerini biliyoruz.

Avrupa’ya göre mülteci anlaşması neye mal olursa olsun güncellenmeli, zira her ülke kendi kamuoyunda bir huzur görüntüsü çizmek istiyor.

Zirveden önce basına yansıyan bilgilere göre AB Türkiye'nin 2024 yılına kadar gerçekleştireceği bekçi misyonu için 3,5 milyar Euroluk yeni bir fon hazırladı. AB bu misyon için Ürdün, Lübnan ve Suriye için de 5.77 milyar Euro ödenek ayırmaya hazırlandığı belirtilmişti. Nitekim zirvenin ardından rakamlar netleşti ve Avrupa bu miktarı Türkiye’ye ödeyecek. Fakat 2021 itibarı ile 500 milyonluk kısım ödendiği için bu miktar 3 milyar Euro olarak hesaplanacak.

Avrupa Türkiye’ye her platformda mültecilere yönelik ev sahipliği için teşekkür ediyor. Oysa Türkiye’nin mültecileri korumaya yönelik geliştirdiği bir gelecek planı yok. Mülteciler Erdoğan’ın gerektiğinde kapıları açmakla tehdit ettiği, gerektiğinde Kürtlere karşı baskı aracı olarak kullandığı, gerektiğinde para talep ettiği bir araca dönüşmüş durumda.

Avrupa’nın durumdan rahatsız olduğunu belirten açıklamaların bir hükmü de yok, Erdoğan ile bir mutabakat imzalamanın bedeli olduğu biliniyor. Fakat zirve sonrasında tam da beklendiği gibi anlaşmanın uzatılması için uzlaşmaya varıldı. Bundan sonrası için geçmiş olsun.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.