Hakkını vermezsen Kürtler ne yapacak?

Abdullah Öcalan

Abdullah Öcalan

  • Rêber Apo, demokratik toplum yasası, özgür yurttaş yasası ve genişletilmiş yerel yönetim yasasının gerekliliğini vurgulayarak, "Kürtlerin hukuku olmalı. Sen Kürt'ün hakkını vermezsen Kürtler ne yapacak? 60 milyon Kürt var ve dört parçaya bölünmüş" diye seslendi.

Demokratik toplumun demokratik cumhuriyete entegrasyonunun aynı zamanda eşitliği de içerdiğini belirten Rêber Apo, bunun için demokratik müzakerenin zorunlu olduğunu söyledi.

Ajansa Welat (AW), Rêber Apo'nun paylaşılan mesajlarının yanı sıra görüşmelerine de dayanarak, demokratik entegrasyon ve özgürlük yasaları konularıyla ilgili söylediklerini derledi.

Asimilasyona karşı

Rêber Apo, 'Pratik program' dediğimiz şeyin diğer adının demokratik toplum, sosyal hedefin de demokratik toplumun inşası olduğunu söylüyor. Rêber Apo, "Toplum kendini bir devlet olarak örgütleyip, diğer devlete bağlamıyor. Kendini demokratik toplum olarak, demokratik cumhuriyete entegre ediyor. Entegrasyon aynı zamanda eşitliği de içerir. Demokratik müzakere ile tesis edilir. Entegrasyon demokratik müzakereyi zorunlu kılar" diyor. Entegrasyonu asimilasyonun panzehri olarak gören Rêber Apo, manifestoda şöyle ifade ediyor: "Ulus devlet şu an asimilasyon uyguluyor. Asimilasyona karşı direneceğiz. Entegrasyon, asimilasyonun tersidir. Demokratik müzakereyi gerektirir, başka türlü olmaz. ‘Devlet güçlüdür, devlet her şeyi dayatır, baskıyla uygular’ yaklaşımı kabul edilemez. Bütün bunlar faşist yaklaşımlardır."

Kürtlerden vazgeçmiyorum

İnsanların nasıl entegre edileceğinin tartışılmasına işaret eden Rêber Apo, Mayıs 2025’teki bir görüşmede, "Yetkililere dedim ki ‘Ben sosyalist bir kişiliğim, devlet istemiyorum ama Kürtlerden de vazgeçmiyorum.’ Bunu burada da belirteyim. Demokratik topluluklar dedim, ben. Bunun formülü Cumhuriyet temellidir. Bu anlayışla kendi vatandaşı ile temas kurar, ilişki kurar. Kürtlerle de bu temelde bütünleşir" diye paylaşıyor.

Rêber Apo, özellikle silah bırakmış örgütün entegrasyonu konusunu Haziran'daki iki görüşmede şöyle ifade ediyor: "Pozitif devrim aşaması silah gerektirmiyor daha da bu kadar insanımız var, köyler boşaltılmış, Avrupa’da Ortadoğu’da bir sürü insan var, bunlar tabii ki evlerine özgürce dönmek zorundalar. Bu yüzden entegrasyon diyorum. Tabii örgüt de gerekli, bunlar demokratik bir yaşama dahil olacak. Halkın demokratik örgütleri ile buluşacaklar. Bunu öne süreceğiz. [...] Entegrasyon olmadan yaşam zemini olmaz. Dağdakiler şimdi demokratik yaşama katılsalar farklı bir iklim olur. Bu yüzden diyorum; entegrasyon önemli bu bir programdır, stratejidir. [...] Buna özgün bir yasa olmalı, dağdakilerin önüne de bu entegrasyonu koyuyorum. Kuzey, Suriye, İran, yurt dışı, hepsinin toplamında büyük bir kütleyiz. Ancak entegrasyon sorunumuz var. 100 bin insan kaybı oldu deniliyor. Bu temelde gönlü kırılmış, yaşamı kırılmış, incinmiş bir toplum var. Negatif devrimin yok ettiğini pozitif devrimle inşa edeceğiz. [...] Demokratik entegrasyon ve özgürlük yasalarına ihtiyaç var."

Üç temel yasanın izahı

Rêber Apo, Temmuz'daki başka bir görüşmede üç temel yasayı şöyle adlandırıp izah ediyor:

* Özgür yurttaş yasası… Çıkarılacak yasa, sadece PKK ile ilgili mi olacak, genel şiddet kapsamını genel tutan bir şey mi olacak, antiterör diyorlar ya. Koçgirî’de de böyle bir yasa çıkıyor. Bir de İstiklal Mahkemeleri meselesi var. Komisyon'la bağlantılı farklı bir mahkeme türü çıkması gerekecek. İstiklal Mahkemeleri gibi değil ama. Sadece dağdaki değil de sadece Avrupa’dakiler de değil, Kürtleri ve diğer farklı kesimleri Cumhuriyet'le yeniden bütünleştirecek bir yasa. 

* Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi yasası. AKP’nin ilk programında bu vardı. İmamoğlu da yerel yönetimlerin güçlendirilmesi diyor. İkisinde de karşıtlık yok. AB ile yeniden masaya da oturuyorlar. Bunun da gereği olarak Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı uygulama, Türkiye’nin şerhleri var sanırım, bunları kaldırma veya onu günün koşullarına uyarlanacak, genişleyecek hale getirmek gerekiyor.

* Demokratik toplum yasası. Türkiye’nin dernekler, kooperatifler yasası var ama hepsine genel bir ad vermek gerek. Sivil toplumu hem geliştirmek hem savunmak gerek. Demokratik toplum dediğimde bu demokratik toplumun sivil bir toplum olarak yasaya kavuşturulması gerek. Demokratik toplumu kesin tanımlamak ve haklarının neler olacağını belirlemek gerek. Demokratik toplum yasası, özgür yurttaş yasası ve genişletilmiş yerel yönetim yasası. Bunlar bütün Türkiye içindir.

Kıbrıs'ın kuzeyi örneği

Biz devlete ve Cumhuriyet’e rağmen iş yapmıyoruz. Kürtleri cumhuriyetleştiriyoruz, cumhuriyeti de Kürtleştiriyoruz. Buna dair birçok örnek verebilirim. [...] Kuzey Kıbrıs ile Türkiye arasında entegrasyon nasıl yapılmışsa buna göre bir model diyorum. Çok mu zor bunu söylemek, bu kadar rahat ve bu kadar önemli bir şeyden bahsediyorum. Hem Rojava hem de Başûr ile Türkiye öyle bir ilişki geliştirebilir.

Kürtlerin hukuku olmalı

[...] Yaklaşık 60 milyonluk bir Kürt kitlesini, şimdi bu ikinci cümlem sarsıcı olacak, Kürtler Ortadoğu’da ya kendi devletlerini kuracaklar ya da bir devlete bağlanacaklar. [...] Hukuk en önemli boyut. Demokratik siyaset de önemli ama hukuk daha geniş yer kaplıyor. Kürtlerin hukuku olmalı, sen Kürt'ün hakkını vermezsen Kürtler ne yapacak? 60 milyon Kürt var. Dört parçaya bölünmüş. Demokratik ulus çözümü diyoruz ama hukukun olması lazım. Demokratik siyaset ama cumhuriyetin demokratikleşmesi diyoruz." AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.