Hayatı mücadeleydi

Kadın Haberleri —

17 Kasım 2020 Salı - 18:00

  • 11 çocuk büyüttü Meles Tekin. Dêrik’ten Mêrdîn’e, Şirnex ve Kobanê sınırına kadar yapılan barış eylemlerinde yer aldı. Cezaevine girip çıkmasının ardından yine ‘barış’ dedi. Vasiyeti, şehit düşen oğlunun yanına gömülmekti.

AHMET KANBAL
MA/MÊRDÎN

Mêrdîn’de tedavi gördüğü hastanede 12 Kasım günü organ yetmezliği nedeniyle 75 yaşında hayatını kaybeden Barış Annesi Meles Tekin, ömrünü barışa adamış ve bu uğurda her türlü zorluğa göğüs germiş bir kadın. 1945 yılında Dêrika Çiyayê Mazî’de doğan Tekin, 11 çocuk annesi olmasının yanı sıra barış mücadelesinde de en ön saflardaydı. Birçok eylemde yer alan Tekin, Dêrik’ten Mêrdîn ve Şirnex’e barış eylemlerinin yanı sıra DAİŞ’in Kobanê’ye dönük saldırılarına karşı 2014 yılında Riha’nın Pirsûs sınırında gerçekleştirilen nöbete de katıldı. 
 
Canlı kalkan oldu

2015 yılında olası bir çatışmanın önüne geçmek için bir grup Barış Annesi ile birlikte Bagok Dağı kırsalında canlı kalkan olan Meles Tekin, fotoğraf karelerine iki eliyle yaptığı zafer işareti ile yansımıştı. Meles Tekin, 1 Ekim 2015’te canlı kalkan eylemini sürdürürken, 19 kişi ile birlikte gözaltına alındı ve bir hafta gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Tekin, gözaltıya rağmen “barış” talepli eylemlerde yer almaya devam etti.  
 
73’ünde tutuklandı

2015-2016 yıllarında Kürdistan kentlerinde uygulanan sokağa çıkma yasakları döneminde yaşanan çatışmalara karşı da bedenini siper eden Tekin, önce Cizîr’e yönelik ablukayı kırmak için yürüyüşe geçen “Botan yürüyüşçülerine” katıldı, ardından ablukalara karşı Nisêbîn’in Girê Mîra Mahallesi’nde başlatılan nöbette yer aldı. Günlerce süren nöbete yönelik saldırılar karşısında geri adım atmayan Tekin, barış talebini kararlılıkla haykırdı.  
13 Ocak 2017’de Bêdlis’te yaşanan bir çatışmada oğlu Ahmet Tekin’in (Bahoz Agir) hayatını kaybettiği haberini alan Tekin, çektiği acıyı başka annelerin yaşamaması adına eylemlerine devam etti. Bu sırada hakkında “örgüte yardım” iddiasıyla açılan davada 4 yıl 2 ay hapis cezasına hükmedildi. Cezasının onanmasının hemen ardından Nisan 2018’de tutuklanan Tekin, önce Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne ardından ise Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’ne konuldu.

Cezaevinde de mücadele

Cezaevinde olduğu süre içinde birçok hastalıkla mücadele etmesine rağmen, cezaevindeki arkadaşlarına moral kaynağı oldu. Hastalığına rağmen her defasında Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından “cezaevinde kalabilir” şeklinde rapor verilmesi nedeniyle tahliye edilmeyen Tekin, 18 ay tutulduğu cezaevinde infaz yasasında yapılan değişiklikle tahliye oldu. Tahliyesinin ardından artan hastalıklarıyla mücadele eden Tekin, bir süre sonra felç geçirdi, ancak direnciyle bir süre sonra yeniden ayağa kalktı. En son yakalandığı zatürrenin iç organlarını aşırı etkilemesiyle yaklaşık 10 gün yaşam mücadelesi veren Tekin, hayata gözlerini yumdu.
 
Aydındı, sohbeti güzeldi’

Tekin’in hayat hikayesini Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlatan oğlu Mehmet Tekin, “Annem doğduğundan bu yana hayatında iyi bir gün görmedi” dedi. Annesinin henüz 16 yaşında iken babasıyla evlendirildiğini, aile içinde de zorluklar çektiğini belirten oğlu Tekin, kardeşinin hayatını kaybetmesinin ardından annesinin üzüntüsünün katlandığını söyledi. Annesinin her zaman eylemlerde, Newroz kutlamalarında olduğunu belirten Tekin, “Her zaman isteği barıştı” diyerek, annesinin Barış Anneleri’ne katılmasıyla mücadelesinin daha da aktifleştiğine işaret etti. Annesinin sevilen bir isim olduğuna dikkat çeken Tekin,”Aydın bir insandı. Komşuları tarafından sevilirdi. Sohbeti güzeldi. Toplantılara, eylemlere katılırdı. Şakacıydı da” ifadelerini kullandı.
 
‘Onurlu durmamızı istiyordu’

Cezaevi sürecinin annesinin sağlık durumunu kötü etkilediğini dile getiren Tekin, cezaevine girip çıkmasının ardından da barış talebinin değişmediğini söyledi. Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hayatı mücadeleydi. Cezaevine girdiğinde de mücadele ediyordu. Çıktı yine ‘barış, barış’ dedi. Bugün biz üzüntülüyüz, annemizdir ama aslında Barış Anneleri diyoruz ya hepimizin anneleri onlar. Biyolojik olarak ben onun çocuğuyum ama o Kürtlerin annesidir. Halkın annesidir. Vasiyeti vardı; ‘Ben ölürsem oğlumun yanına gömün’ diyordu. Ama ondan önce babam hayatını kaybetti, babamın isteği de buydu. Onu da yanına defnettik. Başımızın dik olmasını istiyordu, onurlu durmamızı istiyordu. Her zaman son sözü ‘bu kan dursun, barış olsun’ idi. Oğlunu görmek, ona sarılmak istiyordu ama imkan yoktu. Şimdi birbirlerine komşu oldular.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.