Haydut

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

9 Temmuz 2022 Cumartesi - 08:30

  • İpsiz Recep'in içtiği sudan içen Recep Tayyip, "hukuk" üzere namus sözü vererek geldi. Çetin Altan, bu arada ülkenin hukuk zemine oturacağını hayal etti. Ama dipteki lümpen kafa haydutlaşmayı asla "benim için" demeden "vatana hizmet" diyerek kurumlaştırdı.

Çetin Altan’la, "kan davalı"ydı, Türk rejimi. Çünkü su başlarını tutanlar, birbirinin devamı suç ortaklarıydı.

Çetin Altan da kofluklarını, dünyayı güldüren görsüzlük ve cehaletlerini eşeliyor, “ben kendimi vatanıma adadım“ diyen hırsızların, "foyası"nı deşiyordu. "Ülkeme hizmet için, kefenimi giydim" diyen tirancıkların, fiyakasını bozuyor, tozunu alıyordu.

Onun için, seksenine merdiven dayamışken bile, hala mahkeme koridorlarında dolaştırılıyordu, Çetin Altan. En son, "İstiyorum ki Türk devleti, çete olmaktan çıksın ve hukuka otursun" diye yazdığı için, hapse atılmak üzere yargılanıyordu.
Düşmanlık o kadar derindi ki, Türk icadı "devlette devamlılık esastır" martavalına uygun olarak zulum için oğulları, torunlarının peşine düştüler.

Ve Çetin Altan, hukukun izini de göremeden gitti. Ama "devlet gibi" yapan "Türk işi yapı" ondan sonra büsbütün dünyadan saptı.

Ona kin, buna kin, en çok Kürt'e kin besleme derken, büsbütün Dünya'nın yörüngesinden saptı. Kana bulanmış bir haydut çetesine dönüştü.

Anayasa, yasalar da yok artık. Su başlarını tutan lümpen (ayak takımı) Saraylılar ile onların düzeni var.Türk adaleti adına iş yapan adliye onların hizmetinde. Sarayın ve ülkedeki her şeyin başı düşmanını suçluyor, yargılayıp mahkum ediyor, ardından yargı hükmünü veriyor. Türk adaleti artık böyle işliyor.

Emirle hayat alınıp, bağışlanıyor. Gücü olan zenginlikleri gasp ediyordu.

Mafyanın kendi adaleti de kendince...

Saraylılarla çektirilen fotoğraflar, mafyanın dokunulmazlık belgesidir.

Halkın ödediği vergilerle sıkı beslenen polis, Saray düzeninin özel muhafızı işlevindedir. Sokaklara çıkıp ses çıkaran, görüntü yaratanları gazlayıp coplamak, gerekli gördüğünde kurşunlamak, polisin görevleri arasındadır. Dövülen, işkence ile kemikleri kırılan, sakat bırakılan Kürt ise eğer, polise kimse soru da soramaz.

Zaten Kürt'e işkence ve kurşunlama ile başladılar, bu işe. Kimsecik "hani ya insanlık" demeyince "ben bir Türküm" diyenler de uygulamaya dahil oldu. Kanunların dünyası kuruldu.

Ancak bu uygulama yeni değildir. Köleci çağda da adalet böyle dağıtılıyordu. Aykırılık gösterip efendinin sözü, nizamı dışına çıkan köleler yerinde ve zamanında dövülerek, işkence edilerek, ileri gitmişse öldürülerek cezalandırılıyorlardı.
Köleci efendilerin bu iş için beslenen personeli bile vardı. Bunlar, aradıkları adalet formülünü bu kaynaktan buldular ve köle çağı çığırında ilerliyorlar.

Ayrıca gizli polis vardır. Bu polis, Sarayın korku duvarlarına muhafızlıkla görevlidir. Ayrıca, haydut yöntemine yaraşırlıkla bölge boyunca Kürt önde gelenlerini tesbit etmek, cinayet işlemekle görevli...

Sarayın ordusu da IŞİD’le birlikte fetihçi.

Yani İpsiz Recep'in içtiği sudan içen Recep Tayyip, "hukuk" üzere namus sözü vererek geldi. Çetin Altan, bu arada ülkenin hukuk zemine oturacağını hayal etti. Ama dipteki lümpen kafa haydutlaşmayı asla "benim için" demeden "vatana hizmet" diyerek kurumlaştırdı.

Haydutluk içerde ve dışarda, dört nala gidiyor.  

IŞİD takviyeli ordu, Moğollara özenen fetihçilik ile bölge boyunca -en başta Kürdistan parçaları- nerede güçten yoksun bir halk, ülke varsa oraya saldırıyor.

Her yerde, öldürülecek Kürt arıyorlar. Kürt ülkesini talan ediyorlar. (Hey Kürt, katilin seni öldürmek için, senden destek istiyor, utanç ama yer yer bu desteği oy ve alkış cinsinden alıyor da.) İnsanlıktan çıkarıp uluyan yaratığa dönüştürülenler, Kürt kanı ile sevindirik ama açlar. Ortalıkta açların intihar salgını...

Halkına ekmek bile yediremeyenler, Osmanlı tarzı haydutluğa soyunuyorlar. Elde olanı da, toprak işgali ve ganimet koşusunda tükettiler. Geride ortalık, diz boyu sefalet...

Ve işgale çıkanlar, Körfez'de kiralık muhafız. Somali’de, eski Habeşistan'da (Etyopya) fesatlık yayan bir iç karıştırıcı. Libyada kiralık IŞİD’çilerle ortaklaşa hırsızlıkla da iştigal eden işgalci. Irak ve Suriye Kürdistan'ında kan koksuna koşan haydut...

Dünya bunların kanlı, irinli gidişine seyirci bile değil. Görmemek için yüzünü çeviriyor, yer yüzünün egemenleri.
NATO özgürlük, hukuk ve adaletin evrensel muhafızı olarak kurulmuştu. Ne güzel değil mi? Recep, NATO toplantısında alkışlanıyor.

Başa dönersek, Kürt düşmanlığının bunları sürüklediği yer haydutluktur. Haydutlaşan devlette açlık ve sefalet...
Oysa, Çetin Altan son anına kadar, bunlar hukukla tanışır mıydı diye yaşadı.

Onun yaşadığı dönemde, en azından kanunlar vardı. Bugün NATO’ya da şantaj yapan alt haydutluk var. Ve anlaşılıyor ki, haydutlar düzeni, böyle böyle çürüyüp, fil gibi ayakları üstüne çökecek. Olacak. Çünkü, Moğollar ve Osmanlı dahil, hiç bir haydutluk abat olmadı...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.