HDP ve komplocu girişimler

Forum Haberleri —

15 Ocak 2021 Cuma - 23:00

  • Erdoğan da dahil AKP ve besleme basını, HDP’ye karşı yürütülen karalama suçlama kampanyasını tırmandırdı. Erdoğan açıktan, üzerine yemin ettiği anayasayı da çiğneyerek Selahattin Demirtaş’ı ‘terörist’ ilan etti. Erdoğan ne yaparsa yapsın sonunda HDP ve Türkiye’nin demokrasi güçlerini kazanacaklardır.

ZEKİ AKIL

AKP-MHP hükümeti genelde Kürt hareketini ve Türkiye demokratik muhalefetini tasfiye etmek için saldırılarını ve komplolarını sürdürüyor. Bir süre önce Bahçeli’nin talimatıyla AKP ve basını harekete geçilirdi. Hedefinde demokrasi güçleri ve HDP vardı. HDP’nin kapısına açılmamak üzere kilit vurulması gerektiği belirtildi. Bunun üzerine Erdoğan da dahil AKP ve besleme basını, HDP’ye karşı yürütülen karalama suçlama kampanyasını tırmandırdı. Erdoğan açıktan, üzerine yemin ettiği anayasayı da çiğneyerek Selahattin Demirtaş’ı ‘terörist’ ilan etti.

HDP’nin işini bitirmek için yıllar boyu süregelen yoğun tutuklamalar, baskı ve suçlu ilan etmeler sonuç almalarına yetmedi. Şimdi tıpkı Hitler’in yaptığı gibi Kobanê davası adı altında bir kumpas tertiplendi. Yüzden fazla HDP yöneticisine defalarca ağırlaştırılmış müebbet ve binlerce yıllık cezalar isteniliyor. Kobanê olayları üzerinden 6 yıl geçti, herkesin gözü önünde olan HDP ve yöneticilerinin bu kadar ağır suç işlediklerini farkına yeni varmışlar gibi.

Erdoğan’ın yaptığı bilinen ve denenen klasik faşizmin iktidarı zorla ve yalanla ele geçirme ve kurumlaşma oyunlarıdır. Erdoğan Hitler’in yolundan ilerliyor. Hitler de bir komplo düzenleyerek Reichtag’ı kundakladı. Bu olayı sosyalistlerin ve devrimci güçlerin üzerine yıkarak onları tasfiye için kullandı. Yeri geldiğinde Erdoğan Kürt-Türk ayrımı yapmıyoruz, anayasaya göre bütün vatandaşlar eşittir diyor. Ama iktidar gücünü kullanarak eşit vatandaş dedikleri Kürtleri, demokratları suçlu ilan ediyor, karalıyor, zindanlarda çürütüyor, açlığa mahkum ediyor ve kendisi için serbest olan siyaset hakkını onlar için ortadan kaldırmaya çalışıyor. Türkiye’deki bütün basın, televizyonlar Erdoğan ve Bahçeli’nin görüşlerini sürekli yayınlıyorlar. Televizyonlar yaptıkları programlar ile adeta bir iddia ve yargı makamı gibi HDP’lileri yargılıyorlar. Normal yasalarda yargılananların kendilerini savunma hakları vardır. Ancak Türk basını bu savunma hakkını da HDP’lilerin elinden almış, programlara çıkarılmıyor, kendilerini savunmalarına olanak tanınmıyor.

Basında çıkan haberlere göre HDP binasın giden üyeler ve sempatizanlar polis tarafından alıkonuyor GBT taramasından geçiriliyorlar. Bu uygulamalarla aslında fiilen HDP’nin kapısına kilit vuruluyor. Yasalara göre kurulmuş ve parlamentonun üçüncü büyük partisi illegal duruma düşürülmüş, oraya gidenlerin başına bela geleceği mesajı veriliyor. Öyle ki artık hiçbir vatandaş HDP’nin kapısından içeri giremez duruma gelsin.

Erdoğan 2016’daki darbeyi “Allahın bir lütfu’’ olarak kullandı, ülkeyi OHAL sistemi içine aldı. 100 binden fazla insanı devlet kurumlarından temizledi, HDP’nin belediyelerini gasp etti. Şimdi bu kayyım sistemini derneklere kadar yaydı, Barolar yasasını değiştirip, etkisizleştirmeye çalıştı, TBB’yi hedefledi. Kısacası söz söyleyen, kimlik sahibi bütün demokrasi güçlerini, meslek odaları ve sivil toplum kurumlarını teslim almaya çalışıyorlar.

Hitler Almanya’da faşizmi muhalefetin pasif ve edilgen tutumundan yararlanarak iktidara taşıdı. Aynı şey şimdi Türkiye’de de yaşanıyor, Erdoğan ve Bahçeli bütün bunları yapacak güçte değiller, nitekim son belediye seçimlerini kaybettiler. Başta İstanbul olmak üzere büyük belediyeleri demokrasi güçlerinin desteği ile CHP kazandı. CHP aktif bir muhalefet yapıp Türkiye halklarına ve diğer demokrasi güçlerine güven verseydi, Erdoğan şimdi çoktan iktidardan indirilmişti. Üç gün önce CHP Genel Merkezi’nin önünde mağdur olan bazı pazarcılara basın açıklaması yaptırıldı. Halbuki Türkiye’de mağdur, yoksul ve haksızlığa uğramış milyonlarca insan var. CHP mitingler düzenlese milyonlarca insanı meydanlara çeker. Dolayısıyla Türkiye’nin gündemini Erdoğan ve Bahçeli değil muhalefet ve demokrasi güçleri belirler. Nasıl ki Almanya’da sosyal demokrasi ve diğer partilerin pasifliği sayesinde Hitler faşizmi örgütlediyse, aynı biçimde CHP’nin bu edilgen ve döneme cevap olamayan pozisyonu da Erdoğan’ın at koşturmasına alan açıyor. CHP, Canan Kaftancıoğlu’na ‘terörist’ denmesine ve HDP için Kobanê davası kumpasına karşı ciddi bir tutum alsaydı, Erdoğan böyle at koşturamazdı. Sadece Türkiye halkları değil, Avrupa, Amerika ve Arap ülkeleri de İslam’ı da çok kötüye kullanan Erdoğan belasından kurtulmak istiyorlar.

Bütün bu saldırı ve kumpaslara rağmen çok zor şartlar altında politika yapmaya çalışan HDP onurlu bir tutum ve direniş sergiliyor, HDP Türkiye’nin devrimci demokratik mirasını ve birikimini temsil ediyor. Ayrıca 1990’lardan günümüze kadar özgürlükçü Kürt direniş hareketinin geleneği üzerinde de yürüyor. Bu açıdan çok güçlü bir toplumsal ve tarihsel arka plana sahiptir. Aynı baskıları AKP’ye yapsalardı şimdi AKP diye bir isim kalmayacaktı. Bırakalım aynı baskıları onda biri de aynı kapıya çıkardı. Onu da bırakalım sadece iktidarı kaybetmiş bir parti olarak AKP’nin var olma koşulları kalmamıştır.

AKP tamamen faşist talana ve çıkara dayalı bir koalisyona ve şebekeye dönüşmüştür. Bu açıdan HDP yüksek ahlaki bir temsile, bedeli göze almış direnişçi bir kimliğe sahiptir. Suçlanıyorlar, tehditlere ve komplolara maruz kalıyorlar, hapishanelere dolduruluyorlar, açlık ve yoksullukla yüz yüze bırakılıyorlar, ağır bir psikolojik savaşla karşı karşıyadırlar. Bütün bunlara rağmen insanlık değerlerini temsil ettikleri için başları dik ve alınları açıktır. Faşizmin mahkemeleri dahil iç ve dış kamuoyu karşısında kimliklerini ve görüşlerini savunabiliyorlar. Çünkü utanacak bir şeyleri yok. Erdoğan ve Bahçeli gibi yalana ve devletin baskı güçlerine ihtiyaçları yoktur. Erdoğan ne yaparsa yapsın sonunda HDP ve Türkiye’nin demokrasi güçlerini kazanacaklardır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.