- NATO 2026 Zirvesi’ne hazırlanırken Türkiye, ev sahibi olarak stratejik önemini vurgulamak ve müttefiklerine savunma sanayisini sergilemek şeklinde çifte bir pazarlamanın telaşında
NATO zirveleri, politika değişikliklerini duyurma, yeni üyeleri resmen kabul etme ve ittifak stratejisini geliştirerek dünyaya sinyal verme platformları olarak hizmet ediyor. Zirveler, üzerinde anlaşmaya varılan ortak tutumları ortaya koyan zirve bildirileriyle sonuçlanıyor. Toplantıların kendisi yalnızca üyelere açık olsa da NATO üyesi olmayan devlet veya kurum liderleri (örneğin AB) genellikle törenler ve yan görüşmeler için davet ediliyor. Ukrayna Devlet Başkanı, Ankara Zirvesi’ne davet edildi ve katılması bekleniyor. Diğer davetliler arasında Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri liderleri yer alıyor.
NATO, 2023’te yeni savunma planlarını açıkladı, Finlandiya ve İsveç’i sırasıyla 2023 ve 2024’te ittifaka kabul etti. Ayrıca daha yüksek savunma harcamalarına taahhüt ettiler; bu taahhüt 2025’te her üyenin 2035’e kadar GSYİH’sının en az yüzde 3,5’ini askeri harcamalara ve yüzde 1,5’ini kritik altyapıya ayıracağı vaadiyle doruğa ulaştı.
Ankara Zirvesi, sorunsuz geçerse yeni stratejik yönelimden ziyade ilerleme raporu niteliğinde olacak.
Türkiye ne rol oynuyor?
Trump’ın Avrupa üyesi devletlerle anlaşmazlıkları, yaklaşan NATO Zirvesi’ndeki tek hikâye değil. Ev sahibi Türkiye’nin de kendi gündemi var ve Ankara bunun zirvede merkezde olmasını umuyor. Uluslararası Kriz Grubu Avrupa Güvenliği Direktörü Olga Oliker'e göre; Ankara, kıtadaki diğer müttefikler gibi, ittifakı güvenliğinin ayrılmaz parçası olarak görüyor. Türk yetkililer, ittifaka ne kattıklarını ve daha ne katabileceklerini vurgulamak isteyecek. Ankara, Moskova’yla ilişkilerde Avrupa komşularıyla tam uyum içinde olmasa da (örneğin Rusya’ya yaptırımlara katılmadı ve ekonomik-siyasi bağlarını koruyor), Rusya’nın komşusuna karşı zafer kazanmasının tüm Avrupa için zararlı olacağı görüşünü paylaşıyor.
Ankara’nın varlığı yalnızca ABD’den sonra NATO’nun ikinci büyük ordusu olan silahlı kuvvetleriyle sınırlı değil; aynı zamanda Doğu Avrupa ve güney bölgelerine güvenlik sağlamadaki rolüyle de öne çıkıyor. Karadeniz’deki stratejik konumu Rusya-Ukrayna savaşında büyük önem taşıdı; burada Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. Maddesi’ni devreye sokarak Boğazları savaşan tarafların savaş gemilerine kapattı (ana üslerine dönen gemiler hariç). Bu adım, Ukrayna’nın Rusya’nın Karadeniz Filosu’nu önemli ölçüde zayıflatmasına yardımcı oldu; filo komutasının büyük kısmının Kırım’dan Rusya ana karasındaki Novorossiysk’e taşınmasını zorunlu kıldığı bildiriliyor.
Ankara’nın müttefiklerine sunduğu değer teklifinde savunma sanayi kapasitesi de önemli yer tutuyor. Bu kapasite son 10 yılda büyüdü; birçok müttefiki ise ancak şimdi üretimini artırmaya başlıyor. AB’nin savunma finansmanındaki artan rolü nedeniyle çoğu müttefik (aynı zamanda AB üyesi olanlar) savunma avrolarını harcarken blokla çalışacak. Türkiye üye olmadığı ve AB harcama politikasının belirgin bir yönü “blok içinden alım” olduğu için Türk firmaları ve Ankara yetkilileri dışlanmaktan endişe ediyor. Elbette Türk savunma üreticileri kıta genelinde birçok ortakla zaten yakın iş birliği yapıyor, ancak öngörülen büyüme dalgasıyla Ankara daha büyük rol oynayabileceğine inanıyor. Bu amaçla zirveyle eş zamanlı bir Savunma Sanayi Forumu düzenliyor ve müttefik hükümet yetkilileri ile sanayi temsilcilerinden yüksek katılım bekliyor. Planları, diğer müttefiklerin ve NATO yetkililerinin zirvede savunma sanayisini sergileme ve teşvik etme arzusuyla da uyumlu.
Ankara, ayrıca Washington’la ikili bağlarını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki sıcak ilişkiyi vurgulamak istiyor. Trump zirveye Erdoğan ev sahipliği yaptığı ve kendisinden katılım istediği için katılacağını belirtti. Zirve öncesinde Erdoğan iki liderin görüşme yapacağını işaret etti; Trump da ABD’nin Türkiye’ye yalnızca jet motoru değil, F-35 savaş uçaklarını da satmanın yolunu açabileceğini ima etti. Her ikisi için de Kongre’de önemli muhalefet var. F-35 alımı ilk Trump yönetimi tarafından Ankara’nın Rus S-400 hava savunma sistemlerini alması nedeniyle engellenmişti.
Her şeyden önce, diğer NATO müttefikleri gibi Ankara da başarılı bir zirve istiyor. Müttefikler arasında birlik görüntüsünün bozulması Türkiye’nin tüm cephelerdeki çıkarlarına zarar verebilir; savunma sanayi iş birliği ihtimallerini zedeleyebilir ve ülkenin NATO için kritik önemini zayıflatabilir. NATO Türk güvenliğinin bir direği olmaya devam ettiği için Ankara, diğer Avrupa müttefikleri ve Kanada gibi, ittifakın güçlü kalmasına ihtiyaç duyuyor.