Hepimizin kalbi özgürlük için atıyor

Kültür/Sanat Haberleri —

13 Eylül 2020 Pazar - 22:40

Mehmet Akbaş: “Sanat en güçlü cephelerin başında gelir, sanat özgürlük ve duyarlılık duygularının güçlenmesini sağlar ve insanın kendisini ifadesinin ilk yaratıcı biçimidir. Direnişi, isyanı ve umudu ifade edecek olağanüstü bir potansiyele sahiptir sanat.”

MIHEME PORGEBOL

Geçtiğimiz aylarda çok tartışılan röportaj ve söylemleriyle gündeme gelen Kürt müzisyen Mehmet Akbaş‘la hem kendi söylemleri etrafında şekillenen tartışmaları hem de Kürdistan sanatı hakkındaki düşünceleri üzerine konuştuk. Belki de kendini daha iyi ifade edebileceği bir olanak bulamamıştı. Sohbet havasındaki röportajda Kürdistan sanatı, sanat-politika ilişkisi, Kürt basını ve Kürt sanatı arasındaki kopukluk, son olarak da Mezopotamya Kültür Merkezi’nin üzerindeki baskılar hakkında konuştuk.

 

 

Sevgili Mehmet, öncelikle seninle tartışmamıza da sebep olan konuyu sormak istiyorum. Kendini yeterince ifade etme olanağı bulamadığını düşünüyorum. Bir televizyon kanalında verdiğin röportajdaki ifadelerin sosyal medyada çok tepki toplamıştı. Sen de o röportajını sosyal medya hesabında “Sanatçı ideolojiler ve siyaset üstüdür. NOKTA.!!!” şeklinde paylaşmıştın. O konuya açıklık getirir misin?

O röportajda Kürt müzik piyasasının (bana göre olmayan piyasasının) durumunu sormuşlardı. Ana dilim olmayan, konuşma dilinde de yetkin olmadığım Kurmancî ile kendimi ifade ediyordum. Söylediğim çok açıktı aslında. Müziğimizin ağırlıklı olarak slogan ve propaganda müziğine indirgendiğini, daraltıldığını müzikalitenin önemsizleştiği bu tür normların ağırlıkta olduğu dar temsiliyetlerin siyaset tarafından sanat ve sanatçı olarak görüldüğünü, topluma böyle bir algının empoze edildiğini vurguladım. Bunu da 20 küsur yıldır yaşadığım tecrübelere dayanarak söyledim. Siyasi otoritelerin yaptığı etkinlik, festival vb. organizasyonların sanatçı listelerine de baktığınızda ağırlıklı olarak bu normlara uyanların temsiliyetinin olduğunu görebiliriz. Ben sanatın bu şekilde özgürce gelişeceğine inanmıyorum. Sanat ve siyaset ilişkisinin üretimden, sanatın gelişiminden çok çıkarlar üzerine kurulması rahatsızlıklar yaratıyor. Siyaset sanatı kendi güdümüne almış oluyor bu durumda ve yukarda bahsettiğim normlara uymayan üretimlerin ve sanatçıların hiçleştirildiği sağlıksız bir atmosfere normal şartlarda oluşan bir piyasa gibi bakamayız.