Hiçbir duvar yüreğine ulaşmayı engelleyemez

2 Mart 2021 Salı - 23:00

.

.

  • İmralı’da rehin tutulan Öcalan’ı resmeden İtalyan ressam Fabiana Simonelli, “Hiçbir duvar yüreğine ulaşmayı engelleyemez” diyor. 

ALİ ÖZŞERİK

Ressam Simonelli’nin Öcalan ve Kürt halkıyla tanışıklığı 90’lı yıllara uzanıyor. Roma’da Kürt kurumlarındaki bireylerle başlayan tanışıklık, Öcalan’ın Roma’ya gelişiyle birlikte Kürt sorunuyla daha yakından ilgilenmeye evrilmiş. Öcalan’ın fikirleriyle tanışma hikayesinin ise bir yol hikayesi olduğunu belirten Simonelli, “Türkiye’nin Suriye sınırına yakın bir kentte bir arkadaşımı ziyarete gitmek zorundaydım. Yolda okumak için Kürt arkadaşlarımın bana hediye ettiği kitabı yanıma almıştım. Antep’e, Fırat Nehri’ne ulaştığımda okuduğum kitabın Türkiye’de tutuklanma gerekçesi olduğunu anlamıştım. Yanımda götürdüğüm ve yol boyunca okuduğum kitap, Öcalan’ın cezaevinden yazdığı bir kitaptı. Kitaptaki iki kavram; Öcalan’ın ‘duvar’ ve ‘sınır’ için getirdiği tanımlama beni çok derinden etkilemişti” diyor. 

Acının güce dönüşmüş ifadesi

“Kürt halkının özgürlük mücadelesinin karizmatik lideri Öcalan’ın yüz ifadesi, bende bir arayış hissi yarattı. Onun portresini çizme fikri de böyle oluştu” diyen Simonelli, o yüz ifadesini şöyle tanımlıyor: “Belki de, asla tam derinliğini anlamaya ulaşamayacağım ama ona zaman ayırarak dikkatlice gözlemlediğim o ‘acının büyük bir güce dönüştüğü anın’ yüz ifadesi.”

Eserinde Öcalan’ın İmralı’daki fotoğrafından esinlenen Simonelli “neden bu fotoğraf” sorusuna ise şöyle açıklık getiriyor: “Bu fotoğrafta bir adam var. Onun insanlığı var, kendi halkını gerçekten seven birinin bakışları var. Bunları gördüğüm için bu fotoğrafı çizmeyi seçtim.” 

Onu hissedebilmemizi sağlıyor

Eserinin üzerine “Hiçbir duvar, hiçbir zaman yüreğine ulaşılmayı engelleyemez” sözlerini yazan ressam, “Öcalan’ın portresi üzerindeki cümle, okuduğum o kitabın bende oluşturduğu his ve duygu sonucu gelen ilhamla gelişti. Öcalan, arkasında bulunduğu duvarları engel olarak görmeden yazıları aracılığıyla yüreği ve düşünceleri üzerinden bizlere ulaşarak onu hissedebilmemizi sağlıyor” diyor. 

Duvar en korkunç şiddet aracıdır

“22 yıldan uzun bir süre cezaevinde kalmanın ne anlama gelebileceğini uzaktan bile hayal edemem” diyerek Öcalan’ın tutsaklığını anlamasının mümkün olmadığını aktaran Simonelli, sözlerine Romalı yazar Sandro Bonvissuto’nun tutsaklık üzerine değerlendirmesiyle devam ediyor: “Sandro Bonvissuto, kendi içinde tutsak olduğunu hissedenin sesi olmayı başaran bir yazardır ve şöyle diyor: Duvar, var olan en korkunç şiddet aracıdır. Asla gelişmedi çünkü zaten mükemmel doğmuştu. Her gün, havalandırma saatinde, burnunla dokunabilir, o kadar yakından bakabilirsin ki bir daha asla göremezsin. Ve duvar vücuduna etki edecek şekilde yapılmadı; ona dokunmazsan, sana dokunmaz. Acıtacak bir şey değil, acı veren bir fikirdir bu.”

Güzel Sanatlar mezunu olan Simonelli son olarak Öcalan’ın özgürlüğü için yürütülen kampanyalara da değinerek, “Uluslararası toplum Öcalan’ın sesine kulak vermeli. Yalnızca Türkiye’nin ortadan kaldırılması gereken bir halk olarak gördüğü Kürtlerin sesi olarak değil, var olma hakkına sahip bir halkın tanınması gerektiği için çağrılarda bulunmalıdır. Öcalan’a özgürlük için herkes bu sese sesini katmalı” çağrısında bulunuyor. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.