İtalya'da Post-faşistler hakim ama Sol da yükselişte

Forum Haberleri —

27 Eylül 2022 Salı - 21:15

.

.

  • İtalyan siyasetinde, Sol çok uzun süredir resmin dışında kalmıştı. Partito Democratico ile ittifak halindeki küçük listeler ya da diğer partilerden ayrılan milletvekilleri dışında 2008'den bu yana parlamentoda yer almıyor. Böylece İtalya'da bağımsız bir solun kendi parlamentosunda temsil edilmesinin üzerinden on dört yıl geçmiş oldu.
  • Bugün kriz sayısız işçi sınıfı hanesini yoksulluğa sürüklüyor. Bu noktada İtalyan solu, Unione Popolare gibi İtalya'nın ABD'nin taleplerine boyun eğmek yerine Ukrayna'da barışı sağlamak için ciddi adımlar atması gerektiğinde ısrar eden Papa Francis'te beklenmedik bir müttefik buldu.

 

JACOPO CUSTODI / GUENDALINA ANZOLIN

7 Eylül'de Roma'nın işçi sınıfı mahallesi Tuscolano'da çoğunluğu gençlerden oluşan bir kalabalık, hemen oracıkta kurulan derme çatma bir kürsüye çıkan Jean-Luc Mélenchon'u karşılamak için toplanmıştı. Popüler Fransız sol kanat lideri, yanında yer alan Luigi de Magistris'i desteklemek üzere İtalya'ya gelmişti. Napoli'nin eski belediye başkanlarından De Magistris, bugün adını bu baharda Fransa'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mélenchon'u destekleyen koalisyondan alan Unione Popolare'nin başkanlığını yürütüyor 

Unione Popolare, İtalyan solunun çeşitli örgütlerini birleştiren yeni bir güç: Potere al Popolo, Rifondazione Comunista, DemA, Manifesta ve Paese Reale'nin yanı sıra toplumsal hareketlerin parti dışı temsilcileri de var. Temmuz 2022'nin başında, 2023 ortalarında yapılması planlanan seçimler için siyasi bir proje oluşturmak amacıyla kurulmuş, ancak aynı ayın sonunda, Mario Draghi'nin partiler üstü hükümeti seçimleri 25 Eylül'e, yani bugüne ertelediği için planlarını revize etmek zorunda kalmıştı. Zorluklara rağmen Unione Popolare yine de aday olmaya karar verdi ve Ağustos ayında sadece iki hafta içinde İtalya genelinde seçimlere katılmak için gerekli imzaları toplamayı başardı.

Kasvetli seçim
Herhangi bir terslik olmazsa, sağ koalisyon bugünkü seçimleri kazanacak [kazandı, Ç.N.] ve Giorgia Meloni liderliğinde bir hükümet kuracak. Kendisi, son kamuoyu yoklamalarında yaklaşık yüzde 25 destekle başı çeken post-faşist Fratelli d'Italia'nın lideri. Liberal bir merkez sol güç olan Demokrat Parti kendisini Sağ'a alternatif olarak sunuyor ancak inandırıcılıktan yoksun. Bunun ilk nedeni, Draghi'nin yönetiminde, bugün Meloni'nin koalisyonunu destekleyen dört partiden en az üçüyle ittifak halinde hükümet kurmuş olması (Fratelli d'Italia, Draghi'nin koalisyonunun dışında kalan tek büyük parti). İkinci olarak, oyların sadece yüzde 45'ini alsa bile Sağ'a sandalyelerin neredeyse üçte ikisini vereceği tahmin edilen anlamsız bir seçim yasasından esas olarak sorumlu olan parti olduğu için.

Demokrat Parti'ye yönelik bu güvensizlik ortamında, Giuseppe Conte'nin Beş Yıldız Hareketi işsizlik yardımı ve asgari ücret gibi sosyal konulara odaklanan kampanyası sayesinde anketlerde geri dönüş yaptı. Bu parti de bir zamanlar sahip olduğu güveni kazanmakta zorlanıyor: gerçekten de son genel seçimde birinci olan parti, 2018'de Matteo Salvini'nin yabancı düşmanı Lega'sı, daha sonra Demokrat Parti ile birlikte merkez sol bir hükümette yer aldı ve nihayet Draghi yönetiminin bir parçası oldu - muhafazakar ve neoliberal bir programla merkez soldan aşırı sağa uzanan postdemokratik bir "ulusal birlik" hükümeti.

Bu atlıkarıncaya benzeyen İtalyan siyasetinde, Sol çok uzun süredir resmin dışında kalmıştı. Partito Democratico ile ittifak halindeki küçük listeler ya da diğer partilerden ayrılan milletvekilleri dışında 2008'den bu yana parlamentoda yer almıyor. Böylece İtalya'da bağımsız bir solun kendi parlamentosunda temsil edilmesinin üzerinden on dört yıl geçmiş oldu. İtalya’nın bir zamanlar Batı Avrupa’daki en büyük Komünist Parti’ye ve varlığı toplumsal hareketlerden sendikalara ve kültür dünyasına uzanan bir Sol’a sahip olduğunu hatırlarsak bu daha da büyük bir trajedi.

Hareketlenme Var
Ancak bu kez bir hareketlenme var. Unione Popolare'nin kurulmasıyla birlikte İtalyan solu siyaset sahnesine geri dönmek için kendini yeniden örgütlemeye çalışıyor. Avrupa'daki diğer sol güçler de İtalyan kardeşlerine el uzatma konusunda aktifler: Mélenchon'un cömert desteğinin ardından Podemos'un kurucusu Pablo Iglesias da 17 Eylül'de İtalya'ya gelerek Luigi de Magistris ile görüştü ve gazetecilere İtalyan olsaydı hiç tereddüt etmeden Unione Popolare'ye oy vereceğini söyledi.

Kısa bir süre içinde ve yeni doğmuş bir siyasi organizasyonla seçim kampanyası yürütmenin zorluklarına rağmen, Unione Popolare geçmişe kıyasla daha iyi durumda görünüyor. İtalyan solunu son yıllarda karakterize eden kısıtlamaların bazılarından kurtuluyor, örneğin fraksiyonlara ayrılmışlık, medya dostu ve karizmatik figürlere karşı güvensizlik ve ulusal kimliğin reddi. Luigi de Magistris ayrıca sık sık televizyona çıkarak sol örgütlerin ulaşmakta zorlandığı bir kitleye ulaşmayı başarıyor. De Magistris önce yolsuzluk ve organize suçlarla ilgili önemli soruşturmalar yürüten bir sulh hakimi, ardından Avrupa Parlamentosu üyesi ve son olarak da iki dönem Napoli Belediye Başkanı olarak görev yaptı. Napoli'de iki kez de hiçbir büyük partinin desteğini almadan, sadece sivil listelerin ve radikal solun desteğiyle kazandı. Bu da onu son yılların İtalyan siyasetinde bir istisna haline getiriyor.

Unione Popolare, Sol'a daha modern bir imaj ve daha taze bir dil kazandırmaya çalışırken, siyasi önerilerinin radikalizminden de vazgeçmiş değil. Seçim programı zengin ve kapsamlı: sosyal ve sivil hakları korumakta, ekolojik dönüşümün aciliyetinde ısrar etmekte, İtalya'nın uluslararası anlaşmazlıklarda (Ukrayna'daki savaştan başlayarak) barış için arabulucu rolünü üstlenmesini talep etmekte ve vergi sisteminin yeniden gerçekten artan oranlı hale gelmesi için ülkenin büyük zenginliği üzerindeki vergileri artıran bir vergi reformu için bastırmakta.

Enflasyon ve güvencesiz ve kuralsız bir işgücü piyasası nedeniyle nüfusun hızla yoksullaşması karşısında Union Popolare, kampanyasının merkezine bazı temel sosyal meseleleri koydu.

İlk olarak, saatte 10 Avroluk bir asgari ücretin uygulanmasını öneriyor. İtalya, Avrupa'da böyle bir asgari ücrete sahip olmayan birkaç ülkeden biri ve aynı zamanda 1990'dan bu yana ücretlerin düştüğü tek Avrupa ülkesi (yaklaşık yüzde 2,9 oranında). Unione Popolare'ye göre, asgari ücret aynı zamanda şirketleri sürekli olarak ücretleri sıkıştırmak dışında kar elde etmek için yöntemler bulmaya zorlayan bir sanayi politikası aracı olarak da kullanılmalı - örneğin, inovasyon yaparak, yeni teknolojilere yatırım yaparak ve daha iyi iş organizasyonu arayışına girerek. Böyle bir asgari ücret emeğe saygınlığını geri kazandıracak ve yıllardır sanayisizleşmeden muzdarip olan üretken dokuya yeniden canlılık kazandıracak süreci başlatacaktır.

İkinci olarak, ciddi bir kamu istihdamı programı öneriyor. İtalya'da, çok fazla kamu çalışanı olduğunu, çok az çalıştıklarını ve onlara ihtiyaç duyulmadığını söylemek yaygın. Ancak verilere baktığımızda İtalya, kamu istihdamını büyük ölçüde azaltan sürekli neoliberal politikalar nedeniyle, nüfusa oranla kamu çalışanları açısından Avrupa'da son sırada yer alıyor. Unione Popolare, evrensel sosyal sistemimizin iki temel direği olan eğitim ve sağlıktan başlayarak 1 milyon kamu çalışanının işe alınmasını ve böylece sistemin yeniden kapsayıcı ve etkin hale gelmesini öneriyor. İtalya on yıl içinde halk sağlığından 37 milyar Avro kesti. Sonuç mu? İtalya, pandemiden en çok etkilenen ülkelerden biri oldu. COVID-19 vurduğunda, yoğun bakım yataklarının sayısı Almanya'daki seviyenin üçte birinin altındaydı.

Üçüncü olarak, artan enerji maliyetleri konusunda halka yardım etmeyi taahhüt etti. İtalya'da pek çok aile, enerji faturalarının giderek artan fiyatları nedeniyle halihazırda yoksulluğa düşüyor. İşten çıkarma fonu Temmuz ayında tam kapasiteyle üretim yapamayan şirketlere karşı keskin bir artış gösterdi ki bu durum halihazırda talepte bir darboğaza neden oluyor. Çoğu İtalyan şirketinin ölçeği unutulmamalı; yüzde 95 kadar büyük oranda bunlar mikro işletmeler ve bu nedenle dışsal şoklarla başa çıkmak için küçük kar marjlarına sahipler. Unione Popolare, İspanya modeline dayalı olarak, enerji şirketlerinin ekstra karlarının yüzde 90'ının vergilendirilmesiyle finanse edilecek acil yardım öneriyor.

Enerji sorunu karşısında çözüm, İtalyan hükümetinin şu anda yaptığı gibi, çevreyi kirleten eski kömürlü termik santralleri yeniden açmak olamaz. Aksine bu, temiz ve yenilenebilir enerjilere doğru hızlı bir ekolojik geçiş başlatmak için bir fırsattır. Bunun için Unione Popolare, ulusal enerji sisteminin mümkün olan en kısa sürede kamu kontrolü altına alınması gerektiğinde ısrar ediyor. Özelleştirmenin açıkça başarısız olduğu yerlerde kamulaştırmayı uygulama cesaretine sahip olmak gerekir.

Son olarak Unione Popolare, Rusya ile savaşa barışçıl bir çözüm bulunması konusunda ısrar ediyor. Vladimir Putin'in işlediği suçlar konusunda hiçbir şüphe yok; amaç, yirminci yüzyılda yaşananlar kadar, hatta daha fazla felakete yol açma riski taşıyan, tırmanan bir askeri çatışmalar sarmalına girmekten kaçınmak. Dahası, İtalya'nın Rus gazına olan büyük bağımlılığı göz önüne alındığında, Ukrayna'daki savaşa diplomatik bir çözüm bulunması için çalışmak sadece etik açıdan doğru bir şey değil, aynı zamanda acil bir maddi gereklilik.

Bugün kriz sayısız işçi sınıfı hanesini yoksulluğa sürüklüyor (ve savaşla bağlantılı Afrika'daki yeni kıtlıkların bize hatırlattığı gibi sadece İtalyan hanelerini değil). Bu noktada İtalyan solu, Unione Popolare gibi İtalya'nın ABD'nin taleplerine boyun eğmek yerine Ukrayna'da barışı sağlamak için ciddi adımlar atması gerektiğinde ısrar eden Papa Francis'te beklenmedik bir müttefik buldu.

Uzun Ömürlü mü?
Ne yazık ki, İtalyan solu son yıllarda seçimlerden kısa bir süre sonra ölen birçok seçim ittifakına sahne oldu. Bu sefer neden farklı olsun ki?
Umutlu olmak için bazı nedenler var. Unione Popolare, De Magistris'te daha önce düşmanlıkları olan ve bazen farklı görüşlere sahip siyasi grupları bir arada tutmaya yardımcı olan birleştirici karizmatik bir figür buldu. Dahası, Unione Popolare'yi oluşturan partiler geçmişteki hatalarından ders almış görünüyor ve İtalya'da popüler bir sol gücün yeniden inşası için birlik olunması gerektiği konusunda artık daha büyük bir farkındalık var.

Son olarak, eğer Unione Popolare 2013 ve 2018'deki sol ittifaklardan daha iyi bir performans gösterirse, bu durum projenin güçlenmeye devam etmesi ve İtalya'ya acilen ihtiyaç duyduğu istikrarlı sol referans noktasını geri getirmesi gerektiği fikrini daha da güçlendirecektir.

Çeviri: Serap GÜNEŞ
https://jacobin.com/2022/09/italian-election-luigi-de-magistris-unione-popolare-left-alliance

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.