Jîna Amînî son damlaydı

Kadın Haberleri —

Ghazal Bagheri

Ghazal Bagheri

  • Jîna Amînî'nin katledilmesinin son damla olduğunu söyleyen İranlı Ghazal Bagheri, "Şu an İran’da Kürt, Türk, Arap, Beluç, Lor ve tüm etnik kökenler, kadın erkek el ele tek bir hedef için savaşıyorlar" dedi.

MİHEME PORGEBOL

Saçı göründüğü gerekçesiyle İran “Ahlak polisinin" Kürt kadın Jîna Amînî’yi işkenceyle katletmesi ardından Amînî’nin memleketi Saqiz’da başlayan protesto gösterileri kısa sürede İran’ın tamamını sardı. Protesto gösterileri kısa sürede bir isyan hareketine dönüştü. Halk ülkenin her yerinde devlet binalarını kuşatıp kimi bölgelerde kontrolü ele geçirirken rejim de halkın haklı isyanına gerçek mermi ve işkence uygulamalarıyla saldırıyor. Halk ayaklanmasında yüzlerce kişi yaşamını yitirmesine rağmen dünyanın her yerinden gelen yoğun destek isyanı günden güne güçlendiriyor. 

Jîna Amînî’ni bu gösterilerde bir sembole dönüştü ancak İran rejiminin aynı sebepten katlettiği ilk kadın değil. Zaten uluslararası toplumda, “İdam devleti” diye bilinen İran’da başta kadınlar olmak üzere rejim gibi düşünen hiç kimsenin yaşamı güvende değil. Bu yüzden de başta sanatçı ve bilim insanları olmak üzere akıl ve mantıkla bağdaşmayan şeriat rejimine muhalif olan herkes artık barınamadığı ülkesini terk etmek zorunda kaldı, kalıyor.

O'da ülkesini terk etmek zorunda kalanlardan

Ghazal Bagheri de, İran devletinin anti demokratik, baskıcı, şeriat rejiminin hukuksuzluğu ve insani değerleri hiçe sayan zalimane politikaları dolayısıyla ülkesini terk etmek zorunda kalan kadınlardan biri. 1993 yılında İran’ın kuzeyinde bulunan Qaemshahr şehrinde doğup büyüyen Bagheri liseyi bitirdikten sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı. Bu taşınmada sosyal ve politik sebepler etkiliydi. Bir kukla tiyatrosunda 6 yıl boyunca oyuncu ve kuklacı olarak çalışan Bagheri 17 yaşındayken profesyonel olarak renkli kalem ve kömür kullanarak resim yapmaya başladı. Farklı boya ve çizim teknikleri kullanan Bagheri resimlerinde çoğunlukla kişisel hayatından meselelere bazen de kendi kişisel bakış açısıyla başka insanların hikayelerine yer veriyor. Biz de İran’da kitlesel bir isyan hareketine dönüşen gösterileri Ghazal Bagheri’yle konuştuk.

İran’da kadınların öncülüğünde gelişen isyan hareketini genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

1979 yılındaki devrimden sonra kadın hareketleri zamanla içsel bir öz farkındalığa ulaşmış. Yıllar içerisinde kadınlar, kanun adı verilen baskılara rağmen toplumda var olmaya çalıştılar. Açıkçası ben “Kadın, yaşam, özgürlük” (Jin, jiyan, azadî) ile başlayan modern ve ilerici bir hareketin sadece İran’ı değil, Ortadoğu’nun ataerkil kültürünü kökten değiştireceğini düşünüyorum. Bu ayaklanmaların kadın öncülüğü olsa da İranlı erkeklerin de temel insani haklar için kadınlarla yan yana savaştıklarını görmek, başörtüsünü yakan bir toplumun 21. yüzyılda Ortaçağ gibi bir sistemi istemediklerini ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını tüm dünyaya gösteriyor.

 İran’daki gösterilere açıkça destek veriyorsunuz. Bizi gösterilerin ana talepleri hakkında bilgilendirebilir misiniz?

Aslında talep edilen ve istenilen şey çok basit. İnsanların en temel hakkı olan eşitlik, dinin kanun olmaması ve tabii en nihayetinde de özgürlük. 

Sizin gibi birçok İranlı kadın sanatçı ülkesi dışında yaşamak zorunda kalıyor. İran rejiminin hem sanata hem kadınlara ayrı bir düşmanlığı olduğu biliniyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

İran’ın mevcut rejimi insanların ve tabi kadınların kendi hayatlarının kontrolünü ellerine almasının yollarını her zaman elinden geldiğince kapatmaya çalıştı. Bu yollardan bir tanesi sanat ve edebiyat dünyası. Ama biz isyancı bir toplum olduğumuz için her zaman tüm sansür ve baskılara rağmen kaçış yolları aradık ve tüm bunlara rağmen üretmeye devam ettik.

Shervin Hajipur, gösterileri desteklemek adına yaptığı şarkı yüzünden tutuklandı. Dijital medya hesaplarından İran’da sanatçıların gösterilere desteği yoğun. İran’daki sanatçılar bu gösterilerde nasıl bir rol oynuyor?

Öncelikle Shervin desteklemekle kalmayıp bizim sesimiz oldu. Dileğim en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşması. Bilindiği üzere yıllardır baskıcı bir rejim söz konusu olduğu için halen, -ki şu an konuştuğumuzda İran’da insanların sokakta- İran’da yaşayan kimi sanatçılar ve tanınmış kişiler konuşmaktan korkuyorlar. Diğer taraftan da İran içinde gösterileri destekleyen sanatçıların da maalesef çoğu tutuklanmış durumda. Şu anki İran toplumu artık gri rengi, yani ‘ya siyahsın ya beyaz’ dayatmasını kusuyor. Bu yüzden biz yıllarca yanımızda olmayanları nasıl unutmadıysak şu an yanımızda olanları da hiçbir zaman unutmayacağız.

Jîna Amînî’nin katledilmesinin ardından ilk gösteriler Saqiz şehrinde başladı. Jîna bir Kürt’dü ve gösterilerde öne çıkan motto Kürtçe “Jin, jiyan, azadî” sloganı oldu. Daha sonra Beluçlar da gösterilere yoğun destek verdi. Bu durum size İran halklarının birlikteliği açısından ne hissettiriyor?

Bütün bu acılar ve kayıplara rağmen sadece ben değil tüm İranlılar şu an bu ittifak ve birliktelikten çok mutlu ve gururlu. Bizi birbirimize düşürmek isteyenlere rağmen, İran halkı hiçbir zaman milliyetçi bir toplum olmadı. Şu an sanırım artık tüm dünya bunu görebiliyor. Amînî Kürt'dü ama aynı zamanda İranlıydı. Saqiz şehrinden sonra Kuzey’de Reşt ve ardından tüm İran, Kürt demeden çocuğumuz için ayağa kalktı. Şu an İran’da Kürt, Türk, Arap, Beluç, Lor ve tüm etnik kökenler, kadın erkek el ele tek bir hedef için savaşıyorlar.

Türkiye’de yaşanan toplumsal olaylar çoğu zaman “dış güçler” faktörüne bağlanır. Sanki insanların gerçek talepleri hiç yokmuş gibi sürekli başka bir devletin müdahalesinden bahsedilir. İran’da gösterilere karşı olumsuz düşünenler var mı? Onlar ne düşünüyor?

Aslında eskiden böyleydi ama İran halkının şu an ki sistem ile olan meselesi çok daha kişisel. Şu anki İran toplumu yıllarca bastırılmış öfkesini çok bilinçli, hedefinden sapmayan bir şekilde iki üç negatif sesini hemen bastırabilecek olgunlukta. Mahsa Amînî’nin öldürülmesinin ardından ayaklanmaların ilk günlerinde ABD veya İsrail'in işin içinde olduğunu söyleyenler oldu. Tıpkı 44 yıl boyunca rejimin bize dayatmaya çalıştığı gibi. Ama biz, kendimiz, herhangi bir dış güç olmadığını biliyoruz.

Kadınların öncülüğündeki bu haklı isyan uluslararası kamuoyunda da her kesimden yoğun destek alıyor. En azından öyle görünüyor. Bu destek eylemlerinin bir karşılığı var mı? Destek ve eylemleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Tabii ki de bu destekler İran’da özellikle sahada olan gençlerimize büyük bir motivasyon kaynağı. Ama bana kalırsa bu destekler biraz geç verilmeye başlandı. Hatta sanırım ilk defa dünya bizi görüp İran halkını rejiminden ayrı tutuyor. Mahsa Amînî’nin düşen son damlaydı. Biz 1979 devriminden sonra 1988 yılında 5 ay süren sosyalist örgütler ve İran'da faaliyet gösteren çeşitli komünist parti mensupları dahil olmak üzere binlerce siyasi suçlunun idamlarını gördük. 1999 yılında Kooye Daneshgah adlı bir çeşit Holokost olarak bilinen öğrenci protestoları, 2009 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminin hileli olduğunu düşünen halka dönük katliamı, 2017 seçimlerinde başlayan ayaklanmaları gördük. 2019 yılında insanların benzin fiyatları ve kötü ekonomiden dolayı başlattığı ayaklanmada en az 1500 kişinin öldürüldüğü “Kanlı Kasım”ı, 8 Ocak 2020’de 752 sefer sayılı Ukrayna yolcu uçağının 2 füzeyle vurularak 176 kişinin öldürülmesini, 2022 yılında 1600 köpeğin ölümüyle sonuçlanan katliamı ve yıllar içerisinde siyasi aktivistlerin, sanatçıların, sporcular ve farklı cinsiyet kimliklerindeki insanların hapis veya idamlarını gören ve nesilden nesile bu acıyı aktaran bir toplumun öfke patlaması yaşamasını gayet normal buluyorum.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.