Kadın düşmanı ittifakı göndereceğiz

Dosya Haberleri —

Filiz Kerestecioğlu, Hüda Kaya, Mor Dayanışma üyesi Av. Sezer Ezer, TJA Aktivisti Eylem Saruca ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız üyesi Esin İzel Uysal ile AKP iktidarının 21 yıllık kadın politikasını konuştuk.

  • Filiz Kerestecioğlu, "Biz bu sürecin hep yürütücü öznesi olacağız. Erkek egemen sistem değişmediği süre içinde mücadelemizde son bulmayacak" diye vurguladı. Hüda Kaya ise, "Bugün İran bir kadın mücadelesiyle ciddi bir değişim dönüşüm yaşıyorken Türkiye, Afganistan gibi geri adım atabilecek bir noktada asla olamaz" dedi.

ERDOĞAN ALAYUMAT/İSTANBUL

AKP hükümeti 21 yıllık iktidarı boyunca kadına yönelik söylemleri ve politikaları ile kadına dönük gerici tutumunu sürdürmeye devam ediyor. 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere kısa bir süre kala HÜDAPAR ve Yeniden Refah Partisi gibi gerici ve kadın düşmanı partilerle bir araya gelen iktidar, seçim startını kadın kazanımlarına dönük saldırılarla verdi. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi'nden bir gecede çekilme kararı, bununla birlikte 6284 sayılı yasasının iptali, aile bakanlığının kadının isminin çıkarılması ve AKP döneminde kadın katliamlarının artması iktidarın kadına dönük uyguladığı politikaların en başında geliyor. Kadınlar AKP’nin 21 yıllık iktidarı boyunca evde, sokakta, üniversitede, lisede, iş yerinde, yaşamın her alanında artan baskıyla yüz yüze kaldı.

7 bin 600 kadın öldürüldü

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunu 2008 yılından bu yana katledilen ve şüpheli şekilde katledilen kadınların verilerini açıklıyor. Buna göre son 15 yılda toplam 4 bin 300 kadın erkekler tarafından katledildi. Bu sayıya 2023 yılının ilk üç ayında katledilen kadınlar ve kayıtlara ‘şüpheli kadın ölümü’ olarak geçen kadın cinayetleri dahil. KCDP verilerinde AKP iktidarının 15 yıllık döneminde kadın cinayetleri yüzde 1400 artmış. Yine CHP Milletvekili Tekin Bingöl 25 Kasım 2020 yılında hazırladığı "Şiddet Nereden Çıktı?" başlıklı raporuna göre AKP iktidarı döneminde en az 7 bin 600 kadın öldürüldü. Raporda AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’de öldürülen kadın sayısı 66 iken, 2020 yılına gelindiğinde bu sayı 7 bin 600 bulmuş. 2019 yılında 474 kadın öldürülürken 2020’de 25 Kasım’a kadar geçen 330 günde 270’e yakın kadın öldürüldü. Kadın cinayetleri salgın döneminde de hızla artarken, “şüpheli” kadın ölümleri de aynı dönemde katlanarak arttı.

2012 yılında yürürlüğe giren kadına yönelik şiddeti önlemek amacı ile kabul edilen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi kanunun hizmet veren Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerine (ŞÖNİM) 2013 yılından 2020 Ocak ayı sonuna kadar 448 bin 409 kadın, 2020 yılı Ocak ayı sonuna kadar 12 bin 406 kadın koruma talebiyle başvuruda bulundu. Kanun kapsamında koruma kararı talebiyle açılan dava sayısı 1 milyon 608 bin 657’ye ulaştı. Koruma talep eden kadınların 463 bin 590 başvurusunun çeşitli gerekçelerle reddedildi. İçişleri Bakanlığı verilerine göre ise şiddete maruz kalan kadınların daha etkin korunması için 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet uygulayanlara yönelik 2020’nin sadece ilk 5 ayında 256 bin 460 önleyici tedbir kararı verildi. Şiddete maruz kalan kadınlara yönelik 2019 yılının 5 ayında 19 bin 562 koruyucu tedbir kararı verilirken, 2020 yılının aynı döneminde yüzde 70‘lik artışla 33 bin 351 tedbir kararı verildi.

Çalışma yaşamında ibre geriye gitti

Türkiye’de çalışma yaşamında kadın istihdamı ise son yıllarda ibre geriye doğru sarmaya başladı. DİSK-AR verilerine göre, pandemi sürecinde kadın işgücü yüzde 11, kadın istihdamı yüzde 9 azaldı, geniş tanımlı kadın işsizlik oranı yüzde 45,3 oldu, işbaşında olmayan kadınların sayısı bir yılda 5 katına çıktı. Türkiye’de erkekler kadınlardan yüzde 31,4 daha fazla gelir elde ediyor. Ücretlerde toplumsal cinsiyet eşitsizliği artarken, 2006 yılında yüzde 12 olan eşitsizlik 2020’de yüzde 20,7’ye yükseldi.

Devlet kadroları erkeklere teslim

AKP döneminde kadınlar devlet kadrolarından uzak tutulmaya devam ediyor. Bürokraside konumlar arttıkça kadın varlığı azalıyor. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü verilerine göre, bürokraside üst düzey yöneticilerin yüzde 88,62’si erkek iken sadece yüzde 11,38’i kadın kadrolardan oluşuyor. Toplam kamu çalışanlarının ise yüzde 39,36’sı kadın iken devlet kadrolarının yüzde 60,64’ünü erkekler oluşturuyor. Çalışma yaşamında Kadın işçiler erkeklere göre daha fazla sömürülüyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre 2013-2020 döneminde en az 907 kadın işçi, iş cinayetleri sonucunda yaşamını yitirdi. 2020’nin ilk 10 ayında yaşamını yitiren kadın işçi sayısı ise en az 90 oldu. Kadınların 54’ünün mülteci/göçmen, yüzde 98’inin sendikasız olduğu raporda belirtilirken kadın iş cinayetlerinin yarısından çoğu tarım, orman işkolunda yaşandı.

Meclis 57 saniye kadından söz etti

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK), verilerine göre 1-15 Ekim 2020 tarihleri arasında Meclis’in İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasına ilişkin denetim görevini yerine getirmediğini, TBMM Genel Kurulunda kadın cinayetlerinden söz edilen sürenin ise 57 saniye olduğunu belirtildi. Öte yandan 16 Ekim-15 Kasım 2020 tarihleri arasında TBMM Genel Kurullarda konuşan 96 milletvekilinden sadece 9’u “kadın” sözcüğünü kullanırken, Parti gruplarında kadın konusu, HDP de 37 dakika, İYİ Parti’de 6 dakika, CHP’de ise 15 saniye konuşulduğu belirtildi. Raporda ayrıca 836 soru önergesinden ancak 8’i kadınlarla ilgiliydi ve 27 meclis araştırma önergesinden sadece 2’i kadınlar ile ilgili olduğu ifade edildi.

İktidarın kadını düşmanlaştıran politikalarının son yıllarda daha arttığını dile getiren kadın örgütleri, seçme giderken iktidarın kadın kazanımlarına dönük saldırılarla seçim propagandasını yaptığını ifade etti. AKP ve MHP iktidar blokunun kadın düşmanı bir ittifak olduğunu dile getiren kadın örgütleri kadının adının geçmediği hiçbir denklemde yer almayacaklarını deklare ettiler. AKP iktidarının 21 yıllık kadın politikası, seçime giderken Cumhur İttifakı etrafında bir araya gelen İslami çevrelerin kadın düşmanı tutumlarını Hakların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu, Hüda Kaya, Mor Dayanışma üyesi Avukat Sezer Ezer, TJA Aktivisti Eylem Saruca ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız üyesi Esin İzel Uysal ile konuştuk.

Kerestecioğlu: Sokaklarda olacağız

Yıllardır mecliste ve sokakta kadın mücadelesinin en önemli isimlerinden biri olan HDP Milletvekili Filiz Keresteceioğlu, iktidarın İstanbul sözleşmesinden başlayarak 6284 sayılı yasaya kadar kadınların yıllarca büyük mücadeleler vererek elde ettiği tüm kazanımlara dönük saldırılarının söz konusu olduğunu ifade etti. İktidar kendi bekası için kadınların yaşam hakkını feda ettiğini dile getiren Kerestecioğlu, “Biz hiçbir şekilde bunu kabul etmiyoruz. Bence tüm Türkiye'de kadınların da özellikle 6284 konusunda gerçekten mücadele edeceklerini ve bununla ilgili geri adım atmayacaklarına inanıyorum” dedi.

6284’ün kaldırılmasını iktidarın gündeme getirdiğini ifade eden Kerestecioğlu, tüm bu saldırılara karşı güçlü bir demokrasi, eşitlikçi katılımcılık, çoğulculuk ve yerel yönetimleri esas alan bir anlayışımız var. Bu yapımızla meclisi daha çoğulcu bir yapıya kavuşturmak istiyoruz. Kadınlar olarak eşit temsiliyeti sağlamak için elimizden geleni yapacağız. Mecliste bütün kadın vekil sayısını en fazla biz yükseltmemize rağmen gene de o istediğimiz eşit temsiliyeti sağlayamadık. Bu dönem eşit temsiliyeti sağlamak için kendi içimizde de ciddi bir çalışma yürütüyoruz. Örneğin 1980’li yıllardan buna Kadın Bakanlığı kurulması talebimiz var. Biliyorsunuz o bakanlığı türlü çeşitli hallere soktular. Yani önce Kadından ve Aile Bakanlığı yaptılar daha sonra kadının adını çıkarıp Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yaptılar. Biz iktidarın bu politikasını eleştirmiştik. Sonra bu bakanlığın adını da değiştirip Aile ve sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak değiştirdiler. Biz kadınlara olarak kadın kırıma son verene mücadele etmeye devam edeceğiz. İktidara kim gelirse gelsin kadınlar olarak biz öne sürdüğümüz taleplerimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kadınların hayatın her alanında çok ciddi sorunları olduğunu dile getiren Kerestecioğlu, "Bunların giderilmesi için de gerçekten her alanda kadınlarla ilgili yapılması gereken 'Makul ve makbul olmayan kadın' diye bizi ayırmalarına, asla izin vermeyeceğiz ve cinsiyetçi iş bölümünü kadınlarla değiştireceğiz. Kadınların emeğini çalışmasını yok sayan bir erkek egemen kapitalist sistem var. Yani bir hakkı kendiniz mücadele ederek elde ettiyseniz ondan kolay kolay vazgeçmezsiniz. Şimdi her zamankinden daha fazla kadın dayanışmasını büyütmenin zamanı. Bizim erkeklerle kazanımlarımız için pazarlık yapacak tek bir saniyemiz yok. Biz bu sürecin hem yürütücü öznesi olacağız. Erkek egemen sistem değişmediği süre içinde mücadelemizde son bulmayacak" diye konuştu.

Mor Dayanışma: ‘Her maddesini uygulatacağız’

Kendimi feminist bir avukat olarak tanımlayan Avukat Sezer Ezer, 2018 yılından bu ayana Mor Dayanışma üyesi. İktidarın uzun yıllardır kadın kazanımlarını ortadan kaldırmak için politikalar yürüttüğünü ifade eden Ezen, “iktidarın bu saldırgan politikalarına karşı kadınların kendi talepleriyle sokaklara çıkarak iktidarı epey zorlayan bir yerde duruyor. İktidar kadın düşmanı politikaların sonucu olarak bütün kadın kazanımlarını gasp etmeye yönelik hamleler yapıyor. Bunlardan kimini gerçekleştirebildi, kimini de gerçekleştiremedi. Gerçekleştirmeme halinde de kadınların hala mücadele ediyor olması, mücadeleyi yükseltmesi ve sokakları hiç boş bırakmamasına bağlaya biliriz” diye konuştu.

AKP’nin Yeniden Refah Partisi ve HÜDAPAR ile kadın düşmanı bir ittifak kurduğunu sözlerine ekleyen Ezer, “İktidar 6284’ü bir seçim malzemesi haline getirdi. Ve bunun kaldırılması üzerinden bir ittifak kurulduğunu görüyoruz. Diğer yandan ise altılı masa diye tarif edilen Millet İttifakı İstanbul Sözleşmesine geri dönüleceği yönünde bir takım vaatlerde bulunuyor ancak tüm bunlar biz kadınların taleplerinden çok uzak vaatler. Biz sadece İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanmasının yeterli olmadığını söylüyoruz. İstanbul Sözleşmesi'ni sokakta mücadele ederek kazandık ve her maddesinin etkin uygulanması için mücadele etmeye devam ediyoruz. Biz kendi sözümüzü doğrudan söyleyip bu seçim sürecinde sadece partilerin seçim için sokağa çıktığı bir sürece dönüştürmeyeceğiz. Biz aynı zamanda kendi adımıza kendimiz konuşup sokakları tutmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Hüda Kaya: Taliban zihniyetiyle aynılar

Bütün dinci yapıların karakterinde kadını köleleştirmek olduğunu ifade eden HDP Milletvekili Hüda Kaya, HÜDAPAR ve Yeniden Refah Parti ise AKP ortaklığını şu sözlerle yorumladı: “Kadınların yıllardır verdiği mücadeleler ve bedeller sonucunda kazanılan İstanbul Sözleşmesi'ni eril zihniyete sahip bir erkek tarafından bir gecede çekilinildi. Bu tabii ki bir şekilde dirsek temasında olduğu o geleneksel dinci yapılar içerisinde bir büyük hoşnutluk oluşturdu. Fakat onların isteği bunun bir adım daha ötesiydi. Çünkü genel anlamda sahip oldukları yaşam pratikleri içerisinde de kadın mutfak ile yatak odası arasında kalan bir yerde duruyor. Bunların kadına bakışı Talibanla aynı. Çünkü onların sosyal yaşamları içerisinde kadının yeri yok.”

Cumhur İttifakının saltanatçı, cinsiyetçi, eril, tahakkümcü dinciliği takip edenlerin ittifakı olduğunu vurgulayan Kaya, ittifakta yer alan tüm yapıların ortak paydalarının kadın düşmanlığı olduğunu dile getirdi. Kadın düşmanı iktidara ve onun ortaklarına karşı her kesimden kadınlara dokunmak zorunda olduklarını sözlerine ekleyen Kaya, şu ifadeleri kullandı: “Bu erkek ittifakının kadınlara karşı nasıl bir Talibanvari ajandalarının olduğunu tüm kadınlara anlatmak zorundayız. Taliban’ın dayattığı yaşamın aynısını iktidar burada bize dayatıyor. Böyle bir yaşamı asla kabul edemeyiz. Bugün İran bir kadın mücadelesiyle ciddi bir değişim dönüşüm yaşıyorken Türkiye, Afganistan gibi geri adım atabilecek bir noktada asla olamaz.”

TJA: Eril zihniyeti de göndereceğiz

Seçimleri tamamıyla örgütlenme alanı olarak değerlendirdiklerini ifade eden TJA aktivisti Eylem Saruca, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin kadınlar için önemine dikkat çeken Saruca şöyle konuştu: “Çünkü gerçekten karşımızda kadını kabul etmeyen, kadın bakış açısını kabul etmeyen yani kadını bir bütünen aslında yok sayan bir sistem var. AKP iktidarının yanında yer alan ve kurdukları bütün ittifakın kadını görmeyen bir açısına sahipler. Bizler bu süreci sadece bir seçim süreci olarak ela almıyoruz aynı zaman da bu eril zihniyeti tarihin çöplüğüne atma süreci olarak ele alıyoruz. Tabii ki seçim bittikten sonra bizim mücadelemiz bitmeyecek. Kadınlar olarak yine sahada olacağız.”

KCDP: Kadın düşmanlarını çöplüğe göndereceğiz

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana kadın kazanımlarına dönük saldırılar ile gündeme geldiğini dile getiren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) üyesi Esin İzel Uysal, iktidarın 21 yılda nerde bir kadın kazanımı varsa oraya saldırdığını bu saldırılara karşı duran kadın mücadelesini ise marjinalleştirmek istediğini vurguladı. Türkiye tarihinin en kritik seçimlerine kısa bir süre kaldığını dile getiren Uysal, “14 Mayıs’ta yapılacak seçimler AKP'nin gidişe en yakın olduğu ve toplumda da bu yönüyle moralin yüksek olduğu önemli bir seçim diye düşünüyorum. AKP elbette ki bu 21 yıllık iktidarının sonlanmaması için elinden geleni yapacak. Bu yüzden seçim startını 6284’e dönük saldırılar ile başlattı. Ancak 6284 sayılı yasanın kaldırılması o kadar kolay olmayacak. Bize bu hak altın tepsiyle sunulmadı bu hakların kazanılması için yıllara yayılan mücadeleler var. Dolayısı ile 6284’en kadınların vazgeçmesi mümkün değildir. Bu açıdan bizim seçimimiz 6284 olacak” diye belirti.

İktidarın seçimleri kazanmak için gerici bir blok oluşturduğunu ancak bunların karşısında da kadınların mücadelesi durduğunu sözlerine ekleyen Uysal son olarak şunları söyledi: “Bu gün. Bir toplumsal muhalefet güçleniyor. Demokratik kamuoyu güçleniyor, kurulan mücadele ittifaklar güçleniyor. Kurulan gerici blokun attıkları her adımla sonlarını getiriyorlar. Türkiye’de bütün kadın düşmanlarının tümü bir araya gelmiş. Bize de hepsini birlikte tarihin çöplüğünde gömmek düşer.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.