KDP yekpare değil

10 Kasım 2020 Salı - 23:03

  • Federe Kürdistanlı siyasetçi ve Dihok Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Kamuran Berwarî, KDP’nin içinden önemli bir kesimin savaşa karşı olduğunu belirterek, sorunun çözümü için Öcalan’ın ”ulusal birlik” perspektifine işaret etti. 

 

Akademisyen Kamuran Berwarî, yaşananın sıradan bir gerginlik olmadığını, planlı ve sistematik bir özelliğinin olduğunu vurgulayarak, KDP’nin Türkiye’nin planları doğrultusunda adım attığını söyledi.

Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) gerileme neden olan Türkiye’yle birlikte son dönemlerde attığı askeri ve siyasi adımlara tepkiler devam ediyor. Bölgede yaşanan gelişmeleri yakından takip eden Federe Kürdistanlı siyasetçi ve Dihok Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Kamuran Berwarî, Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) İdris Sayılğan’a konuştu. Bölgedeki gergin durumun devam ettiğini aktaran Berwarî, tüm bölge halkının kaygılı ve rahatsız olduğunu söyledi. Berwarî, yaşananın sıradan bir gerginlik olmadığını, planlı ve sistematik bir özelliğinin olduğunun altını çizdi. Bawerî, bu durumu “Kürdistan işgal edilmiş bir ülkedir. Başûr’da (Güney) 1991’den beri bir statü var. Uluslararası anlaşmalar var ve buna göre buraya farklı devletlerin askeri giremez. Aynı zamanda uçuşa yasak bir bölge. Bu uluslararası karara rağmen Türk devleti uymuyor. Başûrê Kurdistan’ın, hükümetin ve halkın egemenliğini tanımıyor. Yıllardır uluslararası kararları hiçe sayarak hem kara hem hava saldırılarını sürdürüyor. Aynı zamanda Irak’ın da egemenliğine saygı göstermiyor. Yaşanan gerginliğin nedeni Türk devletinin Başûr’a gelmesi, 36’dan fazla karakol kurması, askeri faaliyetlerin yanı sıra MİT ve istihbarî faaliyetleridir” şeklinde açıkladı. 

Savaş karşı KDP tarafı

 KDP Genel Başkanı Mesud Barzani’nin birçok kesim tarafından “savaş ilanı” olarak değerlendirilen açıklaması üzerinde duran Berwarî, şöyle devam etti: “‘Biz kardeş kavgasına son verdik’ diyen kişi Sayın Mesud Barzani idi. Barzani’den diyalog açıklaması bekleniyordu. Ancak yaptığı açıklama halk tarafından savaş ilanı olarak değerlendirildi. Şu aşamada savaş ilanı değerlendirmesini yapmak doğru değil, çünkü barışın yolları halen tükenmiş değil. Kürdistan’ın dört parçasındaki aydınlar, yazarlar, gazeteciler, siyasetçiler ve halk savaşa karşıdır. PKK şimdi de diyalog için hazırdır. KDP içinde ise pêşmerge, KDP’li birçok kesim ve halk savaş istemiyor. Partinin geneli savaş istemiyor. Birçok askeri yetkili savaş istemiyor ve savaşmıyorlar da. Pêşmergenin mesajı barış olmalıdır. Kim bu savaşa katılır ya da desteklerse Türk devletine hizmet etmiş olur. Böyle bir durum yalnızca Kürt ulusal çıkarlarına zarar verir. Başûr’daki kazanımlara zarar verir. Bu nedenle Mesud Barzani de yapmış olduğu bu açıklamayı değiştirmelidir. Tüm Kürt güçleri, Türkiye’yi Başûrê Kurdistan’dan çıkarmaya odaklanmalıdır.”

Savaş Kürtlerin zararına

 Berwarî, iç çatışmaların yarattığı tahribatlar konusunda Kürtlerin tecrübe sahibi olduğunun altını çizerek, şunları ekledi: “1964’ten bu yana Başûr’da iç çatışma devam ediyor. O zamandan bu yana 40 binden fazla pêşmerge yaşamını yitirdi. Evlerin yıkılmasından, göçlere varana dek büyük acılar yaşandı. Bu nedenle farklı Kürt güçleri de arabuluculuk yapıp, sorunu diyalogla çözmeye çalışıyor. Savaş, Kürtlerin de KDP’nin de Başûr’un da çıkarına değildir.” 

Sorun Türk işgalciliği

 Bölge halkının gerilimin Türkiye’nin kontrolünde geliştiğini düşündüğünü paylaşan Berwarî, Kürdistani güçlerden beklenenin ise savaşa taraf olmamaları, savaş karşıtı tavırlarını açık bir şekilde ortaya koymaları olduğunu ifade etti. Bu savaşa katılanlar ve destekleyenlerin halk nazarında ayıplanıp kınanacağını söyleyen Bawerî, “Böylesi bir savaş Başûrê Kurdistan’ın zayıflamasına ve kazanımlarını kaybetmesine neden olacaktır. Başûr halkı savaşa karşıdır. Savaşı isteyenlere de karşıdır. Başûr’un sorunu PKK’nin varlığı değil, sorun işgalci Türk askerinin bulunmasıdır”  şeklinde konuştu. 

Türkiye krizin nedenidir

 Ortadoğu’da yaşanan krizin önemli nedenlerinden birinin Türkiye’nin faaliyetleri olduğuna işaret eden Dr. Kamuran Berwarî, şunları ifade etti: “Kürdistan’ın dört parçasında 30 yılda yaşanan tüm krizlerde doğrudan ya da dolaylı olarak rolleri var. Libya’da, Suriye’de, Karabağ’da, Irak’ta, Kürdistan’da yaşanan krizlerin nedeni Türk devletidir. Türkiye ekonomik, siyasi, askeri olarak çok kötü bir durumda. Kendi içinde bile yasalara göre yönetilmiyor. Şimdi de kendi iç sorunlarını dışarıya taşımaya çalışıyor. Kendini güçlü gösterse de ne ekonomik olarak ne siyasi olarak ne de askeri olarak güçlüdur. Osmanlıcılık hayalleri de ölü doğdu. Başûrê Kurdistan’da yaşanan krizin de nedeni Türkiye’dir. Başûr hükümeti hemen her açıdan Türk devletinin etkisi altına girmiş durumda. Türkiye’nin kararlarını uyguluyorlar. Yönetim kendini Türkiye’nin etkisinden kurtarmadıkça bir atılım yapamaz.”

Türk askeri ve MİT çıkarılmalı

 Dr. Berwarî, Federe Kürdistan Hükümeti’nin Irak yasalarına göre hareket etmesi ve Türkiye yerine Irak ile yakınlaşmasının gerginliğe son verebileceğini de belirtti. Berwarî, “Başûr hükümeti cesur kararlar vermelidir. Kürdistan’daki Türk askerlerini, istihbaratçılarını çıkarmalıdır. Bu kararlar alınmazsa uluslararası güçler de meseleye ciddi yaklaşmaz. Her geçen gün yenilgiye doğru gidilecek. Birçok Kürt isyanın bastırılmasında Türk devletinin müdahalesi var. DAİŞ’i Başûrê Kurdistan’a saldırtan Türkiye’dir. 2017’de Başûr’un topraklarının yüzde 50’sinin kaybedilmesinin nedeni Türk devletidir. Bugün yaşanan gerginlik de Türkiye’nin planları doğrultusundadır. Kürtleri birbirlerine karşı kullanmaya çalışıyor. Bu tehlikeler, ulusal birlik çerçevesinde ortak stratejik hedeflerle bertaraf edilir” dedi.

Öcalan, çözüm yolunu gösteriyor

 Berwarî, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Nisan’da kardeşi Mehmet Öcalan ile gerçekleştirdiği ilk telefon görüşmesinde olası tehlikelere dikkat çekip PKK ve Federe Kürdistan yönetimine ulusal birlik çağrısında bulunduğu mesajlarını hatırlattı. Öcalan’ın Kürt ulusal birliğinin stratejik önemine işaret ettiğini kaydeden Berwarî, şunları ekledi: “Sayın Öcalan, Kürtlerin derdini herkesten daha iyi biliyor. Sayın Öcalan, bir partinin başkanı olarak görülmemeli. Bu önemli bir fırsattır. Kürtlerin silah, siyaset, diplomasiden öte ideolojiye ihtiyacı var. Dört parçada Kürdistanlılar, Sayın Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm, Demokratik Özerklik felsefesini kabul ediyor. Sadece Başûr’da bazı partiler buna karşı duruyor. Bu güçler de işgal olsun kendileri de işgalci güçlere dayanarak varlıkları sürsün istiyorlar. Ulusal birlik çağrısı bizim için ölüm-kalım meselesidir. Sorunların çözüm yoludur. Tüm Kürtlerin önündeki büyük görevlerden biridir. Bu güçler ulusal birlik için çalışmalı. Bütün Kürtlerin çıkarları bundadır.”  İSTANBUL

 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.