Kılıçdaroğlu ve Temelli’nin söyledikleri

Ferda ÇETİN yazdı —

22 Eylül 2021 Çarşamba - 22:30

  • Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını büyük nimet sayan, Sezai Temelli üzerinden Öcalan ve PKK dövmeye heves eden biçarelerdir çoğu. Bir kısmı da “konuşulacaksa bu konularda ben konuşurum” havasında olanlardır.

CHP’nin öncülüğünde 6 muhalefet partisi, parlamenter sisteme dönüş tartışmaları çerçevesinde İstanbul’da bir araya gelmiş. Toplantıya CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Deva Partisi ve Gelecek Partisi katılmış. Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi, Kürt sorununu birlikte çözmek istediği HDP’yi parlamenter sistem tartışmalarına davet etmemiş.

Parlamenter sistem tartışmalarına HDP’yi davet etmekten korkan CHP, aynı HDP ile Kürt sorununu nasıl çözecek?

Kamuoyunun haberdar olmadığı, bilmediği gayriresmi görüşmelerle, Kürt halkını ve temsilcilerini aldatacağını sanan kasaba politikasıdır bunun adı.

Oysa Kılıçdaroğlu şöyle demişti birkaç gün önce; “35-40 yıldır çözülemeyen Kürt sorunu için meşru bir organa ihtiyaç var. Devlet dediğiniz kurum gayrimeşru bir organla muhatap olmaz. Erdoğan bunu yaptı. Devleti, İmralı ile muhatap kıldı. Mesela İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz.”

Türk resmi ideolojisinin, Kemalizmin, AKP’nin, CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun zihin, bilinç ve algı sınırlarındaki meşruiyet ile, evrensel değerler içindeki meşruiyetin birbiri ile uzak yakın hiçbir alakası yoktur. AKP, MHP ve CHP’nin meşruiyet ölçüleri ile uygar dünyanın ve Kürt halkının meşruiyet ölçüleri birbiri ile tamamen zıttır.

Türkiye’nin DAİŞ ile birlikte Efrîn’i, Serêkaniyê’yi, Güney Kürdistan topraklarını işgali; Mexmûr ve Şengal’i bombalaması CHP ve Kılıçdaroğlu’na göre normal ve meşru; bu saldırılara karşı kendisini koruyan ve savunma mücadelesi veren Kürtler ise gayrimeşrudur.

Kürt halkının ezici çoğunluğu, Türk sömürgeciliğine, işgal, imha ve inkarına karşı, Kürt halkının silahlı mücadele yürütmesini, kendisini savunmasını meşru ve kutsal bir hak olarak görmektedir.

Dolayısıyla ABD, AB, NATO, AKP, CHP istiyor ve diliyor diye Kürt Halk Önderi Öcalan, PKK, Kürt halkının gerillaları gayrı meşru olmuyor. Devletin kendisi inkarcı, imhacı, soykırımcı olduğu ve bu politikasını terketmediği için gayrimeşrudur. Meşrulaşmaya ihtiyacı olan Öcalan ve PKK değil, günümüzde El Kaide, DAİŞ, El Nusra ile ortaklık yapan TC devletidir. Boğazına kadar suça, kire, kana bulaşmış bu devleti kayıtsız koşulsuz destekleyen CHP’dir.

Sezai Temelli’nin açıklamasını çarpıtanların zihin dünyaları, beklentileri ve, “Öcalan’ın işaret edilmesini doğru bulmayanların kanaati” bir parantez olarak bir kenarda dursun...

“Demokratik çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı’dır” sözü bu kadar “benzemezi” nasıl bir araya getirebiliyor?

Bu açıklamadan rahatsız olanların ekseriyeti muhataplık çerçevesinin daraltılmasından değil, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın muhatap gösterilmesinden rahatsızdır. Ki bu çevreler, Öcalan’ın bu konulardaki görüşlerini ve yazılarını okumayan, burnu havada boş-beleş bir tayfadır.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını büyük nimet sayan, Sezai Temelli üzerinden Öcalan ve PKK dövmeye heves eden biçarelerdir çoğu. Bir kısmı da “konuşulacaksa bu konularda ben konuşurum” havasında olanlardır.

Bazı HDP’liler de dahil, “muhatap HDP’dir, adres TBMM’dir” açıklaması yapanlar çoook geç kalmış malesef.

Bu gecikme sadece zamansal bir gecikme değil, zamanında ve yerinde yapılmış değerlendirmelerin ve söylenmiş sözlerin kıymetini bilmemekten kaynaklanan bir gecikme...

Tarih 18 Mart 2013. Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan, İmralı Adası’nda Kürt Halk Önderi Öcalan’la görüşüyor.

Müzakere, diyalog, görüşme... Her ne ise adı, bu ilişkinin nasıl olması gerektiğini, muhatapları, yöntemi ve çözümü detayları ile anlatıyor Kürt Halk Önderi Öcalan;

“BDP’nin rolü önemlidir tabi, öyle arabuluculuk falan değil. Gazetelerde ‘postacı’ gibi şeyler yazıyorlar, öyle değil. Bütün bu anayasal-yasal boyut, yani parlamento boyutu sizin işinizdir. AKP’nin de, CHP’nin de bütün bunları kendi içinde tartışması lazım. Sizin de onlarla görüşüp tartışmanız gerekir. Hatta canı isterse MHP bile katılır, katılmasa da kendisi bilir. CHP bir çıkmazı yaşıyor. Ben de varım dediği noktada adım atamıyor ya da ne dediğini bilmiyor.

Bu iş öncelikle parlamentonun bir karar almasıyla başlar... Komisyonların kurulması gerekecek. Bunlardan birincisi parlamenterlerden oluşan bir komisyondur. Diğeri ise Akil İnsanlar’dan oluşur. Bu da resmi komisyonun sivil ayağıdır. Bunlar tümüyle toplumun vicdanını temsil eden insanlardır. Ne bize yakındır ne ötekine. İşte akademisyenler, gazeteciler, sanatçılar, sivil toplum temsilcilerinden oluşur.

MHP ve CHP gece gündüz ‘işte bu hukuk dışıdır’ diye bağırıp çağırıyorlar. Doğru diyorlar haklılar... Bu yasadışılığın giderilmesi gerekir.

Şimdi bizim burada yaptığımız işin bir hukuka ihtiyacı var. Nedir o? Parlamento bir yasa çıkaracak ve bu yasadışılığa son verecek. Çünkü bizim yaptığımız işlerin hepsi yasadışıdır.”

14 Ekim 2013. Bu kez İdris Baluken ve Pervin Buldan İmralı’ya gidiyor ve Öcalan’la görüşüyor. Öcalan, “Üçüncü bir güç aramızda hakkaniyeti takip edecek. Bu üçlü çalışma yöntemidir. Paralel devletin kışkırtmalarına karşı Hakikat Komisyonu, İzleme Komisyonu ve Akil İnsanlar Komisyonu olabilir. Bu paralel devlet belasını tarafsız olarak iyi bir rolle takip edebilir, yok edebilir. Şiddeti durdurabilir. Devletin çatışmasına ‘dur’ diyecek, PKK’ye ‘dur’ diyecek ve savaşı önleyecek.”

Kürt Halk Önderi Öcalan çözüm ve diyalog olacaksa parlamento, HDP, CHP, AKP, MHP’nin katılımı ile olmalı; bununla birlikte Hakikat Komisyonu, İzleme Komisyonu, Akil İnsanlar Komisyonu, gazeteciler, sanatçılar, aydınlar, sivil toplum örgütleri olmalı ve bu ilişki kamuoyuna açık yürümeli diyor. Öcalan, “çözümün adresi parlamentodur” diyenlerden ve sekiz yıl önce söylemiş zaten. Ama onun tek başına yeterli olmayacağını da belirterek.

“İmralı muhatap değildir” diyenler biraz utanır mı acaba?

Her insanın meşruiyeti savunma kararlılığı ve gücü olmayabilir.

Ama bir insanın ahlaklı olma ve meşruiyeti kirletmeme sorumluluğu vardır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.