Kime inanacağız, Trump’a mı kendi gözlerimize mi?

Dosya Haberleri —

Paul Krugman/foto:AFP

Paul Krugman/foto:AFP

Nobel ödüllü ekonomist Paul Krugman, Hürmüz krizini ve MAGA’nın gerçeklik inkarını değerlendiriyor 

  • Krugman: “Trump, İran’ı askeri yoldan tamamen çökertmek gibi bir seçeneğe yönelmedikçe kriz, haftalardır zaten masada olan ‘anlaşma olmayan anlaşma (non-deal)’ ile sonuçlanacak: ABD ablukayı kaldıracak, İran da boğazı açacak. Trump bu sonuçtan hiçbir zafer çıkaramayacağı için buna yanaşmıyor.”
  • Dünya ekonomisi, Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle dev bir talep yıkımına doğru ilerliyor; petrol stokları eriyor ve fiyatlar fırlıyor. Ancak asıl çarpıcı olan, Beyaz Saray’dan Kongre’ye dek Cumhuriyetçi siyasetçilerin bu gerçekliği görmezden gelmesi.
  • Basra Körfezi’nden petrol akışı düşük kalırsa, tüketimi azalan arzla eşleştirmenin tek yolu var: “talep yıkımı”. Yani fiyatlar o kadar yükselecek ki insanlar ve şirketler daha az petrol tüketmek zorunda kalacak. Daha az araba kullanacaklar, fabrikalar üretimi düşürecek, ekonomi yavaşlayacak.

Derleme ve çeviri: Yeni Özgür Politika

Paul Krugman, 28 Nisan, 30 Nisan ve 1 Mayıs 2026 tarihlerinde art arda yayımladığı üç yazısında, ABD’nin İran’la giriştiği savaşın yol açtığı ekonomik felaketi ve bununla başa çıkmaya çalışan Amerikan siyasetinin içine düştüğü absürt durumu gözler önüne seriyor. Krugman’ın temel tespiti şu: Dünya ekonomisi, Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle dev bir talep yıkımına doğru ilerliyor; petrol stokları eriyor ve fiyatlar fırlıyor. Ancak asıl çarpıcı olan, Beyaz Saray’dan Kongre’ye dek Cumhuriyetçi siyasetçilerin bu gerçekliği görmezden gelip, benzin fiyatları düşüyormuş gibi yalan söylemesi. Krugman’a göre bu yalanlar seçmeni ikna etmek için değil; tek bir kişi için, gerçeklerden yalıtılmış haldeki Donald Trump için üretiliyor. Lideri memnun etmek, gerçeğe saygı duymaktan daha önemli hale gelince, politik hatalar kaçınılmaz oluyor. Ve Krugman’ın uyarısı net: Hürmüz Boğazı’na bakın. Gelmekte olan şoku ve onu perdelemeye çalışan sistemin işleyişini, Krugman’ın kendi cümleleriyle derledik. 

İşte Krugman’ın üç yazısından derlediğimiz temel çıkarımlar: 

Zaman dünya ekonomisinin aleyhine işliyor 

Hürmüz Boğazı kapalı. İran bir öneri yaptı, ancak Trump bu plandan “memnun değil” çünkü İran’ın teklifini kabul etmek “Trump zafer kazandı” gibi görünmeyebilir”. 

“Doğruya doğru, ağır bir yenilgiye uğradığınızda zafer ilan etmek kolay iş değil,” diyor Krugman. Piyasalar giderek daha da kötümserleşiyor. Brent petrol fiyatında ateşkes açıklandıktan sonra sağlanan düşüş neredeyse tamamen tersine döndü. Krugman, “Gerçekliğin inkarında ısrar edildikçe, durum daha da kötüleşecek,” diye uyarıyor. 

Krugman, enerji krizinin fiziksel/somut bir gerçeklik olduğunu hatırlatıyor. Basra Körfezi’nden petrol akışı ciddi şekilde düşük kalırsa, tüketimi azalan arzla eşleştirmenin tek yolu var: “talep yıkımı”. Yani fiyatlar o kadar yükselecek ki insanlar ve şirketler - isteseler de istemeseler de - daha az petrol tüketmek zorunda kalacak. Daha az araba kullanacaklar, fabrikalar üretimi düşürecek, ekonomi yavaşlayacak. Ve bu süreç daha yeni başladı. Şu ana kadar yüksek fiyatlara rağmen talep sadece biraz düştü; dünya stoklardaki petrolü tüketerek ayakta kalıyor. Ama stoklar sınırlı. Eğer Hürmüz açılmazsa, talep yıkımı kaçınılmaz. 

Ünlü ekonomist, Goldman Sachs’in notunu hatırlatıyor: “Aşırı stok çekimi. Basra Körfezi’nde günde 14,5 milyon varil ham petrol üretim kaybı yaşanıyor. Bu, küresel petrol stoklarının Nisan ayında rekor düzeyde (günde 11-12 milyon varil) tüketilmesine yol açıyor.” 

Krugman bu notu okura şöyle tercüme ediyor: “Şimdiye kadar, çok daha yüksek petrol fiyatlarına rağmen, petrol talebi arzdaki kaybın sadece küçük bir kısmı kadar düştü. Bunun yerine dünya ekonomisi, stoklardaki petrolü tüketerek çalışıyor. Tanklarda sadece sınırlı miktarda petrol var, bu böyle devam edemez. Eğer Hürmüz açılmazsa, fiyatlar o kadar yükselecek (ve o kadar büyük ekonomik hasar yaratacak) ki günde 11 milyon varilden fazla talebi daha yok etmek zorunda kalacak. Bu çok büyük bir rakam.” 

Trump gerçeklikten kopmuş durumda 

Krugman, Trump’ın savaşla ilgilenmeyip balo salonu inşaatına odaklanmasını psikolojik bir kaçış olarak yorumluyor: “Trump açıkça dissociation (gerçeklikten kopma) yaşıyor. Onun kırılgan özsaygısı, sürekli olarak kendisinin ‘kazanan’, diğerlerinin ‘kaybeden’ olduğuna inanmasına bağlı. Şimdi, Amerika’yı neredeyse tek başına tarihinin en aşağılayıcı stratejik yenilgisine götürdüğü gerçeğiyle yüzleşmek zorunda,” diyor Krugman. 

Trump başka cephelerde de kaybediyor: Viktor Orban’ın düşüşü Trump için büyük bir yenilgi. Ukrayna’nın hayatta kalması da öyle - Trump eski müttefikine ihanet etmeye çalışmasına rağmen Ukrayna yavaş yavaş Putin’in Rusya’sı karşısında üstünlük sağlıyor. 

Krugman uyarıyor: “Trump, içinde bulunduğu çıkmazla psikolojik olarak başa çıkmak için hem ona kölece bağlı Cumhuriyetçiler ve faturayı ödeyen şirketler üzerinde tahakküm kurmasını sağlayan hem de kendi egosunu şişiren büyük bir projeye [balo salonuna] odaklanıyor ve başlattığı savaşın konuşulmasını engelliyor. Onun kendi başlattığı savaşla işi bitmiş olabilir, ama savaşın onunla - ve dünya ekonomisiyle - işi bitmedi. Bu gerçeklikten kopma hali ne kadar uzun sürerse, hasar o kadar büyük olacak.” 

foto:AFP

“NACHO”: Hürmüz açılmayacak 

Wall Street’te eski deyim TACO (Trump Always Chickens Out, yani “Trump Daima Geri Basar”) rafa kalkmış durumda. Yerini NACHO (Not A Chance Hormuz Opens, yani “Hürmüz’ün Açılma Şansı Yok”) almış. “Petrol vadeli işlemleri bu yüzden fırladı,” diyor Krugman. 

“TACO deyimine hiç inanmamıştım,” diyor Krugman. “Trump, Çin’le yaşadığı gerilimde gözünü kırpmış olsa da, yıkıcı tarife politikasını asla geri almadı. Ama NACHO doğru görünüyor. Hürmüz, kapanmasının ekonomik zararı çok daha şiddetli hale gelene kadar açılmayacak.” 

Boğazı yeniden açmanın tek gerçekçi yolu: her iki tarafın da geri adım atması - İran fiili ambargoyu kaldıracak, ABD ablukayı kaldıracak. Böyle bir karşılıklı geri adım, resmi bir anlaşma gerektirmez, tarafların birbirine güvenmesini de gerektirmez. Sadece yapılan şeyi yapmaktan vazgeçmek yeterli. Krugman buna “anlaşma gerektirmeyen anlaşma (non-deal)” diyor. 

Hatırlatıyor: İran 17 Nisan’da boğazı açacağını duyurmuştu. Brent petrol vadeli fiyatları bu açıklamanın hemen ardından varil başına 90 doların biraz üzerine düştü. Ama Trump ablukayı sürdürünce İran kısıtlamaları geri getirdi. O zamandan beri fiyatlar bu dipten varil başına yaklaşık 30 dolar yükseldi. 

Peki Hürmüz neden açılmıyor?

Krugman üç faktör sayıyor. 

Birincisi, Trump’ın egosu: “Trump’ın egosu o kadar kırılgan ki kaybettiğini asla kabul edemez. Amerika’yı tarihinin en büyük stratejik yenilgisine götürdüğü gerçeğiyle yüzleşmeyi kaldıramaz. Bu yüzden İran’dan kendisine bir “incir yaprağı” olacak -yani zafer iddia etmesini sağlayacak- tavizler koparmayı umutsuzca istiyor.” 

İkincisi, Trump’ın cehaleti: “Kendisini, savaşın ne kadar iyi gittiğini söyleyerek egosunu okşayan kişilerle çevrelemiş durumda. Bu nedenle Trump, modern tarihin, savaş halindeki Amerika’nın gerçek durumu hakkında en kötü bilgilendirilmiş başkanı.” 

Buna bir örnek: Pazar günü Trump, İran’ın petrol depolama yeri kalmadığı için boru hatlarının üç gün içinde patlayacağını söyledi. Evet, bunu söylediğinden bu yana üç günden fazla zaman geçti ve hayır, boru hatları patlamadı. Krugman’ın değerlendirmesi: “Trump’ın söylediği şey saf, katkısız saçmalık değildi. Aksine, “katkılı bir saçmalık” idi. İran’ın petrol endüstrisi, abluka nedeniyle gerçekten teknik sorunlarla karşı karşıya. Ama tüm göstergeler, İranlıların bu sorunu yönetme konusunda oldukça hazırlıklı olduğunu gösteriyor. Trump ise nüanslı bir konuyu alıp ‘her şeye rağmen kazanıyoruz’ diyebilmek için suyunu çıkardı.” 

Üçüncüsü, İran’ın - haklı bir şekilde - güvenmemesi: “İranlılar, Trump’ın eline geçen her dış politika anlaşmasına ihanet ettiğinin gayet iyi farkında. Uzun süredir devam eden ticaret anlaşmalarını tek taraflı tarifelerle ihlal etti. Ukrayna’yı defalarca baltaladı. NATO’yu yok etmek için aktif şekilde çalıştı. Ve Obama’nın İran nükleer anlaşmasını iptal etti. Trump güvenilir bir müzakere ortağı değil ve asla olmayacak.” 

Bu nedenle İran, stratejik konumunu zayıflatacak hiçbir tavizde bulunmayacak - yani Trump’ın zafer ilan etmesini sağlayacak hiçbir şey vermeyecek. 

Nasıl bitecek? “anlaşma olmayan anlaşma” ve tarihin en büyük yenilgisi 

“Trump, İran’ı askeri yoldan tamamen çökertmek gibi bir seçeneğe yönelmedikçe - ki bunu yapabilmesi ancak kitlesel savaş suçları işlemesiyle mümkün, ABD ordusunun buna uyması ise pek mümkün değil - kriz, haftalardır zaten masada olan ‘anlaşma olmayan anlaşma (non-deal)’ ile sonuçlanacak: ABD ablukayı kaldıracak, İran da boğazı açacak. Trump bu sonuçtan hiçbir zafer çıkaramayacağı için buna yanaşmıyor,” diyor ve ekliyor Krugman: “İran savaştan daha da fakirleşmiş ama stratejik olarak güçlenmiş olarak çıkacak. Ve Amerika, Trump’ın egosunu tatmin etmek için girilmiş tamamen gereksiz bir macera yüzünden tarihinin en büyük stratejik yenilgisini yaşamış olacak.” 

“Şimdi soru şu: Trump kendini gerçekliği kabul etmeye hazır hissetmeden önce dünya ve Amerika daha ne kadar yıkıma katlanmak zorunda?” 

Siyasi inkâr: Benzin fiyatları yalanları 

Cumhuriyetçilerin bir “satın alma gücü” sorunu var. Trump 2024 kampanyasında “Birinci Gün” itibarıyla fiyatları düşüreceğine söz vermişti, özellikle enerji fiyatlarını yarıya indireceğini taahhüt etmişti. Bunun yerine, onun döneminde enflasyon yükseldi ve İran fiyaskosu benzin ile motorin fiyatlarında ani bir yükselişe yol açtı. 

Normal bir siyasi parti bu soruna çözüm üreterek karşılık verir. Tamam, suçu biraz başka yöne kaydırmak da alışkın olduğumuz bir yöntem: fiyat artışlarını başkanın kontrolü dışındaki güçlere bağlamak ya da mevcut sorunların bir önceki yönetimin politikalarından kaynaklandığını söylemek. 

Ama MAGA hareketi, satın alma gücü krizini sadece gerçekliği inkâr ederek çözmeye çalışıyor. Son birkaç gündür birden fazla üst düzey Cumhuriyetçi televizyona çıkıp benzin fiyatlarının düştüğünü iddia etti. 

Perşembe günü Senatör Tim Scott, “Akaryakıt fiyatları düşmeye devam ediyor,” dedi. Meclis Çoğunluk Lideri Steve Scalise ise benzinin “iki yıl öncesine göre” çok daha ucuz olduğunu, o zamanlar galonu 6 dolar (3,79 l sıvı hacim ölçü birimi) olduğunu iddia etti. Oysa o dönemde ortalama fiyat 3,66 dolardı. 

Savunma Bakanı Pete Hegseth de Kongre’ye, İran savaşı arifesinde Kaliforniya’da benzin fiyatlarının galonu 8 dolar olduğunu söyledi. Oysa gerçek ortalama 4,64 dolardı. 

Krugman’ın yorumu: “Bu ‘alternatif gerçeklik’ yaratma çabalarında çarpıcı olan, sadece politikacıların yalan söylemesi değil. Gerçeğin herkesin her gün gözünün önünde olduğu bir konuda yalan söylüyor olmaları. ‘Göçmen suçları’ gibi konularda söylenen yalanların doğruluğunu sıradan Amerikalıların kontrol etmesi zordur. Ama benzin fiyatları, Amerika’nın her yerinde dev tabelalarda yazıyor. Sürücüler her depo doldurduklarında bir gerçeklik kontrolüyle yüzleşiyorlar.” 

Zamanı bükme çabaları 

Cumhuriyetçilerin bu yalanların işe yarayacağına inanmasının bir nedeni, Joe Biden’ın başkanlığının büyük bölümünü unutturabileceklerini sanmaları. Trump’ın göreve 2021-2022’deki enflasyon patlamasının hemen ardından değil, onu izleyen “lekesiz dezenflasyon” - işsizlik yükselmeden enflasyonun düşmesi - döneminin sonunda geldiğini varsayabilirler. 

Krugman bu zaman bükücülük çabalarının seçmenleri ikna etmeyeceğini söylüyor: “O gemi çoktan limandan ayrıldı (ve battı). Bağımsız seçmenler 5’e 1 gibi ezici bir farkla Trump’ın yaşam maliyeti yönetimini onaylamıyor ve Fox News’teki asılsız iddialar bunu değiştirmeyecek.” 

Yalanların gerçek hedefi: Tek kişilik izleyici kitlesi 

Öyleyse bu MAGA yalanlarının amacı ne? “Tek kişilik bir izleyici kitlesi için üretiliyorlar: Donald Trump. Seçmenler benzin fiyatlarının tırmandığını ve enflasyonun yüksek olduğunu biliyor. Ama Mar-a-Lago baloncuğu içinde yalıtılmış olan Trump bilmiyor.” 

“Trump, ‘hiç enflasyon yok’ diyor. Biden döneminin sonunda enflasyonun yüzde 5 olduğunu iddia ediyor ve kendisi göreve başlamadan enflasyonda yaşanan düşüşü kendi hanesine yazmaya çalışıyor. Dolayısıyla o ne duymak istiyorsa onu söylemeye kararlı Cumhuriyetçiler - ki bu, hâlâ partide kalmakta ısrar eden herkes demek - gerçekler ne derse desin, kendilerini onun enflasyon karnesini övmek zorunda hissediyorlar.” 

Son uyarı: Hürmüz Boğazı 

Krugman, 1 Mayıs yazısını şu cümleyle bitiriyor: “Ve Führer’i mutlu etmenin, gerçeğe saygı duymaktan çok daha önemli olduğu bu kişiler için iki kelimem var: Hürmüz Boğazı.” 

Kaynak:

* 28 Nisan – The Oil Squeeze Tightens: Petrol stokları eriyor; günde 11-12 milyon varil talep yıkımı yakında. Trump gerçeklikten kopmuş, balo salonuyla oyalanıyor. Link: https://paulkrugman.substack.com/p/the-oil-squeeze-tightens

* 30 Nisan – The Logic of NACHO: Hürmüz açılmayacak (NACHO). İhanet geçmişi yüzünden İran Trump’a güvenemez. Tek çıkış “anlaşma olmayan anlaşma”: ABD yenilgiyi kabul edecek. Link: https://paulkrugman.substack.com/p/the-logic-of-nacho

* 1 Mayıs – Who Are You Gonna Believe…: Cumhuriyetçiler benzin fiyatları hakkında yalan söylüyor, çünkü hedef kitleleri tek kişi: Trump. Sonuç: Hürmüz felaketi. Link: https://paulkrugman.substack.com/p/who-are-you-gonna-believe-trump-or

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.