•  Halk Savunma Merkezi (NPG) Karargah Komutanlığı, kimyasal silahların kullanılması sonucu şehadete ulaşan 17 gerillanın kimlik bilgilerini paylaşarak, Türk devletinin NATO desteğinden, uluslararası sessizlikten ve kamuoyunun duyarsızlığından cesaret alarak suç işlemeye devam ettiğini bildirdi. 
  •  Merkezi Karargah Komutanlığı, şu çağrılarda bulundu: Soykırımcı politikaları desteklemeye son verin. Bu insanlık dışı suça ortak olmayın, suç işlenmesine cesaret vermeyin. Başta BM olmak üzere, tüm uluslararası kuruluşları, demokrasi ve sivil toplum güçlerini 'dur' demeye ve tavır almaya çağırıyoruz.
  •  Tüm Kurdistan’da halkımız ve bölge halkları, bu insanlık dışı savaş yöntemlerine karşı toplumsal gücünü ortaya koymalı ve gereken refleksi gösterebilmelidir. Yurt dışındaki halkımız ve özgürlük ile demokrasiden yana olan tüm değerli dostlarımız, etkili kitlesel eylemler gerçekleştirmelidir.

Halk Savunma Merkezi (NPG) Karargah Komutanlığı, Türk ordusunun 14 Nisan–14 Ekim tarihleri arasındaki 6 aylık savaş sürecinde, 2 bin 467 kez yasaklı bomba ve kimyasal silah kullanması sonucu şehit düşen 17 gerillanın daha kimlik bilgilerini açıkladı. Komutanlık, 21. yüzyılda sömürgeci Türk rejiminin tüm ulusal ve uluslararası yasaları çiğneyerek suç işlemesine karşı tüm ulusal ve uluslararası demokratik kuruluşlar ile insan hakları savunucularını; bu insanlık dışı uygulamalara karşı insani duygulara sahip tüm kesimleri, herkesi bağlayan uluslararası yasalara sahip çıkıp insani, ahlaki ve vicdani görevlerini yerine getirmeye çağırdı.

Halk Savunma Merkezi (NPG) Karargah Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, bir özel savaş hükümeti olan AKP-MHP öncülüğündeki sömürgeci Türk devletinin, Başûrê Kurdistan’da yürüttüğü işgal saldırılarında uluslararası yasaları hiçe sayarak savaş suçu işlediği hatırlatıldı. Özgürlük mücadelesi veren tüm güçlere, masum ve sivil insanlara karşı korkunç bir devlet terörü uyguladığı belirtilen açıklamada, gerillaya karşı da Şubat 2021'de Garê/Siyanê saldırısından başlayarak Zap, Avaşîn ve Metîna alanlarında uluslararası düzeyde yasaklanmış bombalar ve zehirli gazlar üreten kimyasal silahlar kullanmaya devam ettiği kaydedildi. Garê’nin Siyanê; Metîna’nın Zendûra; Avaşîn’in Mamreşo, Girê Sor, Aris Faris, Girê Kartal ve Werxelê alanlarında Türk ordusu tarafından 2021'de 367 kez yasaklı bomba ve kimyasal silah saldırısı gerçekleştirildiği ve bu saldırılarda 46 gerillanın şehadete ulaştığı hatırlatılan açıklamada, Türk devletinin uluslararası yasaları çiğnemesi ve insanlık dışı uygulamaları savaş suçu kapsamına girmesine rağmen ilgili uluslararası kurumların buna göz yummaya devam ettiği vurgulandı. 

6 ayda 44 gerilla kimyasalla şehit edildi

Türk devletinin, Kurdistan halkının meşru, insani ve demokratik hakları çerçevesinde öz savunma görevi yürüten gerillaya karşı NATO’nun kendisine sağladığı desteğe dayanarak her türlü insanlık dışı suçu işlediği kaydedilen açıklamada, şunlar ifade edildi: "Uluslararası kuruluşların sessiz kalan veya destekleyen bu tutumundan cesaret alan AKP-MHP hükümeti, 2022'de Başûrê Kurdistan’ı işgal saldırısında tamamen bu yasaklanmış bomba ve kimyasal silah kullanmaya dayanan yeni bir konsept geliştirdi. Türk ordusu geçmişte yasaklı bomba ve kimyasal silahları farklı yer ve tarihlerde münferit olarak kullanmışsa da 2021 ve özellikle 2022'de sistematik bir hal aldı. 2022'nin 14 Nisan–14 Ekim tarihleri arasındaki 6 aylık savaş sürecinde, 2 bin 467 kez yasaklı bomba ve kimyasal silah kullandığı tarafımızdan tespit edildi. Bu saldırılarda şehadete ulaşan 27 gerillanın kimlik bilgileri daha önce yapılan açıklamalarda kamuoyunun bilgisine sunulmuştu. En son 17 komutan ve savaşçı arkadaşımız daha aynı silahlarla şehit edildi."

Tepkisizlikten güç alıyor

Bölgeye gelip yasak silah kullanımına dair araştırma ve inceleme yapmak isteyen heyetlerin, KDP tarafından engellendiğine dikkat çekilen açıklamada, "Bu heyetlerden birisi, 5 km yakınında bu tür silahların kullanıldığı Amediyê ilçesine kadar geldi, ancak inceleme yapmasına izin verilmedi. Gerilla, bombardımanlar altında olmasına ve zorlu koşullara rağmen Türk ordusunun savaş suçlarını kanıtlayan birçok belge ve görüntüyü parça parça da olsa kamuoyuna sundu. Buna rağmen demokratik kamuoyu yeterince duyarlı yaklaşmadı, ilgili kurumlar ses çıkarmadı ve güçlü bir itirazda bulunmadı. AKP-MHP özel savaş hükümeti bundan güç alarak, gerilla karşısında savaşta sonuç alamamanın yarattığı sıkışma ve tıkanmayla sistematik olarak kullandığı yasaklı bomba ve kimyasal silahları özellikle son aylarda çok daha yoğunlaştırdı" denildi. 

Kimyasal gazlarla da yetinmiyor

Türk ordusunun, canlıları zehirleyen çeşitli tondaki kimyasal gazların yanı sıra değişik yasaklı bomba çeşitlerini kullandığının da tespit edildiği belirtilen açıklamada, şunlar paylaşıldı: "Kimyasal gazlarla birlikte tünel sistemini yıkan ve dar bir alanda zehirlenme etkisi yaratan taktik nükleer bomba çeşidini çok fazla kullanıyor. Bu bombalar geniş alana radyasyon yayan türden olmayıp; dozajı ayarlanmış, yüksek basınç ve ısıyı açığa çıkararak yıkıcı güce sahip ve dar alanda öldürücü etkisi bulunan yasaklı bomba türündendir. Benzer özelliklere sahip termobarik bomba ve fosfor bombası da kullanıyor. Eğer ilgili inceleme heyetlerinin savaş alanına gelişi engellenmeyip güvenlik olanağı sağlanırsa Türk devletinin yasaklanmış silahları kullandığı net bir biçimde ortaya çıkacaktır."

Caydırıcı olunmazsa sürer

Son günlerde yasaklı bomba ve kimyasal silahlarla gelişen saldırılarda Zap’ın Şikefta Birîndara alanında 9, Karker alanında 5 ve Avaşîn’in Werxelê alanında üç gerillanın şehadete ulaştığı kaydedilen açıklamada, "Bu arkadaşlarımız içerisinde Baz (Mehmet Can Evren) yoldaşımızın şehadeti önceden açıklandı, ancak düşmanın kullandığı silahın sonuç alıcı olduğunu yansıtmamak için şehadet nedeni tedbir amaçlı farklı gösterildi" denilerek, şöyle devam edildi: "Türk ordusu bu savaş suçlarını direnişin halen sürdüğü Şikefta Birîndara, Karker, Werxelê, Girê Hakkarî, Girê FM, Girê Cûdî, Girê Amediyê alanları ile Sîda ve Çemço köylerinde işlemeye devam ediyor. Soykırımcı AKP–MHP rejimi ve Türk ordusuna karşı caydırıcı bir tepki gelişmezse bu insanlık dışı savaş suçunu daha fazla işleyeceği de görülmektedir."

Desteklemeye son verin!

Kurdistan halkının, bu coğrafyanın en kadim halklarından birisi olarak özgürce ve kendi kültürüyle yaşama hakkını savunması kadar meşru bir şey olmadığının altı çizilen açıklamada, şu çağrılarda bulunuldu: "Türk devletinin halkımıza ve onun özgürlük güçlerine karşı geliştirdiği bu ırkçı ve soykırımcı politikalarını desteklemeye son verin. Bu insanlık dışı suça ortak olmayın! Çağımızın yükselen değer yargılarını ayaklar altına alan, faşist Erdoğan–Bahçeli rejiminin talimatıyla gerçekleşen katliamlara ve kimyasal silah kullanma gibi insanlık değerlerine karşı alenen suç işlemesine cesaret vermeyin, ortak olmayın!

'Dur' diyerek tavır alın!

Başta her dönemde Kürt halkının çığlıklarına kulaklarını tıkamış olan Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere, tüm uluslararası kuruluşları, uluslararası tüm demokrasi güçlerini, bütün sivil toplum kurumlarını ve insan hakları savunucularını, Türk devletinin Kurdistan’da insanlığı yok etmek isteyen, insanlık değerlerini ayaklar altına alan uluslararası hukuk ve savaş yasalarını çiğnemesine 'dur' demeye ve tavır almaya çağırıyoruz.

Toplumsal gücünüzü gösterin!

Kürt halkının ve bölge halklarının özgürlüğü, kardeşliği ve demokratik geleceği için büyük bir fedakârlıkla faşizme karşı çağımızın en devrimci direnişini geliştiren gerilla karşısında yenilgiye uğrayan soykırımcı AKP-MHP rejiminin, kimyasal silahları kullanmasına sessiz kalınmamalı. Tüm Kurdistan’da halkımız ve bölge halkları, bu insanlık dışı savaş yöntemlerine karşı toplumsal gücünü ortaya koymalı ve gereken refleksi gösterebilmelidir. Başta Kurdistan’daki demokratik–yurtsever kurumlar, gençlik, kadın ve bütün emekçi yurtsever insanlarımız ile Türkiye ve bölgedeki tüm demokrasi güçleri, bu konuda sorumluluklarına sahip çıkabilmelidir.

Suç ortaklarını teşhir edin!

Özellikle yurt dışındaki halkımız ve özgürlük ile demokrasiden yana olan tüm değerli dostlarımız açısından; kirli çıkarları uğruna gözlerini faşist AKP–MHP rejiminin suçlarına kapatan devlet ve ilgili tüm uluslararası kuruluşların bu tutumunu kamuoyunda teşhir etmek, bunun için etkili kitlesel eylemler gerçekleştirmek, demokratik bir görev ve devrimci bir dayanışma olacaktır.

1938'den daha dehşetli

AKP–MHP rejimi, bugün Kurdistan’da soykırımcı politikalarla insanlık değerleri karşısında suç işlemektedir. Nasıl ki 1938'de Dersîm’deki katliam sürecinde devletin bir yetkilisi, 'mağaralara fare zehri atarak hepsini öldürdük' itirafında bulunduysa bugün de aynı şeyi, daha dehşetli, vahşi ve sistematik bir biçimde yapmaktadırlar.

21. yüzyılda sömürgeci Türk rejiminin tüm ulusal ve uluslararası yasaları çiğneyerek suç işlemesine karşı tüm ulusal ve uluslararası demokratik kuruluşlar ile insan hakları savunucularını; bu insanlık dışı uygulamalara karşı insani duygulara sahip tüm kesimleri, herkesi bağlayan uluslararası yasalara sahip çıkıp insani, ahlaki ve vicdani görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz."

Kurdistan halkına başsağlığı

Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin, soykırımcı Türk devletini, bütün kirlilikleriyle birlikte tarihe gömeceği vurgulanan açıklama, şöyle tamamlandı: "Tarih karşısında halkımızın meşru mücadelesi, doğru Önderlik çizgisi, tüm mücadeleci yoldaşların yüksek kararlılığı, yaratıcı yeteneği, büyük cesareti, kadın özgürlüğüne dayalı demokratik çizgisi ve halkımızın desteği bunun temel güç kaynağıdır. Bu temel güç kaynağının, demokratik modernite çizgisindeki mücadelemizi, halkımız ve bölge halkları adına mutlak surette başarıya taşıyacağının kesin olduğunu belirtiyoruz. Başta bu yasaklanmış silahlarla şehit edilen yoldaşlarımız olmak üzere tüm şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor, değerli yurtsever ailelerine ve yurtsever Kurdistan halkımıza başsağlığı diliyoruz."  BEHDİNAN

 

Kimyasal silah sonrası

Avaşîn’in Werxelê Direniş Alanı'nda kimyasal silahların kullanılması ve sonrasına dair görüntüler, ANF’de yayınlandı. 

ANF muhabiri Amargî Arhat Ba'nın ulaştığı görüntülerde, savaş tünellerinin üzerine gelen bir grup Türk askerinin, beline halat bağladıkları birkaç askeri savaş tünelinin girişine bıraktıkları görülüyor. Askerler taşıdıkları kimyasal silahları savaş tünelinin girişine attıktan sonra hızla uzaklaşıyor. 

Kimyasal silah saldırısına maruz kalan gerillalara ilk yardım müdahalesi yapan sağlıkçı gerilla Zîlan Mêrdîn, şunları paylaştı: “Düşman savaş tünellerinin girişlerinde hemen her gün önce yüksek şiddetteki bombalarla büyük patlamalar yapıyor. Hemen ardından ya da eş zamanlı olarak kokulu/kokusuz kimyasal gazlar ve biber gazlarını da kullanıyor. Patlamalarla iç içe gerçekleştiği için tam olarak ne olduğu anlaşılmıyor.

Baz ve Helbest arkadaşlar, farklı günlerde ama benzer şekilde kimyasal silah saldırısına maruz kaldı. Büyük patlama geliştikten sonra biz arkadaşlardan ses alamadık. Arkadaşlar kendilerine ulaşıp güvenli yere getirdi. Gidip bu arkadaşları getiren diğer arkadaşlar tedbirlerini alarak gitti. Ortamda, patlamadan kaynaklı farklı patlayıcı kokuları olsa da çok belirgin bir kimyasal silah kokusu almadıklarını, ancak gri renkli yoğun bir gazın olduğu söylediler."

İki gerilladaki belirtiler

Zîlan Mêrdîn, gazlara maruz kalan iki gerillayı içeri aldıklarında ilkin hafız kaybı belirtilerinin görüldüğünü belirterek, şöyle devam etti: “Helbest arkadaşta önce hafıza yitimi, sonrasında da delirmişçesine kontrolsüz davranışlar ve gülme durumu gelişti. Daha sonra bilinci gitti ve şehit oldu.

Helbest arkadaşın konuşmaları ve davranışları kontrolü dışında gelişiyordu. Soluduğu kimyasal silahın gazı arkadaşın sinir sistemine etki ederek vücudunun normal fizyolojik işleyişini baskılayıp bozmuştu. Arkadaşın aniden aşırı mutlu olma ve gülme durumu; psikolojide ‘öfori’ olarak da tanımlanan ve maruz kaldığı kimyasallardan kaynaklı gelişen anormal bir durumdu. Helbest arkadaş uzun süredir tanıdığımız öncü bir komutanımızdı ve normal zamanlarda hiç böyle şeyler yapmazdı.

Bu tarzda etkilere yol açan kimyasal silahların Türk devletinin elinde bulunduğunu, bu tarz kimyasal silahlara ‘sinir gazı’ ve ‘Kapasite Bozucu Ajanlar’ denildiğini biliyoruz. Tabun, soman ve sarin maddelerini kimyasal silah olarak kullanıyorlar. ‘Kapasite Bozucu Ajanlar’ açık alanda kesin öldürücü olmasa da kapalı ortamda yoğun maruz kalındığında öldürücü olabiliyor. Bu kimyasal silahın isminden de anlaşıldığı üzere; daha çok karşı taraftaki insanın sinir sistemini ve iradesini tahrip ederek savaş dışı kalmasını amaçlamaktır.”

Sinir krizleri, nefes alamama

Baz'da da benzer etkilerin görüldüğünü ifade eden Mêrdîn, şunları anlattı: “Arkadaşlar kendisine ulaşıp getirdiğinde bir şey hatırlamıyordu, bilinci yerinde değildi. Delirmiş gibi tavırlar sergiliyordu. Durumu Helbest arkadaşınkine göre daha ağırdı. Bilinci kapandı. Tam olarak kaç dakika ve kaç çeşit kimyasal silaha maruz kaldığını bilmiyoruz. Arkadaşlar kendisine ulaştığında zaten yere yığılmıştı. Bildiğimiz ilk müdahaleleri yapmaya başladık. Baz arkadaş nefes almakta güçlük çekiyordu. Solunum sistemi ve merkezi sinir sistemi ciddi anlamda etkilenmişti. Görüntülerde de görüldüğü üzere aşırı terlemesi ve titreme tarzı ataklar geçirmesi zehirlenen vücudunun içerideki zehri dışarı atmaya çalışmasıydı. İnsan zehirlendiğinde vücut savunma mekanizmasını devreye koyarak, zehirlenmeyi tükürük ve terlemeyle refleksif olarak dışarı atmaya çalışır. Bu yüzden kriz nöbetleri geçiriyordu. Baz arkadaş nefes almakta zorlanıyor, nefes alırken hırıltılı bir ses çıkarıyor ve kesintili bir şekilde nefes almaya çalışıyordu.” 

Üç gerilla da şehit düştü

“Baz, Helbest ve Demhat Têkoşîn arkadaşlar, kimyasal silah saldırılarına maruz kalarak yanımızda şehit oldular” diyen Mêrdîn, şunları ekledi: “Eldeki kıt imkanlarla müdahale etmeye çalıştık ama maalesef arkadaşları kurtaramadık. Düşman her seferinde farklı bir yerden, farklı tarzda ve farklı çeşitteki kimyasallarla saldırı yapıyordu. O anları birebir yaşadık ve halen yaşıyoruz. Şu anda halen aynı saldırılara maruz kalıyor ve direniyoruz. Birçok yoldaşımız direniş mevzilerinde fedaice direniyor. Herkes bilsin ki; her şehadet kinimizi, öfkemizi, inancımızı ve irademizi daha fazla büyüttü, büyütüyor.”

 

İsimleri açıklanan 17 gerilla