Kirmanckî kilamların peşinde

Kültür/Sanat Haberleri —

Eylül Nazlıer

Eylül Nazlıer

  • Söylediği Kirmanckî kilamlarla kısa sürede beğeni toplayan genç müzisyen Eylül Nazlıer, duyulmamış Kirmanckî kilamların ve hikayelerin peşinde. Hedefi bu eserleri bir araya getireceği bir albüm çıkarmak olan Nazlıer, “Ait olduğum toprakları bir radyo gibi düşünüp, köy köy dolaşarak kısılan ya da hiç açılmayan sesleri açmak istiyorum” diyor.

 

MEDİNE MAMEDOĞLU 

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) kaybolma tehlikesi altındaki dillerden biri olarak saydığı Kirmanckî, Çewlig ve Dêrsim başta olmak üzere; Elezîz, Amed, Sewas, Erzingan, Bedlîs, Mûş, Semsûr, Riha gibi illerde ağırlıklı konuşuluyor. Ancak gittikçe daha az kullanılır hale geliyor. Yazılı eserler, görsel yayınlar, akademik çalışmaların da oldukça sınırlı olmasıyla dilin yeni nesillere aktarılması ancak bireysel çabalarla mümkün olabiliyor. 

Köyleri yakıldı

JinMa’da sanat faaliyeti yürüten 19 yaşındaki Eylül Nazlıer’i hepimiz Sûr’da söylediği Kirmanckî ‘Nînayê’ kilamı ile tanıyoruz. Kısa süre sonra söylediği Kirmanckî kilamlar ile anılan Nazlıer, genç yaşına rağmen asimilasyon politikalarına sanatla direniyor. Amed’in Licê ilçesine bağlı Akçapınar (Speni) köyünde doğup büyüyen Nazlıer, kendisi henüz dünyaya gelmeden köylerinin yakıldığını ve göç etmek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Ailesinin 2000’li yılların başında topraklarına yeniden döndüğünü söyleyen Nazlıer, 7 yaşına kadar büyüdüğü köyden eğitimi için ayrılıyor.

Asimilasyonla ilk şehirde tanıştı

Amed’de insanlarla iletişim kurmak için Türkçe öğrenmek zorunda kaldığını aktaran Eylül, “Şehre geldikten sonra eksikliğini yaşadığım ilk şey dil oldu. Gerek okulda gerek mahallede insanlarla iletişim kuramamanın ve oyunlarda ortak bir dil bulamamanın yoksunluğunu yaşadım. Dışlanmaktan korktuğum için Türkçe öğrenip asimile olduğumun farkında olmaksızın oyunlara dahil oldum. O dönemde sistemin dilini öğrenmek beni rahatlatsa da ilerleyen süreçte rahatsız edici bir boyuta ulaştı. Bunun farkına varmam da müzik sayesinde oldu” diyor. 

Kilamlar geçmişe ayna tutuyor

Köyünde her sabah anne ve babasının sesinden kilamlar dinleyerek uyandığını anlatan Nazlıer, müziğe merakının henüz küçük yaşlarda başladığını söylüyor. Dinlediği kilamlarda farkettiği ilk şeyin hüzün olduğunu dile getiren Nazlıer şöyle devam ediyor: “Kürt halkının yaşadığı katliamları anlatan bu kilamlar geçmişe ayna tutuyor ve nesilden nesile aktarılıyor. Yaşanan olaylara göre bazen melodi bazen de sözler değişse de dilimiz ve stranlarımız bugüne kadar geldi. Annem ve babamla başlayan merakım daha sonra da devam etti. Kültürel çeşitliliğin bende yarattığı merakla ana dilimde kilamlar söylemeye, bu alanda çalışma yapmaya başladım.” 

 

 

Nefes almak kadar gerekli

Söylediği her Kirmanckî kilamın kendisine güç verip bir aidiyet duygusu oluşturduğuna yer veren Eylül, “Ana dilimin bende oluşturduğu başka bir tınısal gizem var. Hem kelimelerin ağızda şekillenişi hem de anlamları bütünen özel hissettiriyor. Bu hissiyat hem ana dilimi hem de kültürümü en az nefes almak kadar gerekli kılıyor. Öte yandan şarkılarını severek dinlediğim Şarik Apo, Palulu Abdullah, Rençber Aziz, Hüseyin Doğanay, Sey Qaji, Zercane Çolig ile annem ve babam benim örnek aldığım, müziğe bu denli bağlı olmamda etkili olan insanlar” diyor.

Kirmanckî konuşulmuyor 

Ana dilinin yok olmaması için çalıştığını anlatan Nazlıer, özellikle ailelerin çocuklarıyla ana dillerinde konuşması gerektiği çağrısında bulunuyor. Nazlıer, “Ne yazık ki Kirmanckî konuşan insan sayısı azaldı. Özellikle de metropollerde artık hiç konuşulmuyor. Bu durumun temeli aileye dayanıyor. Çocuk doğduğunda hangi dil öğretilirse o dili konuşur. Ardından o dile ait kültürü öğrenir; bununla büyür. Annem Türkçe bilmediği için ilk önce ana dilimi öğrendim ve bunun için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Kültürüm beni tamamlıyor. Sanata yönelmemim bir nedeni de budur; onu yaşatmak için çalışıyorum. Sahneye çıkarken az duyulmuş Kirmanckî şarkıları söylemek birinci tercihim oluyor” diye anlatıyor. 

Hedefi duyulmayanı duyurmak

Çalışmalarını genişleterek sahaya ineceğini söyleyen Nazlıer, ana diliyle şarkı söyleyen, içinde bir hikaye barındıran insanları kayda aldığı bir albüm oluşturmayı hedefliyor. Nazlıer, “Çewlîg, Elezîz çevresi Amed’in bazı ilçelerinde yaşayan ve Kirmanckî konuşan insanları tespit edip onların seslerini ve hikayelerini kaydetmek istiyorum. Bu kayıtları derledikten sonra gerek enstrümanımla gerekse sesimle eşlik ettiğim kapsamlı bir albüm oluşturmak istiyorum. İhtiyacım olan ekipmanları derledikten sonra çalışmamı başlayacağım” diyor. “Bu kentleri seçmemin sebebi ise; ait olduğum toprakları bir radyo gibi düşünüp, köy köy dolaşarak kısılan ya da hiç açılmayan sesleri açmak” diyen Nazlıer, “Gizlenen o tarihi savaşları, barışları ve toplumsal bütün olayları bütün melodileriyle gün yüzüne çıkarmak” istediğini dile getiriyor. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.