Kobanê Davası yargılanıyor

26 Nisan 2021 Pazartesi - 17:59

  • AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın talimatıyla hazırlanan Kobanê Davası, dün Ankara’da başladı. İdari, siyasi ve hukuksal sürecin ayrıntılarını paylaşarak yargılanan değil, yargılayan bir pozisyonda olmaya kararlı olan HDP’li siyasetçiler, dünkü ilk bölümde bunun gereğini yapıp savunmaya müdahaleyi protesto etti, mahkeme heyetine cevap vermedi.

Türk devletinin teşviki ve desteğiyle DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı yapılan 6-8 Ekim 2014’teki protestolardan 6 yıl 3 ay sonra 28’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması dün başladı. Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da bulunduğu 108 kişinin Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın ilk duruşması, Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görüldü. 108 kişiye, “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma” ve 37 kez “öldürme” iddiaları ile çeşitli suçlardan cezalar talep ediliyor.

Duruşmanın görüldüğü salona gazeteciler, milletvekilleri, avukatlar ve uluslararası heyetler alındı. Ziyaretçiler ve tutuklu yakınları farklı bir duruşma salonuna alındı. Yoğun güvenlik önlemi, hem salon içinde hem de salon dışında dikkat çekti. Belli bir sayıya ulaşmasının ardından salona da alımlar durdu.

Avukat sıralarına polis

 Yer olmadığı gerekçesiyle 100’e yakın savunma avukatı salona alınmadı. Avukatların oturması gereken sıralara çevik kuvvet polisleri oturtulurken, avukatlar salon dışında bekletildi. HDP avukatları, davaya müdahil olacak tüm avukatlar salona alınmasını istedi. Avukatların konuyla ilgili mahkeme başkanıyla yapmak istedikleri görüşmeye olumsuz yanıt verildi. 

Mahkeme heyeti ile avukatlar arasında tartışma yaşandı. Avukatlar dışarıda bekleyen tüm avukatların salona alınmasını istedi. Mahkeme başkanı, Kovid-19 gerekçesiyle sınırlı sayıda avukat alacağını ve bu konuda taviz vermeyeceğini söyledi. “Avukatların duruşmaya katılmayız” sözleri üzerine mahkeme başkanı, “takdir hakkı sizde” dedi. 

Tutuklu siyasetçilerden protesto

Tutuklu siyasetçiler Bülent Parmaksız, Alp Altınörs, Günay Kubilay, Nezir Çakan, Mesut Bağçık, Zeki Çelik, Ayşe Yağcı, Bircan Yorulmaz, Dilek Yağlı, Emine Ayna, Emine Beyza Üstün, Pervin Oduncu, Sibel Akdeniz, Ayla Akat Ata, isimlerinin okunması üzerine ses çıkarmadı. SEGBİS üzerinden de tutuklu siyasetçiler mahkeme başkanına cevap vermedi. SEGBİS ile bağlanan siyasetçiler, alkışlarla bulundukları yerden protesto etmeye devam etti. Avukatlar da mahkeme heyetini alkışlarla protesto etti ve sıralara vurdu. Mahkeme başkanı tutanaklara “avukatlar uyarıldı” şeklinde geçti. Mahkeme heyetini protesto eden avukatlar, “Savunma hakkını yok saymak CMK’yi yok saymaktır. Her şeyi tutanağa geçin. Avukatlarla böyle konuşamazsınız” diye konuştu. Mahkeme Başkanı, “Önce kimlik tespiti yapacağım, sonra iddianameyi okuyacağım” sözlerine, bakanlık avukatları ve müşteki avukatları da destek verdi. Avukatlar, alkışlarla duruşma salonunu terk etti. 

Tutanaklara geçmedi

 Duruşmada yaşananlar, “Bir kısım sanık müdafileri protesto ederek, salondan ayrılmaya başladıkları bu esnada bir kısım sanık avukatların söz almadan konuştukları ve bir kısım sanık avukatların tutuklu sanıklarla hitaben kimlik tespiti yaptırmamaları söylediği görüldü” şeklinde tutanaklara geçti. 

Salonu terk ettiler

 Avukatlar, “Yargılama böyle yapılmaz” diyerek, salondan çıkmaya başladı. Mahkeme başkanı, avukatlara, “Oturduğunuz yerde kimse söz almadan konuşamaz. İsimlerini verin kimlik tespiti yapar okuruz onsan sonra taleplerinizi alırız” ifadelerini kullandı. Avukatlar ise “Önce hakim olduğunuzu unutmayın” diyerek yanıt verdi. Mahkeme başkanı avukatların yaşananların tutanaklara geçirilmesi talebini, “Kimlik tespitinin ardından bu söylediklerinizin hepsini tutanağa geçeceğiz” diye karşılık verdi.

Milletvekilleri, mahkeme başkanının avukatsız kimlik tespiti yapmasına “Avukatlar burada yok” diyerek tepki gösterdi.

Avukatım olmadan yapmam!

 Kimlik tespitine devam eden mahkeme heyeti, tutuklu siyasetçilerin kimlik bilgilerini okudu. Tutuklu HDP MYK Üyesi Alp Altınörs, “CMK hükümleri açıktır. Ben her hususta avukatlarımın yanımda olmasını istiyorum. Aynı şekilde CMK’ye göre müdafi desteği alma hakkım var. Avukatım olmadan kimlik tespitini yapmak istemiyorum. Yasa gereği her aşamada avukat yardımından yararlanma hakkım var. Avukatların bir kısmın dışarıda bıraktığınız için duruşma salonundaki avukatlar da dışarı çıktı. Neden avukatlar arasında bir ayrım yapıyorsunuz. Müşteki avukatların hepsi buradayken savunma avukatlarını neden dışarı çıkarıyoruz” diye konuştu. Mahkeme başkanı, Altınörs’e avukatını çağırabileceğini söyleyerek, kimlik tespitine devam etti. Altınörs’ün cevap vermemesi üzerine mahkeme başkanı, tutanaklara “cevap vermedi” şeklinde geçti. 

Ata: Cevap vermem

 Tutuklu siyasetçi Ayla Akat Ata, kimlik tespiti sırasında “Ben bu koşulda sorduğunuz sorulara cevap vermem. Savunma avukatların yerini alması gerekiyor. Bu dosya şu an savunma makam yerine oturduğu için eksik başlamıştır. Gereken sorunu çözebilmek için yapmanız gereken şudur; ikinci sırada oturan güvenlik personelini çıkarıp avukatları alma” diye konuştu. Mahkeme heyeti, kimlik bilgilerini okuyarak, Ata’nın mikrofonunu kapattı. 

Tutuklu siyasetçi Ayşe Yağcı, “Avukatım olmadan kesinlikle sorulara cevap vermeyeceğim” dedi. 

Milletvekilleri, “Ne yapıyorsunuz, avukatlar olmadan” diyerek bir kez daha mahkeme heyetine tepki gösterdi. 

Vekillerden yardım istedi

 Mahkeme başkanı, milletvekillerinden, “O zaman yardımcı olun, duruşmaya geçelim” talebinde bulundu. Milletvekilleri, bir kez daha avukatların içeri alınmasını talep etti.

Tutuklu siyasetçi Berfin Özgü Köse, “Avukatlarım olmadan mahkemenin hiçbir aşamasında herhangi bir beyanda bulunmak istemiyorum” şeklinde konuştu.  

Tutuklu siyasetçi Gülfer Akkaya, “Avukatlar alınmadan konuşmak istemiyorum” dedi.

Yüksekdağ: Avukatları istiyoruz

Tutuklu siyasetçilerden Figen Yüksekdağ ise kimlik tespiti sırasında şunları ifade etti: “Herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Hukuk kurallarına riayet edilmesine talep ediyoruz. Savunma hakkına riayet edilmemesiyle bu davanın nasıl bir rol oynadığı ve oynayacağının işaretlerini gösterdi. Bu husus konusunda hukuk kurallarında biri de savunma haklarının eksiksiz yerine getirilmesidir. Avukatların salonda hazır bulundurulmasını istiyoruz. Bu şekilde yargılamaya geçilemez.”

Mahkeme Başkanı “Sadece sorduğumuz sorulara cevap verin ya da vermeyin” diyerek, Yüksekdağ’ın sesini kesti. 

Tuncel’in mikrofonu da kapatıldı

 Tutuklu siyasetçi Sebahat Tuncel de bu duruma tepki gösterdi. Tuncel, “Hukuk hepimizi bağlar. Avukatlarımın burada olması lazım. Bakın burası boş, arkadaşlarımız buraya gelebilir, koşulları oluşturmak sizin göreviniz. Mikrofon sesini kapatırsınız ben de bağırırım. Yıllardır cezaevindeyim” dedi. Bu sırada Tuncel’in mikrofonu kapatıldı. Tutuklu siyasetçiler “savunma haktır engellenemez” sloganı atarak tepkilerini gösterdi

Kışanak: Tiyatroda olmayacağız

 Tutuklu siyasetçi Gültan Kışanak ise tepkisini şu sözlerle gösterdi: “Bu dava taraflı ve bu tiyatroda biz olmayacağız. Hukuk kurallarına uymuyorsunuz. Yüz yüze ilkeleri yerine getirilmemiştir. Dava hükme bağlanmıştır, Sarayın talimatlarıyla hüküm veriyorsunuz. Siz hukukun temel ilkelerine riayet etmediğiniz sürece sorularınıza cevap vermeyeceğim.” 

Yıldırım: Talimatla kurulmuş

 Kürtçe konuşan Gülser Yıldırım ise şunları kaydetti: “Mahkemeyi ve duruşmayı izliyorum hukuk namına bir şey görmüyorum. Bu nedenle de sorulara cevap vermek istemiyorum. Bu mahkeme talimatla kurulmuştur bu nedenle de bu mahkemenin sorularına cevap vermeyeceğim. Kimlik bilgilerim de zaten önünüzde, bana sormanıza gerek yok.”

Kubilay: Avukatsız konuşmuyorum

 Tutuklu siyasetçi Günay Kubilay, “Ben savunma hakkımı istiyorum. Avukatlarım olmaksızın konuşmayı düşünmüyorum. Avukatımı istiyorum. Kapıları açarsanız hepsi gelecek. Mahkeme başkanı olarak bir prestij sorunu haline getirmeyin” dedi.

Tutuklu siyasetçiler Mesut Bağçık, İbrahim Binici, İsmail Şengül de soruları yanıtlamadı.

Demirtaş: Yargılımaya geldik

 Ardından konuşan HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, şunları söyledi: “Yargılanmaya değil, yargılamaya geldik. Avukatların sayısı belliydi. Her bir sanık için üç avukat olsa da 100’den fazla avukat olacaktı. Ses tonunuzu yükseltmeyin. Karşınızda çocuk yok. Her ne kadar sanık sandalyesinde otursak da halkın temsilcisi var. Bunun dışında yıllardır yargılama yapıyorsunuz bunu onlarla karıştırmayın. Darbecileri yargıladınız bizi onlarla karıştırmayın. Ben orada değilim. Yanımda avukat yok, duruşma salonunda avukat yok. Şu anda duruşma salonunda aleyhime bir şey tespit etme şansım yok. Baskı ortamında yargılamayı yapsanız da avukatların buraya girmesi gerekiyor.”

Günahımızı bile vermeyiz

“CMK gereğince suç işleyenler dışarı atılır ve suç duyurusunda bulunulabilir” diyen Mahkeme Başkanı, kimlik tespitinin ardından talepleri alacağını belirtti. Mahkeme Başkanı, “Her ne kadar üniversite de ceza usulleri dersini iyi öğrenmeden geçsem de usulü iyi biliyorum” dedi.

 Demirtaş, kimlik tespitini yapmaya çalışan Mahkeme Başkanına “Cevap vermeyeceğim. Biz size değil cevap vermek, günahımızı bile vermeyiz” sözleriyle yanıt verdi.

Mahkeme Başkanı, kaydı durdurdu, bunun üzerine salondan alkış geldi.

Sırrı Süreyya Önder de avukatları olmadan cevap vermeyeceğini dile getirdi.

Avukatlar: Ortak olmayacağız

Tüm avukatların içeriye alınıncaya kadar duruşmaya katılmayacaklarını söyleyen avukatlar, duruşmanın yapıldığı salonun kapısında basın açıklaması yaptı. Alkışlar ve “savunma susmadı, susmayacak” sloganları eşliğinde başlayan basın açıklamasında avukatlar adına Avukat Mehmet Emin Aktar konuştu.

Avukatların bağımsızca ve özgürce savunma yaratacağı koşullar yapılmadığı sürece, savunma yapmayacaklarını söyleyen Aktar, şunları dile getirdi: “Keyfi gerekçelerle avukatları içeriye almıyorlar. Almazlarsa biz de devam edemeyeceğiz. Çünkü savunma bütünlüğünün bozulduğunun bozulduğunu söylememize rağmen taleplerimiz zapta geçirilmedi. Mahkeme iddianamenin kabul kararının okunduğunu belirterek yoklama yapmaksızın, kimlik tespiti yaptı. Kimin müdavisi var, kimin yok bilmeksizin, bunu yapmaya çalıştılar.  Biz bu hukuksuzluğa ortak olmamak adına içerideki meslektaşlarımızla dışarı çıktık. Bu giderilmediği sürece bu davada savunma görevi üstlenen avukatların tümü, salona alınmadığı sürece biz savunma yapmayacağız. Avukatların bağımsızca ve özgürce savunma yaratacağı koşullar yapılmadığı sürece, biz de savunma vermeyeceğiz.”

Polisleri yerimizden çıkarın

Avukatlar, daha sonra kimlik tespiti devam ederken duruşma salonuna girdi. Çevik kuvvet polisleri avukatları engellemeye çalıştı. Polisler, kalkan ve coplarını kullandı. Avukatların içeri girmesi üzerine mahkeme başkanı bu kez “İçeri giremiyoruz diyorsunuz. İçerdesiniz” dedi. Avukatlar, “Yerlerimizden polisi çıkarın” sözleriyle duruma tepki gösterdi. Mahkeme başkanı, “Talepleri ne zaman alacağımı ve söz hakkını ne zaman vereceğimi söyledim” diyerek, kimlik tespiti işlemine devam etti. Sabah salona alınmayan avukatlar da dahil tüm avukatlar duruşma salonuna girdi. Mahkeme başkanı, duruşmaya bir saat ara verdi.

Duruşma, avukatların usule itirazlarıyla devam etti. Avukat Mesut Beştaş, şunları söyledi: “Biz usulün uygulanması açısından bütün müdafileri temsilen bazı arkadaşlardan sizinle görüşmek için istekte bulunduk. Bu görüşmenin asıl amacı olayın açıklığa kavuşturulmasında müdafi, müdahil, iddia makamı ve mahkemenin hukuk temelinde iş birliği yapmasına yönelikti. Ancak sabahtan bu duruşmaya girerken, bir kısım avukatın içeriye bile girmelerine izin verilmedi. Bununla birlikte hiçbir müdafiye bu dosyaya dair fikrine izin verilmedi. Bu çerçevede biz sayın mahkemenizin şu ana kadar ki yaklaşımlarının bizim arzuladığımız ölçekte adil yargılama hususundaki endişelerimizin arttığını söylemek isterim.”

İlk soruşturmalarla birleşmeli

 İddianameye geçilmeden önce dosyaya ilişkin itirazlarını da dile getiren Beştaş, “Bunlar da birinci derece sorumlu olarak sizin ve aynı zamanda usulün uygulanması hakkında ilgililerin söz hakkının tanınmamasıydı. Bir diğer şey bizim tarafımıza iddianamenin tebliğ edildiği tutanağa geçildi. Biz isterdik ki yapılan her işlem, burada hukuka hakkaniyete hizmet edecek her cümle tutanağa doğru geçsin. Ancak bunu da görmedik. Mevcut tebliğ edildiği söylenen 3 bin 600 küsür sayfadan bu iddianameye konu edilemeyecek birçok husus mevcut. Kimseyi usul hükümlerine boğma niyetinde değilim. Bir şahıs hakkında herhangi bir soruşturma başlatıldığında bu soruşturma kovuşturma aşamasına geçildikten sonra aynı olaya ikinci kez bir soruşturma başlatılamaz; yani mükerrer yargılama daha yargılamanın ilk günü bitirilmesi gereken bir usul kuralıdır. Bu çerçevede velev ki gözden kaçmış ise de usul açısından ilk açılan soruşturma kovuşturma aşamasına geçmiş ise soruşturmanın ilk açılan dosya ile birleştirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Demirtaş konuşmalı

 İddianamenin 6-8 Ekim protestoları esas alınarak yapıldığını ifade eden Beştaş, “Bu olaylarla ilgili açılmış birçok dava vardır. Bu davalar açılmışken, bize göre siyasi saikle gerçekleştiği tartışmasız olan ve mahkeme kararıyla yine siyasi saik ver tavsiye aracı olarak kullanılmak üzere mahkemenin önüne geçmiştir. Bu çerçevede siz iddianamenin okunmasına geçmeden önce daha önce hakkında soruşturma açılmış, kovuşturmaya dönüştürülmüş müvekkillerle ilgili tefrik kararı verilerek ilk dosyalarına gönderilmesi gerekiyor. Gerek soruşturma aşamasında gerekse şu an yürüttüğümüz kovuşturma aşamasında adil yargılama koşullarını ortadan kaldıran uygulamalarla karşı karşıyayız. En fazla biz değil, müvekkillerimizi bu uygulamalarla karşı karşıya. Hiçbir müdafi yargılananlardan daha fazla bu dosyayla ilgili bilgi sahibi olamaz. Bu uygulamaları ifade etmek için biz müvekkilimiz Selahattin Demirtaş’ın söz almak istediğini biliyoruz, bu nedenle bir kısmı belki de hakimin reddini de kapsayacak şekilde gerekçelerini sunması için müvekkile söz verilmesini talep ediyoruz” ifadelerinde bulundu. 

Konuşmasını kesti

 Beştaş’ın konuşmasını kesen mahkeme başkanı, “Siz diyorsunuz ya ‘biz kimseden korkmuyoruz’ neyse ki biz de kimseden korkmuyoruz. Açık olarak deklare ediyoruz” dedi. 

Söz alan Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, müvekkiline söz verilmesini ve onun itirazlarının ardından taleplerini dile getireceklerini söyledi. 

HDP eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın avukatı Ezgi Güngördü de “Hem sabahki tutumunuza hem de yaşanan usulsüzlüklere dair Sayın Yüksekdağ da söz alacak. Akabinde biz avukatlar olarak söz alacağız. Bundan sonraki duruşma düzeni için de sizinle uzlaşılan doğrultuda, yani bu doğrultuda devam etmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Bu sırada mahkeme başkanı HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın duruşma salonunda görüntü çektiğine dair tespit yapıldığını belirterek, tutanaklara geçirdi. 

Başkanlığınızın anlamı yok

 DBP eski Eşbaşkanı Sebahat Tuncel’in avukatı Cemile Turhallı Balsak, müvekkilinin itiraz ve taleplerinin dinlenmesini talep ederek, “Tutumunuza dair itirazlarımız var. Bunları tabi akış içerisinde ifade etmeye çalışacağız. Tutuk incelemesi yaptığınız sıradaki tutumunuz ile şimdiki tutumunuz aynı değil. O günkü tutumunuzun dışında bir tutumla karşı karşıyayız. Bugün tanımadığımız, bilmediğimiz ve hakikaten nezaket sınırlarının eşiğini öngöremediğimiz bir tutumla karşı karşıyayız. Bu tutumun yargılamaya katkı sunması mümkün değil. Bu şekilde sizin başkan sıfatıyla bu heyete başkanlık etmenizin bir anlamı olmayacaktır” dedi. 

Avukatların talepleri reddedildi

 İddia makamı, avukatların taleplerinin reddedilmesini ve iddianamenin okunmasını talep etti. Heyet, avukatların taleplerini reddederek, siyasetçilerin reddi hakim talebinin gerekçesinin yazılı olarak beyan edileceğini belirtti. Mahkeme iddianamenin okunması safhasına geçilmesi gerektiğini kaydetti. İddianamenin okunmaya başlamasıyla duruşma protestolarla devam etti.

Avukatların, reddi hakim talebi üzerine konuşma yapmaları için Yüksekdağ, Demirtaş ve Tuncel’in söz almalarına dair talepleri de reddedildi. Yüksekdağ ve Demirtaş, SEGBİS bağlantısından “söz istiyorum” yazılı kağıtları gösterdi.. Mahkeme salonundan alkışlı protestolar yükseldi.

Avukatlar terk etti

 İddianame, duruşma salonunda mahkeme başkanının tutumunun protestoları eşliğinde okundu. Avukatlar ve siyasetçilerin ilk protestoları 18 dakika sürdü. İddianamenin okunduğu sırada avukatların yeniden siyasetçilerin söz almasını istemesi üzerine, avukatlar ile mahkeme başkanı arasında gerginlik yaşandı. HDP’li siyasetçiler ve avukatlar durumu ikinci kez alkış ve sıralara vurarak protesto etti. “Siyasetçiler konuşsun” talebinin mahkeme başkanı tarafından reddedilmesini “hukuksuzluk” olarak niteleyen avukatlar, alkış ve zılgıtlarla salonu terk etti.  ANKARA

 

Katılan heyetler

Duruşmaya çeşitli ülkelerden gelen 11 yabancı heyet temsilcisi de katıldı. Katılan heyet temsilcileri şöyle: Marta Rosique -Katalonya Cumhuriyetçi Sol Parti, Max Zanartu-Barselona Uluslararası Komisyon Genel Sekreteri, Eulàlia Reguant-Katalan Meclisi Milletvekili, Oihana Etxebarrieta Legrand-Bask BILDU, Francois Alfonsi-AP Kürt Dostluk Grubu Kordinasyon üyesi / Greens/EFA Milletvekili, Ana Miranda-Avrupa Parlamentosu EFA Grubu Milletvekili, Jean-Christophe Sellin - Fransa Sol Parti Eş Koordinatörü ve Bölgesel Meclis Üyesi, Eric Coquerel - Boyuneğmeyen Fransa Partisi Ulusal Meclis Üyesi, Emilie Marche-Boyuneğmeyen Fransa Partisi Ulusal Meclis Üyesi, Brando Benifei-Avrupa Parlamentosu Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Milletvekili, Evin İncir-Avrupa Parlamentosu Demokratlar Grubu Milletvekili.”

Yabancı heyetlerin yanı sıra çok sayıda siyasi parti temsilcisi ile demokratik kitle örgütleri ve sendika temsilcileri de duruşmaya izlemek için Sincan Cezaevi Kampüsü’ne geldi. Davayı takip edecekler şöyle: Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) Sezgin Tanrıkulu, Ali Haydar Hakverdi, Semra Dinçer, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emek Partisi (EMEP) - Ercüment Akdeniz, KESK- Mehmet Bozgeyik (Eşbaşkan) - Gülistan Atasoy (Kadın Sekreteri), TÜM BEL-SEN - Yılmaz Yıldırım, Tarım Orkam Sen Genel Başkanı Ahmet Keleş, SES Eşbaşkanı Selma Atabey ile Sıddık Akın, Gönül Adıbelli, DİSK Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, ABF-Ali Aktaş, PSAKDER - Özgür Kaplan, DAD - Reyhan Kumru- Mustafa Karabudak. 

AP Raportörü: Takip ediyoruz

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor da Kabonê Davası’na ilişkin, Avrupa Parlamentosu ve HDP Genel Merkezi’ni de etiketleyerek bir tweet attı.

Yargılamaya yakından takip ettiklerini belirten Amor, ”Meşru ve demokratik muhalefeti kriminalize etmek doğru bir yaklaşım değil” dedi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.