Komploya devrimci gençliğin bakışı

Forum Haberleri —

8 Ekim 2021 Cuma - 23:00

.

.

  • 9 Ekim uluslararası komplosuyla engellenmek istenen Türkiye’nin devrimci geleceği, öğrenci gençliğe emanettir. Devrimci gençlik pasif duruşundan sıyrılmalı, kabuğunu çatlatarak gün yüzüne çıkmalı, boy verip serpilmelidir. Başkan Apo’ya özgürlük zamanı diyerek ayağa kalkmalıdır.

Şükrü GEDİK

Türkiye Cumhuriyeti’ni kesintiye uğratan üç askeri darbe ve birçok siyasi post modern darbe yapıldı. Bu darbelerin en kanlısı 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri faşist darbeleridir. Hedefinde öncelikle öğrenciler vardır.

Adına ‘balyoz harekâtı’ denilen faşist darbe, fırtına 1 ve fırtına 2 operasyonlarıyla sürdürülmüş ve binlerce solcu tutuklanarak ağır işkencelerden geçirilmişti. Sol içerikli ne kadar kitap ele geçirilmişse hepsi imha edilmiş, gazeteler yasaklanmış TİP ve DİSK kapatılmıştı.

12 Mart faşist darbesinin en önemli gerekçesi, ‘sol görüşlü devrimciler hükümeti devirerek, milli demokratik devrimi gerçekleştirme’ olarak kayıtlara geçmişti.

Dönemin devrimci öğrenci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan idam edilerek, Mahir Çayan ile birlikte 10 arkadaşı silahlı çatışmada, İbrahim Kaypakkaya’da işkencelerde ser verip sır vermeyen devrimci olarak katledildi.

Daha sonra bu kahraman önderlerin anısına sahip çıkan ve devrim mirasını devr alan Başkan Apo ise, Nisan 1972’de 7 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmıştı. 

‘Bayrak harekâtı’ denilen 12 Eylül askeri darbesi daha büyük tahribatlar yaratmış, daha fazla yıkıcı olmuştur.
Faşist cuntanın hedefinde yine devrimci gençlik vardı. Ağırlıklı olarak da Kürt özgürlük hareketi hedef alınmıştır.

Mahir, Deniz ve İbrahim’lerden geriye kalan devrimci öğrenci gençlik tasfiye edildi. Devrimci mücadele sekteye uğradı. Tutuklanan binlerce PKK kadrosu ve sempatizanı ağır işkencelerden geçirildi. PKK’nin önder kadrolarından Mazlum Doğan, Kemal Pir, M. Hayri Durmuş zindan da şehadete ulaştı. 

Öğrenci gençliğin devrimci mirasına sahip çıkarak vasiyetlerini yerine getiren Başkan Apo, bu kızıl bayrağı gururlu bir şekilde taşıyarak bugüne kadar asla yere düşürmedi.

Çok ağır bedeller veren PKK, her şart ve koşulda devrimci mücadeleyi kesintiye uğratmadan halk devriminin güvencesi haline geldi.

Geleceğin toplum paradigmasıyla devrimin öncülük, halkın önderlik görevlerini yerine getiren Başkan Apo, en amansız koşullarda İmralı tek kişilik yüksek güvenlikli cezaevinde bu rolünü büyük bir direnişle yerine getirmektedir. Gençliğin mücadelesine umut ışığı olmaya devam etmektedir.

Darbelerin kesintiye uğratmak istediği devrimci mücadele, her zaman devrimci öğrenci gençliğin omuzlarında yükselmiştir. Türkiye’de toplumsal değişim ve dönüşümün öncülüğünü de öğrenciler üstlenmiştir. Toplumun en dinamik gücü olan gençlik, Türkiye’de ki devrimci geleneğin en iyi savunucuları ve temsilcileridir.

Oynanan oyunları görmek

Faşist askeri darbelerin bitiremediği, diz çöktüremediği, boyun eğdiremediği devrimci gençlik bugün de AKP-MHP faşist iktidarının hedefindedir.

Devrimci gençlik her zaman potansiyel tehlike görülerek, özel savaş yöntemleriyle pasif hale getirilmektedir. Boş hayaller peşinde koşturularak enerjisi tüketilmek istenmektedir.

Her ilde Üniversite açılarak, kalitesiz eğitimle okumuş cahiller ordusu yaratılmak istendi. İmam Hatip okulları eğitim sisteminin güzide okulları haline getirildi. Diyanetin bütçesi katlanarak arttırıldı.

İktidar mensupları ve elit kesimleri kendi çocuklarını yurt dışında okuturken, geleceği karartılan öğrenciler bilinçli olarak bu okullara yönlendirildi. Okumuşlar da dahil olmak üzere gençlerden bir işsizler ordusu oluşturuldu.

Dinci Faşist iktidarın bütün uygulamaları gençliği uyuşturan, yozlaştıran uygulamalardır. Okul bitirenlerin dahi iş bulamadığı bir ülkede, atanması yapılamayan, istihdam edilemeyen gençlik adeta bunalıma sürüklenmektedir. Gelecek kaygısı, korku psikolojisi, tutuklanma endişesi vb sebeplerden dolayı rolünü oynayamaz hale getirilen gençlik yaratıldı.

Faşist iktidarın bütün bu olumsuz politikalarına karşı Gezi eylemleri önemli bir karşılık vermiştir. Gezi direnişi her açıdan yaratıcı bir başkaldırı, sonuç alıcı, güçlü bir dayanışma örneği ve sivil itaatsizlik eylemiydi. Gezi direnişinin ruhu, darağaçlarında sallandırılan, işkencelerde katledilen ve çatışmalarda çarpışarak ölümsüzleşen devrimci gençliğin ruhuydu.

İktidarın korkulu rüyası

Türkiye’de en radikal siyasi çıkışların sahibi her zaman öğrenci gençlik olmuştur. Öğrenciler toplumun aydınlık yüzü ve geleceğidir.

Özel savaş politikalarıyla susturmaya çalıştıkları öğrenciler iktidarın her zaman korkulu rüyası olmuşlardır. Küçük bir kıvılcıma dahi asla müsamaha gösteremeyecek kadar panik atak halindedirler.

Boğaziçi öğrencilerinin kayyum yönetimine karşı eylemleri, “barınamıyoruz” diyen öğrencilerin insani talepleri faşist iktidarı korkutmaya yeterlidir, ama nihai sonucu almak için yeterli değildir.

Türkiye devrimci hareketinin bütün yükünü omuzlayan Başkan Apo’nun esaretinin 24 yılına girildiği bu dönemde, devrimci gençliğe önemli görevler düşmektedir.

Geleneğe sahip çıkmak

Farklı örgütlerden olmalarına rağmen Mahir ve arkadaşları, Denizlerin İdamını engellemek için Ünye radar üssüne eylem yapmış, bir Kanadalı, 2 İngiliz üç kişilik teknisyen ekibini rehin alarak değişim yapmak istemişler ve bu nedenden dolayı Kızıldere’de çatışmaya girerek şehit düşmüşlerdir.

Bu devrimci geleneğin mirasına sahip çıkarak Mahirlerin ve Denizlerin ruhunu temsil eden Başkan Apo yeni nesil devrimci gençliğine çok önemli siyasi- askeri tecrübeler, ideolojik-teorik birikimler kazandırmıştır.

9 Ekim uluslararası komplosuyla engellenmek istenen Türkiye’nin devrimci geleceği, öğrenci gençliğe emanettir. Devrimci gençlik pasif duruşundan sıyrılmalı, kabuğunu çatlatarak gün yüzüne çıkmalı, boy verip serpilmelidir. Başkan Apo’ya özgürlük zamanı diyerek ayağa kalkmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.