Korona kısıtlamaları

Elif SONZAMANCI yazdı —

4 Aralık 2020 Cuma - 22:26

  • Koronavirüs salgını dünya gündemini esir almaya devam ediyor. Virüse karşı geliştirilen aşılar yolda, fakat henüz nasıl bir sonuç vereceği öngörülemiyor. Bu hazırlık sürecinde vaka sayılarında neredeyse patlama yaşanıyor ve yaşamını yitirenlerin sayısı da keza artış eğiliminde.

 

Almanya’da RKI’nün verilerine göre (4 Aralık) toplam 1 milyon 130 bin 238 vaka tespit edilirken, 18 bin 34 kişi virüsten dolayı yaşamını yitirdi. Gerçek rakamlar bana göre resmi rakamların birkaç katı, zira virüs taşıdığından haberdar olmayanlar ya da semptomları gösterdiği halde test yaptırmayanları da hesaba katarsak durumun ciddiyeti daha da görünür olur. Fakat şunun da altını çizelim Almanya’da açıklanan resmi rakamlarda şeffaflık tartışmaları yaşanmıyor, zira açıklanırken bu disiplin çerçevesinde hareket ediliyor. 

Sık sık kişisel tedbir uyarıları geliyor, bunun önemine birazdan değineceğim, fakat kişisel tedbirlerin verimi devletin koronavirüs salgınını yönetim süreci ile yakından ilgili. Devlet politikası ve vakaların kontrolü birbirleri ile ayrılmaz bir bütün.

Hatırlarsınız Türkiye Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şu tarihi notu (!) düşmüştü: ''Bu hastalığa karşı elimizde güçlü bir koz var, yakalanmamak.''

İşte bu tarihi buluşla hareket eden Türkiye’de durum şimdi gözler önünde, yoğun bakımlarda yer yok, her şey vatandaşın sırtında, insanlar tesadüf eseri hayatta. Birçok alanda olduğu gibi korona sürecinde de vatandaşın delik cebinden nasıl faydalanırım hesabı yürütülüyor. Sonuç olarak Erdoğan kendi vatandaşlarına o kadar yardım ediyormuş ki (!), salgın sürecinde ihtiyacı olan ülkelere de sıra gelmiş. İşte bundandır ki ne vaka sayıları ne de yaşanan ölümler şeffaf aktarılamıyor.  

Geçtiğimiz günler kısıtlamalar uygulanmaya başladı. Aslında önemli ve gerekli adımlar. Zira birçok ülke de bu yönlü tedbir alıyor. Fakat Türkiye kısıtlamalarla vatandaşı mağdur ederken, yandaşına destek olup belini doğrultmasının önünü açıyor. Yandaşı da sermaye sahipleri. 

Salgın rakamlarında hedefledikleri düşüşü sağlayamayan Almanya’da artan vakalardan dolayı uzun süre üzerinde tartışılan kısıtlamalar 11 Ocak tarihine kadar uzatıldı.

Salgın sürecini en iyi yürüten ülkelerden biri de Almanya. İlk elden kısıtlamalara geçilirken, şirketler ve çalışanların koronavirüs krizini atlatmalarına yardımcı olmak için 750 milyar euroluk koronavirüsle mücadele paketi uygulamaya kondu. Peyder pey bu süreç yaşama geçiriliyor. 

Tabii bu herşeyin mükemmel işlediği anlamına gelmiyor. Kapitalist sistemin çarkları virüs karşısında nihayetinde tekliyor.

Almanya’da da bazı uygulamalar kafa karıştırıcı. Son olarak tiyatro, opera, konser, sinema ve spor salonları yüzme havuzları, bar ve restoranlar, güzellik ve masaj salonları kapatıldı. Fakat birçok işletme hala faaliyette. Örneğin Black friday olarak adlandırılan indirimli Cuma’da çarşılar hınca hınç doldu. İğne atsan yere düşmez tablolar yaşandı. Bazı yerlerde aşırı izdihamdan dolayı polisin müdahale ettiği, hatta mağazaların kapatılmak zorunda kalındığı haberleri basına yansıdı. 

Diğer taraftan artan harcamalardan dolayı kısıtlamalar da gündeme geliyor. Örneğin artan vaka sayısı dolayısıyla artık her kontaklı kişiye test yapılmıyor. Test yaptırmak için semptomların oluşması gerekiyor. Bazı hastanelerin kapasitesinin dolacağı tahmin ediliyor. Yine sağlık personeli sıkıntısı yaşanıyor. Sağlık Bakanı Jens Spahn, bakım evlerinde veya kliniklerde izolasyon ve karantina önlemleri nedeniyle bakım hizmetinin aksaması durumunda, temas halinde olan personelin günlük test yapılarak ve FFP2 maskeleri ile çalışmaya devam etmesinin şart olabileceğini açıklamıştı. Bu açıklama tepkilere neden olmuştu. 

Zira Almanya’nın bu süreçte yaptığı ve ödün vermediği kural eve kapatmak, karantinaya almak. Henüz yeni iyileşmiş de olsanız, virüsü taşıyan biri ile kontak kurduğunuz tespit edildiğinde, bulaş zincirinin önüne geçmek için karantina da kalmak zorundasınız. Bu kurallar çerçevesinde Spahn’ın açıklamaları durumun vahametini gözler önüne seriyor. 

Tabii bir de kişisel tedbirlerin önemi var.

Virüsün bu kadar hızlı yayılmasının bir nedeni de ciddiye almamak. Önlemleri, semptomları ciddiye almamak, virüse yılda bir kaç kez yaşadığımız soğuk algınlığı ya da grip muamelesi yapmak kontrolü zor bir yayılmayı getiriyor.

Kişisel olarak ne kadar dikkat edersek edelim, karşıdakinin dikkatsizliği nedeniyle virüs bedeninize kolayca yerleşiyor. O nedenle tedbir de bir bütün işlemi. Bu şaşkınlık ve telaş içerisinde bir de bakmışsınız koronasınız. Korona sürecini ben de yaşadım.

Korona testim pozitif çıktığında artık virüsün nasıl bulaştığı bir teferruattı, ‘bu kadar dikkat ederken, nasıl oldum, nasıl kaptım virüsü’ soruları yerine zira ilk düşündüğünüz şey‚ “acaba farkında olmadan ben de birilerine bulaştırmış olabilir miyim?“ sorusu.

Hafif te anlatsanız, ağır da bu süreçten zararla çıkıyor insan, zira koronavirüs vücutta farkında olmadığınız tahribatlar yaratıyor. 

Aşı yolda, fakat sevinmek için erken, nitekim henüz nasıl bir etki yaratığı bilinmiyor. Salgının çok hızlı bir şekilde yayıldığı bu süreçte daha dikkatli olmak, tedbirleri uygulamak gerekiyor. Herkese sağlıklı günler...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.