Korona krizi...

Elif SONZAMANCI yazdı —

16 Ekim 2020 Cuma - 23:00

  • Almanya risk bölgelerindeki hotel konaklamalarında test zorunluluğu gibi konuları ise Kasım’a öteledi. Zira bu gibi kısıtlamalar ekonominin gidişatını etkilediği için daha temkinli yaklaşılıyor. 

 

Gazetelerin ve televizyonların ilk gündemleri bu ara korona.

Yaz süreci ile birlikte biraz gerilere düşmüş olsa da gidişat üzerine yine korona gelişmeleri ilk gündemler arasına yerleşti.

Virüsün yayılmaya başladığı ilk dönemlerde olduğu gibi bir panik havası olmasa da vakaların hızlı şekilde katlanarak artması endişe veriyor.

Mart ayından bu yana günlük yaşamımıza yön veren bir olgu var ve bu virüse karşı etkili bir aşı bulunmayana kadar böyle devam edecek. (Aşı bulunsa dahi bir süre daha sürecin meşakkatli ilerleyeceği aşikar.)

Avrupa’nın bir çok ülkesi alarmda. Fransa yeniden OHAL ilan etti, İspanya’da kısıtlamalar tekrardan arttı, bir dönem salgınların en yüksek olduğu ülke İtalya alarmda, İngiltere’de durum farklı değil… Salgını en iyi kontrol eden ülkeler arasında yer alan Almanya da alarmda. RKİ verilerine göre 15 Ekim itibarı ile günlük vaka sayısı 7334. Bu rakam Mart sonlarında görülen en yüksek rakam olan 6294 rakamını da geçti.

Almanya’da toplam vaka sayısı 341.223, yaşamını yitirenlerin sayısı ise 9710 civarlarında. Rakamlar katlanarak artıyor. 

Artan gidişata yönelik Merkel ve 16 eyaletin başbakanları bir kriz toplantısı gerçekleştirdi. Toplantı sonucuna göre kısıtlamalar tekrardan sıkılaştırılacak. Bir çok alanda açık hava olsa dahi maske zorunluluğu getirilecek, etkinliklerde sayı sınırlaması konusunda daha katı kısıtlamalara gidilecek. 

Almanya’da vakaların artış oranında esas alınan rakam, 100 bin kişinin yaşadığı bir alanda haftalık görülen vakaların 50’yi geçmesi durumunda risk ilan edilmesi. Bu rakamlara tekabül eden alanlarda kısıtlamalar daha da artıyor. Nitekim Almanya kendi sınırları içindeki bir çok kenti de risk alanı ilan etti. Buna göre seyahatlerde de kısıtlamalar söz konusu. Almanya risk bölgelerindeki hotel konaklamalarında test zorunluluğu gibi konuları ise Kasım’a öteledi. Zira bu gibi kısıtlamalar ekonominin gidişatını etkilediği için daha temkinli yaklaşılıyor. 

Bildiğiniz üzere korona ekonomiyi de vurdu, zira yine Almanya dahil bir çok ülkede kriz durumu söz konusu. Bütçe fazlası ile övünen Almanya korona önlemlerine iyi bir bütçe ayırdı ve bu yöntem kontrollü bir süreci de getirdi. Haliyle bu harcamalar bu yılın bütçesine etkiledi.

Alman ekonomik araştırma enstitülerinin hazırladığı yeni rapora göre gayrisafi yurtiçi hasıla bu yıl yüzde 5,4 oranında azalacak. Nitekim Federal İstatistik Dairesi, bütçenin ilk altı aylık dönemde, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3,2'sine tekabül eden 51,6 milyar euroluk açık verdiğini duyurmuştu. Geçen yıl aynı dönemde yüzde 2,7'lik bütçe fazlası kaydedilmişti.

Bu gidişat erken bir normalleşmeyi getirdiği için vakaların artışını da tetikledi. 

Bir çok ülke ile karşılaştırıldığında daha iyi bir tablo çizse de, bir çok alan krizden etkilendi, özellikle küçük işletmeler işlemez duruma geldi, işsizlik arttı. Konu geniş, zira başka bir yazının konusu.

Korona süreci elbette sosyal yaşamımızı da etkiledi. Hayatımıza var olan ama kıyısından köşesinden konuştuğumuz sosyal mesafe, maske, hijyen , karantina gibi kavramlar girdi. 

Fakat şunun da altını çizmek gerekir: hala sağlık kurallarına uyma konusunda gerekli disiplin gösterilmiyor, hala bu süreci ciddiye almıyoruz. Gereksiz panik kadar, gereksiz rahatlık ta hayatımıza etki ediyor.  

Geçtiğimiz haftalarda bir tanıdığı aradım, korona virüsü ile enfekte olmuştu. Kendisine bulaşma hikayesini ilginç buldum. Yaz sürecinde farklı bir ülkeden gelen misafirde korona tespit ediliyor. Tabii bunun taşıyıcı olduğunun farkında değil. Onu ziyarete gidenlere bulaşıyor, bulaşanlar kendi aile üyelerine bulaştırıyor, zincirleme çok sayıda kişi virüsü kapıyor. Yine bir başkası da gittiği düğünde kapıyor. 

Bugün Almanya ile Türkiye’yi karşılaştırdığımızda elbette arada koskoca bir uçurum olduğunu söyleyebiliriz. 

Türkiye’de kısıtlamalara gidildiğinde yandaşa ayrı, muhalefete ayrı bir kısıtlamadan söz edebiliriz. Mesela HDP’nin etkinlikleri korona süreci bahane edilerek yasaklanırken, AKP’nin kitlesel etkinliklerinin aynı kısıtlamalara maruz kalmadığını görüyoruz. Zira kısıtlamalar yandaşa işlemiyor.

Fakat Almanya’da en azından böyle bir durumdan söz edemeyiz. Zira kısıtlama herkes için geçerli, partisine, ideolojine, ırkına göre şekillenmiyor. Kısıtlamalar bir devlet politikası olarak hayata geçiriliyor ve herkes de uymak zorunda, dikkat etmek zorunda. Virüs ile yaşamaya alışıyoruz, bu koşullarda elimizden geldiğince önlem almak da bizim görevimiz.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.