Kullanışsız bir ‘tırşıkçı’nın yalanları ile kurulan komplo

Dosya Haberleri —

1 Haziran 2021 Salı - 09:37

  • Stuttgart’ta 5 Kürt, bir itirafçının ifadeleri nedeniyle 4 yıl 3 aya kadar varan hapis cezalarına çarptırıldı. Yargılanan Kürtler, ağır tecride maruz kaldı, ayakları ve ellerinden zincirlendi, cam kafese konulmak istendi. Ne var ki duruşmalar, itirafçının beyanlarının yalan olduğunu açık biçimde ortaya koydu.
 

 

OSMAN OĞUZ

Stuttgart’ta görülen 91 duruşma ardından 5 Kürt’ün 30 Nisan 2021’de 1,5 ile 4 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması, Almanya’da Kürtlere yönelik davaların siyasi muhtevasını ve keyfiyetini bir kez daha ortaya koydu. Yargılanan Kürtler, anlattıklarının yalan ve iftira demetinden başka bir şey olmadığı ilk günden bu yana ortada olan bir itirafçının söylediklerinden başka hiçbir dayanak gösterilmeden özgürlüklerinden mahrum edildi.

 Davanın iki avukatı, Antonia von der Behrens ve Franziska Nedelmann, Fırat Haber Ajansı’nın Almanca servisi için yazdıkları “Bir itirafçının davası ve yükselişi” başlıklı yazı ile davadaki siyasi müdahaleleri ve keyfiyeti gündeme getirdi.

Avukatlar, şu notları paylaştı:

 

Yalan, tehdit, manipülasyon

* İtirafçı Rıdvan Ö., Irak’tan Almanya’ya 2015’te mülteci olarak geldiği Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinde kız arkadaşıyla birlikte sığınmacı statüsüyle yaşıyordu. Türkiye’den Almanya’ya kaçmış bir başka Kürt olan Evrim A. ile Rıdvan Ö. arasında da 2017 yılının sonbaharında bir ilişki başladı. İki kadının birbirinden haberi yoktu. Evrim A. ile ilişkisi 2018 başında ortaya çıktığında Rıdvan Ö., kız arkadaşı tarafından terk edildi ve evden kovuldu. Evrim A. da artık onunla olmak istemiyordu. Rıdvan Ö., bir yandan yalanlar ve manipülasyonlarla dolu hikâyeler uydurmaya, diğer yandan ise Evrim A.’yı kendisinden ayrılırsa fotoğraflarını yayınlamakla tehdit etmeye  başladı.

 

İtirafçılığa karar verdi

* Rıdvan Ö.’nün iltica başvurusu kabul edilmemişti; ne evi, ne işi, ne de geçerli bir oturumu vardı. Yalanlarından dolayı kimse ona yardım etmek de istemiyordu. Hem bu çıkışsız durumu hem de kafasındaki yanlış anlaşılmış “namus” anlayışı ile Rıdvan Ö., “PKK’ye” ve “onun aktivistlerine” karşı ifade vermeye ve böylece tanık koruma programından yararlanarak güvenli bir oturum elde etmek için uğraşmaya karar verdi.

* Rıdvan Ö., Evrim A.’ya da kendisiyle birlikte ifade verme ve tanık koruma programına girme teklifinde bulundu, ancak Evrim A. bunu reddetti.

* Yaptığı plan doğrultusunda Rıdvan Ö., 2018’in Şubat ayında polisle iletişime geçti. Baden-Württemberg Eyaleti Kriminal Dairesi’nde verdiği ifadede uzun yıllar Irak’ta, HPG saflarında savaştığını ve daha sonra Irak’tan önce yine PKK adına aktif olduğu Yunanistan’a, ardından aynı çalışmaları sürdürdüğü İsviçre’ye gittiğini iddia etti. Rıdvan Ö., Almanya’da da Bruchsal bölgesinde “PKK sorumlusu” olduğunu ve başka işlerin yanında bağış topladığını iddia edecekti. Hikâyeye göre Rıdvan Ö., daha sonra partiden ayrılmak istediğini söyledi ama “bölge sorumlu Çiya” diye tanıttığı Veysel S., kendisine izin vermedi ve parti için çalışmaya devam etmezse ba 351 ına iş geleceği konusunda tehdit etti.

Stuttgart’ta görülen davada Veysel S. 4 yıl 3 ay, Özkan T. ile Agit K. 3 ve 4 yıl, Cihan A. ile Evrim A. ise 1,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Polis bile inanmadı

* Hayatla bağı ve hiçbir tutarlılığı olmayan bu iddialara Eyalet Kriminal Dairesi bile inanmadı. Polisler, Rıdvan Ö.’ye, “PKK’nin faaliyetlerde yer almak istemeyenleri tehdit ettiğine ve devam etmeye zorladığına inanmıyoruz” dediler ve yalnızca bağış toplama ile ilgili anlatılanlara inandıklarını eklediler. Bu nedenle de Kriminal Dairesi, ilk olarak yalnızca Rıdvan Ö.’nün kendisine karşı bir soruşturma başlattı; keza o, bölge sorumlusu olduğunu itiraf etmiş, tanık koruma programına alınmasını gerektirecek herhangi bir şey ise söyleyememişti.

* 2018’in Nisan ayında Rıdvan Ö., planını gerçekleştirememiş ve hala elinde hiçbir şey olmadan bekliyordu: Polisten ne umduğu oturumu, ne de ev ve işi alabilmişti. Bunun üstüne Evrim A. da onu kalıcı olarak terk ettiğini açıkça beyan etmişti. Rıdvan Ö. ise Evrim A.’yı taciz etmeyi sürdürüyor, geri dönmeye zorluyordu. Evrim A.’nın tek düşüncesi, kendisini ondan, yalanlarından ve tehditlerinden korumaktı; bu nedenle de Kürt siyasi yapılarına başvuruda bulundu ve Rıdvan Ö.’ye kendisinden uzak durmasının ve zarar vermemesinin söylenmesini istedi.

 

Aslında ne olmuştu?

* Rıdvan Ö. ile daha sonra sanık sandalyesine oturtulacak üç Kürt’ün (Özkan T., Agit K. ve Cihan A.) 13 Nisan 2018’deki görüşmesi, Evrim A.’nın bu başvurusu üzerine gerçekleşti. Evrim A., Rıdvan Ö.’yü bu görüşme için Herrenberg’teki Schlossberg’e çağırdı. Rıdvan Ö.’nün agresif tavırlarına rağmen bir anlaşma sağlandı ve görüşmenin yargılanan Kürtlerden birine ait Ebersbach’taki restoranda sürdürülmesine karar verildi. Veysel S. de tesadüfen restoranda bulunuyordu ve onlara katıldı. Bu görüşmede Rıdvan Ö.’den en açık biçimde Evrim A.’dan uzak durması, onu bir daha rahatsız etmemesi istendi ve telefonunda Evrim A.’ya şantaj uygularken bahsettiği fotoğraflar arandı. Aynı günün akşamında Rıdvan Ö ., yakındaki bir tren istasyonuna bırakıldı.

 

İtirafçı nasıl anlattı?

* Rıdvan Ö., bu görüşmeyi uzun süredir yaptığı plan için bir fırsata dönüştürecekti. Polise giderek, daha sonra hem Savcılık’ın hem de devlet televizyonunun ana haber bülteninin sorgulamadan tekrar edeceği, mafya filmlerine yaraşır senaryoyu uydurdu. Bu senaryoya göre Rıdvan Ö., şiddet kullanılarak kaçırılmış, dövülmüş, bir depoya kilitlenmiş ve maskeli ve silahlı adamlar tarafından dövülerek tehdit edilmişti. İtirafçı, kapatıldığı depoda üzerindeki yüzlerce Euro paraya da el konulduğunu iddia ediyordu. Rıdvan Ö., başına bunların tamamının PKK’de aktif olmayı bırakmak istediği ve onun polisle çalıştığı tahmin edildiği için geldiğini iddia ediyordu. Bütün bu kaba  351 iddet senaryosuna kanıt olarak ise boynundaki bir çizik izinden başka bir şey gösteremiyordu.

 

Hem Savcılık hem ‘Tagesschau’

* Bu palavralar, Rıdvan Ö.’nün uzun süredir arzuladığı tanık koruma programına alınmasını sağladı. Bu, şimdi mahkum edilen beş sanığın 2018 yılının Haziran ve Temmuz aylarında tutuklanmasına giden süreci başlatacaktı. Federal Savcılık da PKK’nin kriminalizasyonu için eline geçen bu fırsatı kaçırmak istemiyordu. Rıdvan Ö.’nün anlatımlarında ilk ifadesinden bu yana açık çelişkiler ve şüpheli yanlar olmasına rağmen bu iddialar, Federal Savcılık’ın tutuklamalara ilişkin yaptığı basın açıklamasında da olduğu gibi tekrar edildi.

* Federal Savcılık’ın iddianamesi, 15 Kasım 2018’de ise Almanya’nın en çok izlenen haber bülteni olan “Tagesschau”da olduğu gibi tekrar edildi. Haberin başlığı, “Almanya’daki Kürtler - PKK ne kadar radikal?” olarak seçilmişti. İtirafçı Rıdvan Ö.’nün yalanları, Kürtlere ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı manipülasyonun aracına dönüştürülmüştü.

* Ana haber bülteni, Rıdvan Ö.’nün anlatımları ile yetinmiyor, üstüne bir de güya “örgütün içinden” aldığı kulis bilgilerini ekliyordu. Bu “içeriden haber kaynakları”, Tagesschau’ya PKK’nin kendisinden ayrılanları geçmişte hain ilan edip takip ettirdiğini anlatıyordu. Avukatlar, “içeriden kaynak” olarak sunulan bu kişilerin çok büyük ihtimalle Anayasayı Koruma Örgütü gibi Alman makamlarında PKK takibatı için çalışan masalardan birinde olduğunu söylüyor. Keza Rıdvan Ö.’nün yalanları, 2018 yılında Anayasayı Koruma Örgütü’nün hem Baden-Württemberg eyaletindeki hem de federal düzeydeki raporunda uzun uzadıya yer aldı. Dava, hem anaakım medya hem de Alman devleti tarafından Kürt Özgürlük Hareketi’nin yasaklan ması ve Kürt halkının kriminalize edilmesinin “meşruiyetini” kanıtlamak için kullanılıyordu.

Yalanlar ortaya çıktı ama…

* Avukatlara göre Federal Savcılık, itirafçının anlatımlarına özellikle de son yıllarda PKK’nin Almanya kamuoyundaki meşruiyetinin giderek artmasından dolayı sarıldı. Kuzey Suriye’de DAİŞ’in Kürt Özgürlük Hareketi tarafından yenilgiye uğratılması ardından Almanya’daki Kürt kriminalizasyonu, giderek daha zor savunulabilir hale geliyor. Federal Savcılık, Rıdvan Ö.’nün uydurduğu şiddet sahnelerini, 90’lı yıllardan itibaren Almanya’da şiddet kullanmayı tümüyle reddeden PKK’ye karşı bir şiddet halüsinasyonu yaratmak için kullanıyor.

* İtirafçı, yargılanan Kürtleri “şantajlı adam kaçırma”, “tehlikeli yaralama” ve “PKK üyeliği” ile suçlamıştı. Sadece şantajla adam kaçırma için öngörülen hapis cezası bile asgari 5 yıl. Ne var ki yargılanan Kürtler, en fazla 4 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkeme, itirafçının anlattıklarının yalan olduğunu aslında kabul etti ama buna rağmen ceza vermekten vazgeçmedi.

* Rıdvan Ö., defalarca kez kuralları ihlal etmesine rağmen görevini yerine getirene kadar tanık koruma programında kaldı ve hatta ilk duruşmalara bir helikopter içinde ve makineli silahlar taşıyan güvenlik güçlerinin eşliğinde getirildi. Bu sahneler, elbette Rıdvan Ö.’nün ne denli büyük tehlike altında olduğunu göstermiyordu; bunlar, davanın siyasi içeriğini ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı kamuoyunu kışkırtmak için nasıl kullanıldığını ortaya koyuyordu. Rıdvan Ö., defalarca yaptığı kural ihlallerinden dolayı, ancak duruşmalar bittikten sonra tanık koruma programından çıkarıldı. Artık ona ihtiyaç kalmamıştı.

 

‘PKK o kadar tehlikeli ki!’

* Davanın siyasi içeriği ve esasen kamuoyunu kışkırtmak için kullanıldığını mahkeme düzeni de ortaya koydu. Stuttgart’ta bu dava için yeni yapılan yüksek güvenlikli mahkeme salonu kullanıldı. RAF üyelerinin de yargılandığı eski salon, bu yeni ve daha “güvenlikli” salon ile değiştirilmişti. Mahkeme salonunda Kürtler, avukatlarından tamamen ayrılmış halde, bir cam kafesin içinde oturtuluyor. Duruşma öncesindeki görüşmelerin gerçekleştirildiği odalarda dahi avukatlar ile yargılananları bir cam duvar ayırıyor. Ceza hukuku açısından yasadışı da olan bu uygulamanın tek amacı, kamuoyunu politik Kürtlerin çok tehlikeli olduğuna ikna etmek: O kadar tehlikeli ki, avukatlarının bile onlardan korunması gerekiyor!

* Yargılananlar da, avukatlar da ilk günden bu yana bu duruşma düzenini kabul etmedi. Mesela Özkan T., cam kafeste oturmak zorunda olduğu sürece duruşmalara katılmayacağını söyledi. Birçok dilekçe ve başvuru ardından mahkeme salonu değiştirildi ve yargılananlar, avukatlarının yanına oturabildi. Bu, mahkeme ve Alman makamlarının birlikte sürdürdüğü senaryoyu kırmak yönünde atılan ilk ciddi adımdı.

* İtirafçı, toplamda 22 duruşmaya katıldı ve Senato, Savcılık ve iki avukat tarafından sorgulandı; ardından susma hakkını kullanarak ileriki sorguları engelledi. Ne var ki Senato dahi Aralık 2019’da yazdığı raporda Rıdvan Ö.’nün inandırıcılığına şüpheyle bakıyordu. Senato, itirafçının en azından restoranda bir depoya kilitlendiğine ve silahlı ve maskeli adamlar tarafından sorgulanıp tehdit edildiğine inanmadığını ifade etti. Telefon dinlemesi kayıtları ve DNA izleri gibi kanıtlar da itirafçının iddialarını belgeleyemedi; hatta bazıları aksini belgeledi.

 

Bir yalan tutmayınca…

* İtirafçının “PKK’den ayrılmamam için tehdit edildim ve dövüldüm” hikâyesi, bir süre sonra Senato için bile “fazla kurgusal” bulunmuş olacak ki, mahkeme sürerken yeni bir iddia ortaya atıldı: Bu kez de itirafçının çaldığı 20 bin Euro bağış parası nedeniyle tehdit edildiği iddia ediliyordu. Avukatlar bu argümanın saçmalığını da ortaya koyduktan sonra yeni iddia, bu kez hakimden geldi: Rıdvan Ö., 14 bin 700 Euroluk bağışın nerede olduğunu açıklaması için “kaçırılmıştı”.

* İtirafçının anlatımlarındaki çelişkiler ve yalanlar gün gibi ortadayken Senato ve mahkeme, iddiaların doğruluğunu teyit etmeye çalışmak yerine her seferinde yeni bir iddia bulup yargılanan Kürtlere ceza vermek için uğraştı.

* İtirafçı, deposuna kapatıldığını iddia ettiği restoranda ayrıca üzerindeki 300 Euro’ya el konulduğunu iddia etmişti; ancak eldeki deliller, bu iddianın da doğru olamayacağını ortaya koydu. Böylece itirafçının hikâyesinin “şantajla adam kaçırma” suçlamasını ortaya çıkaran en önemli bölümünün zemini ortadan kalkıyordu ve tutukluların serbest bırakılması gerekirdi ama bu da kimsenin umrunda olmadı. Senato, “şantajla adam kaçırma” iddiasını “şantajla adam kaçırmaya teşebbüs” iddiasıyla bir çırpıda değiştirip davayı sürdürdü.

 

Irak’ta gördüm dediği Türk zindanında çıktı

* İtirafçı, yalanlarını güçlendirmek için ayrıca Veysel S.’yi Irak’tan, HPG’li olduğu günlerden tanıdığını, hatta ondan bir muhbiri öldürmek için emir aldığını iddia etti. Ne var ki itirafçının bunun yaşandığını iddia ettiği dönemde Veysel S., Türkiye’de cezaevindeydi. Böylelikle bu yalan da ortaya çıkmış oldu.

* Mahkemenin ve Kriminal Dairesi’nin duruşmalar boyunca çabaladığı tek şey, Rıdvan Ö.’nün iddialarını doğrulamak oldu fakat Rıdvan Ö.’nün yalanları ve onunla ilgili şüphelere dair hiçbir soruşturma, ciddi bir biçimde ele alınmadı. Buna bir örnek, Rıdvan Ö.’nün kimliğine dair tek belge olan Yunanistan’dan aldığı ehliyetin sahte olduğu ortaya çıktıktan sonra yaşananlar. Çocuklarının annesi olan eski kız arkadaşı dahi Rıdvan Ö. ile ilgili, “Bu anlattıklarından sonra onun söylediği kişi olduğundan bile emin değilim” demesine rağmen buna dair hiçbir soruşturma açılmadı.

* Rıdvan Ö.’nün mahkemede ortaya çıkan bir başka yalanı: Veysel S.’nin kendisine üzerinde bir telefon numarası olan bir kağıt verdiğini iddia etmişti ama bilirkişi raporları, yazının Veysel S.’ye değil itirafçının kendisine ait olduğunu ortaya koydu. Bu, polisteki sorgu sırasında da, avukatların talebiyle yapılan bilirkişi araştırmasından önce de ortaya çıkarılmadı.

* Polisin telefon dinlemeleri, Rıdvan Ö.’nün Evrim A.’yı defalarca tehdit ettiğini, “Bana geri dönmezsen senin 8 yıl hapiste yatmanı sağlayacağım” dediğini ortaya koydu. Bu gibi davranışlar, itirafçının tanık koruma programından çıkarılmasına neden oldu ama Kürtlerin cezalandırılmasını engelleyemedi.

* Polisin telefon dinlemeleri, “PKK’den korktuğunu” iddia eden itirafçının duruşmalar sürerken dahi birçok yurtsever Kürt’le kendisine taktığı bir kod adı ile telefonlaştığını ortaya koydu. Bunun bile tek başına, “PKK beni tehdit ediyor, korkuyorum” argümanını boşa çıkarması gerekirdi.

 

‘Bana para verin’

* Meselenin son perdesi ise Kürdistan’daki “tırşıkçı” deyimini akla getiren bir gelişme ile yaşandı: İtirafçı, çok az ilgi görmekten o kadar memnuniyetsizdi ki, 2019 yılının yazında Kriminal Dairesi’ne şikayette bulundu. “Bu kadar az paraya çalışmak istemiyorum, beni PKK’nin içeride ve dışarıdaki faaliyetlerine karşı kadrolu muhbiriniz yapın ve maaşımı ödeyin” diyecekti. Ne var ki duruşma bitip işleri görüldükten sonra Alman makamları, onu tanık koruma programından tümden çıkardı. Bu gelişme de aslında sanığın PKK tarafından tehdit edildiğinin yalan olduğunu ortaya koyuyordu. Yargılananlar, yine de bu suçlama ile ceza aldı.

* Avukatlar, yazdıkları metnin sonunda şu ifadelere yer verdi: “Savcılık, yargılananları yüksek hapis cezalarına çarptırma hedefine ulaştı ama aynı anda ‘çok tehlikeli PKK’ anlatısını yayma hedefinde ise başarısız oldu. İtirafçıları Rıdvan Ö. hem kendini hem de onu körü körüne takip eden Federal Savcılık’ı alay edilesi bir duruma düşürdü ve böylece Federal Başsavcılık’ın olabildiğine şüpheli bir eylemini de kamusala taşıdı. Böyle itirafçılarla çalışmaya ve soruşturmaları böylesine tek yönlü ve subjektif yürütmeye ihtiyaç duyan her kimse, zor bir durumdadır. Federal Savcılık, er ya da geç Kürtlerin sözde ‘PKK terörizmi’ kisvesi ile takibatının hem siyasi hem de huk uki olarak savunulabilir tarafının olmadığını kabul etmek zorunda kalacak.”

 
paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.