Ahmet artık eskisi gibi değildi. Daha gergin, daha mutsuz görünüyordu. Biz bunu ihmale bağlıyorduk

  • Batman Özel Şifa Bakım Merkezi’nde 5 yıl önce yaşamını yitiren ağır engelli Ahmet Adlığ’ın ailesi, dosyaya dahil olmaya hazırlanıyor.

 

MIHEME PORGEBOL / ÊLIH

Kapatılan Batman Özel Şifa Bakım Merkezi’nde ortaya çıkan işkence, cinsel saldırı ve kötü muamele iddialarıyla ilgili soruşturma üzerine, 2021'de yaşamını yitiren ağır engelli Ahmet Adlığ’ın ailesi de durumu sorgulamaya başladı.

“Skandallar ortaya çıktığından beri kendimize gelemiyoruz” diyen Ahmet’in kız kardeşi Narin Adlığ, görüntü ve tanıklıkların ardından abisinin ölümünün de yeniden araştırılması gerektiğini söyledi. Narin Adlığ, dosyaya dahil olmak istediklerini ve kardeşlerinin ölümünün de aydınlatılmasını talep ettiklerini belirtti. İşkence ve cinsel saldırı iddialarını öğrendiğinde büyük bir şok yaşadığını kaydeden Narin Adlığ, “O kadınlara, o kızlara yapılanları duyunca aklım durdu. Sonuçta oraya bir can emanet ediliyor. İnsan bunu nasıl yapabilir? Nasıl bir vicdansızlık, nasıl bir ruh hastalığıdır, aklım almıyor” dedi. Yaşananların ardından yıllar önce aynı kurumda hayatını kaybeden abisi Ahmet’in de ölümünün araştırılmasını isteyen Narin Adlığ, “Onların ihmalleri yüzünden öldüğüne inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bizi çok güzel ikna ettiler

Adlığ, abisi Ahmet’in 2019'un sonlarında kuruma yerleştirildiğini söyledi. Kurumla, burada çalışan personeller aracılığıyla tanıştıklarını belirten Narin Adlığ, ilk etapta abisini kuruma vermeye karşı çıktığını kaydetti. Ailenin iki engelli bireye daha baktığını, annelerinin de kronik rahatsızlıkları bulunduğunu aktaran Adlığ, uzun süre direnmelerine rağmen kardeşlerini bakım merkezine vermek zorunda kaldıklarını ifade etti. Adlığı, “Bizi sürekli ikna etmeye çalıştılar. İstediğimiz zaman görebileceğimizi, pikniğe götürebileceğimizi söylediler. Kurumu gezdirdiler. Her şey çok düzenli ve güzel görünüyordu. İlk dönemde de gerçekten herhangi bir sıkıntı yaşamadık” diye konuştu.

Pandemiden sonra değişti

Aileye göre sorunlar, pandemideki ziyaret yasaklarından sonra başladı. Uzun süre Ahmet’i göremediklerini söyleyen Narin Adlığ, kısıtlamaların gevşemesiyle yaptıkları ilk ziyarette abisini bakımsız halde gördüklerini dile getirdi. Adlığ, “Ellerinden kötü kokular geliyordu. Annem bana ‘Git abinin ellerini yıka’ dedi. O gün onu yıkadım. Ahmet artık eskisi gibi değildi. Daha gergin, daha mutsuz görünüyordu. Biz bunu ihmale bağlıyorduk.”

Hastalığıyla ilgili bilgi verilmedi

Aile, Ahmet’in hastalandığına dair hiçbir şekilde bilgilendirilmemişti. Bir gün aniden bakım merkezinden gelen telefonla durumdan haberdar olduklarını söyleyen Narin Adlığ, şöyle devam etti: “Kardeşimi arayıp ‘Ahmet abiniz çok hasta, Diyarbakır’a sevk ediyoruz’ dediler. Nasıl hasta olmuştu? Ne zamandır hastaydı? Hiçbir şey bilmiyorduk. Bize önceden haber verilmemişti. Ertesi gün hastaneye gittiğimizde Ahmet’i tanımakta zorlandık. Ahmet gitmiş, yerine başka biri gelmiş gibiydi. Çok zayıflamıştı. Bir haftada olacak bir şey değildi bu.”

Adlığ’ın dikkat çektiği bu husus fotoğraflara da yansıyor. Ahmet’in 31 Ekim 2022'deki fotoğraflarda sağlığı yerinde, kilosu normalken 31 Aralık 2022’de hastanede çekilen fotoğraflarında zayıflamış ve çökmüş görünüyor.

Boğazına kemik kaçtı iddiası

Hastanede kendilerine Ahmet’in yemek yerken boğazına kemik kaçtığının söylendiğini aktaran Adlığı, kurum görevlilerinin ve sağlık personelinin birbirinden farklı açıklamalar yaptığını belirterek, şunları söyledi: “Kimi Ahmet’in bir haftadır bu halde olduğunu söyledi, kimi iki hafta, dedi. Kemiğin çıkarıldığını söylediler. Kemiği görmek istedik. Bakım merkezindekiler kemiğin bize gösterileceğini söyledi. Sözüm ona kemiği görenler de vardı. Sonra Ahmet’i tedavi eden doktoruyla konuştuğumuzda doktor bize kemiğin operasyon sırasında eritildiğini ve ortada bir kemik olmadığını söyledi. Yani bakım merkezi açık açık yalan söylüyordu. Sonra başka açıklamalar yapıldı. Sürekli farklı şeyler anlatılıyordu. Ne olup bittiğini anlayamadık. Boğazındaki şey gerçekten kemik miydi? Ne kemiğiydi? Ne kadar orada kalmıştı? Ne zaman fark edilmiş ve ne zaman müdahale edilmişti? Ahmet o süreçte ne kadar acı çekti, bilmiyoruz. Asıl ihmal, Ahmet’in sağlık durumunun ağırlaşmasına rağmen bize haber verilmemesidir. Bizden gizlediler. Hastalandığını zamanında söyleseler belki bugün yaşıyor olacaktı.”

En az 8 yıllık şiddet geçmişi

Narin Adlığ, Ahmet kuruma yerleştirilmeden önce bir kurum yöneticisinin kendisine dikkat çekici bir açıklama yaptığını da paylaştı. Bu aktarım, kurumdaki şiddet geçmişinin en az 8 yıl olduğunu gösteriyor. Adlığ, “Bana kurumu gezdiren kadın, önceki yıllarda bazı personellerin şiddet uyguladığını ve onların işten çıkarıldığını söylemişti. O zaman bunun üzerinde durmamıştım ama bugün yaşananları görünce bu sözleri yeniden hatırladım” dedi.

Eşya değil, can emanet ettik

Bakım merkezine yönelik soruşturmada sorumluların ortaya çıkarılmasını isteyen Narin Adlığ, savcılığın dosyayı derinleştirmesi için resmi mercilere, “Biz oraya bir eşya bırakmadık. Bir can emanet ettik. Kim suçluysa ortaya çıksın ve cezasını çeksin. Hiç kimsenin yanına kâr kalmasın” diye seslendi.

Narin Adlığ, abisinin ölümüne ilişkin dosyanın da yeniden incelenmesini istediklerini vurgulayarak, savcılığa başvurup dosyaya dahil olmak istediklerini ve bu konuda nitelikli bir hukuki desteğe ihtiyaç duyduklarını söyledi.