Kürdistan'ın çalınma hikayesi 

Dosya Haberleri —

7 Ekim 2021 Perşembe - 21:00

.

.

  • Esas mesele Türk entelijansiyası ve onun dünyasında olup bitenler değil. Sınırlı kapasiteleri, yoksunlukları, güçsüzlükleri, kökü kendi tarihine çıkmayan düşünsel ve kültürel birikimlerinin tamamı, ganimet diye arka bahçelerine istiflediklerinden ibaret.

Kürt yok diyordu. Kürt yok!
Güneş yok dermiş gibi,
Ay yok, yıldız yok dermiş gibi.
Bir halk nasıl inkar ediliyordu!

                                 Mehmed Uzun

Gülcan Dereli

Sadece maddi şeyler, eşyalar, nesneler çalınmaz, hırsızlanmaz! Bir ülkenin de bir halkın da adı çalınabilir. Masalları, şiirleri, şarkıları, hikayeleri, destanları, kahramanları, dağları, vadileri, nehirleri, bereketli ovaları çalınabilir... Her halk zulme uğrayabilir, ama dünyada çok az halkın adı ve ülkesi çalınmıştır. İşte Kürt ve Kürdistan böyle hırsızlığa maruz kalmıştır. Ve ne acıdır ki çoğu zaman hırsız evin içindedir! Bir ülkenin ve halkın adının çalınmasına yardım ve yataklık yapılmıştır. Ve elbette Türk 'münevver'leri, 'sanatçıları' bir halkın ve ülkenin adının çalınmasında başat rol oynamış; masalları, şiirleri, şarkıları, hikayeleri, destanları, kahramanları çalmış, yayınevleri 'gurur'la bu yayınları basmıştır. Şimdilerde sıkça yayınevlerinin Kürt ve Kürdistan isimlerini sansür ettiğine dair haberler okuyoruz. Çoğu zaman münferit bir vaka olarak kamuoyuna yansısa da bu aslında yüzyılı aşan bilinçli, içinde 'entelektüel' yağma hevesi de barındıran bir politika. Şimdi geçmişten günümüze bir halkın ve ülkenin adının nasıl çalındığının hikayesini okuyacaksınız. 

“Sadece maddi şeyler, eşyalar, çalınmaz! Bir ülkenin de bir halkın da adı çalınabilir.”  Kürt ve Kürdistan’a dair ne varsa çalınıyor, talan ediliyor. Konu hakkında tarihçi Mehmet Bayrak'a başvurduk, Aram Yayınevi Editörü Arif Altan'a yaşananları sorduk

 


Kürdistan'ın Görsel Tarihi
Dedik ya bu yüzyılı aşan bir hikaye. Öyle. Tarihçi Mehmet Bayrak, Özge Yayınları'ndan çıkan "Kürt ve Kürdistan'ın Görsel Tarihi" adlı kitabında batılı seyyahların, gazete ve dergilerin Kürt ve Kürdistan'a ilişkin yayınlarını kapsamlı bir araştırmaya tabi tutar. Tarihçi Bayrak, Kürt ve Kürdistan'ın batılı kaynaklardan Türkçe'ye çevrilirken nasıl bir sansür ve yağmaya mazur kaldığını onlarca örneğiyle ortaya çıkarır.    

Fikret Otyam örneği
Bayrak, Güneş- Dil Teorisi'nin kuramcılarından Prof. Hasan Reşit Tankut'un arşivinden çıkan Etno-Politika İnceleme Raporları'nda Kürt kültür varlığına nasıl sansür uygulandığını da açığa çıkarmıştı. Bayrak'ın kitabından bir alıntı: "Bir ilginç gizli raporu da Can Dündar ve Rıdvan Akar, Ecevit'in arşivinden bulup gün yüzüne çıkarıyorlardı. 1960 darbesi sonrasında hazırlanan bu türden bir kültürel yol haritasında; Kürt müziğinin mutlaka yasaklanması ve Alevi-Kürt ozanların ve aşıkların Türkçe söylemeye özendirilmesi öngörülüyordu. Gazeteci Fikret Otyam'ın dönemin Devlet Başkanı Org. Cemal Gürsel'le görüşmesi sırasında, Kürt topluluklar arasında yaptığı kılam ve stran derlemelerinin Türkiye radyolarında yayımlanması önerisi, adı geçen başkan tarafından sert tepkiyle karşılanıyordu. Zaten Otyam, Kürtlere ilişkin röportajlarında hep Kürt yerine 'Türkmen' adını kullandığını, böyle yapmasa röportajlarının gazetesi Cumhuriyette yayımlanmayacağını söylüyordu." 

Fatarêş örneği 
Tarihçi Bayrak, İttihad-Terakki'den başlayarak Türkçü resmi görüşün, Kürtlere ilişkin gravürleri nasıl sansür ettiğini de yazıyordu kitabında. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Kara Fatma, asıl adıyla Kürt Fatarêş'tir. Faterêş Maraşlı Sinemilli aşiretinin bir üyesidir. Bayrak, "Kürt ve Kürdistan'ın Görsel Tarihi" kitabında şöyle anlatır: "Bunun en tipik örneklerinden biri Fransız, İngiliz Alman, Avusturya ve İsveç gibi batılı ülke literatürlerinde ‘Kürt Prensesi’ Kürdistan Kahramanı, Kürdistanlı Kara Fatma, Kürt Amazonu; Osmanlı literatürlerinde Kürt Cengaveri, Kürt Mücahiti, Kürt Presesi gibi sıfatlarla geçen, Kürt literatüründe ‘Fataraş’ olarak alınan, ancak sonra birdenbire ‘Türk Kahramanı Kara Fatma’ya dönüştürülen 1853-56 Osmanlı-Rus Savaşı'nın meşhur kadın kahramanı Kara Fatma'dır.(...) 
Kara Fatma İstanbul ziyareti aşamasında (M. Fossati)'nin bir gravürüyle önce 15 Nisan 1854 tarihli L’lllustration, Journal Universel dergisi yoluyla (2) Fransız basınına yansır. Gravün 'Kürdistan kahramanı Kara Fatma İstanbul'da' anlamına gelen yazısı şöyle: 'Kara Fatma I’heroine du Kürdistan’a Costantinaopll' Kara Fatma ile ilgili uluslararası notlar sadece bunlar değildir. (..) İttihad ve Terakki döneminde 1914’te yayımlanan Siyanet dergisinin 4. sayısında hiçbir kanıt gösterilmeden Kara Fatma (Türk) olarak sunulur. 
Yine aynı gravür Cumhuriyet döneminde kimi 'aydınlar', düzmece belgelere dayanarak aynı gravürü, '93 Harbi’ne katılan Cerid aşiretine mensup Kara Fatma' olarak sunar." 

Kartpostallarda sansür 
Kürt fotoğraf ve kartpostallarında da sansür ve saptırma yapılır. Tarihçi Bayrak kitabında şöyle anlatıyor: "Osmanlı Hamdi bey öncülüğünde hazırlanan 'Elbise-yi Osmaniye Albümü'nde Anadolu’nun ve Kürdistan’ın çeşitli kesimlerinde 20 dolayında Kürt fotoğraflarına yer verildiği gibi, Max Fruchermann tarafından hazırlanan ve Mert Sandalcı tarafından yayımlanan 3 ciltlik 'Max Fruchtermann Kartpostalları Albümü'nde de bu fotoğraflardan bir bölümüne yer verilir. Bunların arasında “Yaşlı Kürt, Kürtler, Saz çalan Kürt Aşık, Yerli giysileriyle bir Kürt, Genç Kürt Erkeği, Kürt dilenci, Kürt kadını, Geleneksel kıyafetleriyle Kürtler, Kürt beyi, Kürt soylusu, Kürt Cengaverler/Kara Fatma, İhtiyar Kürt' başlıklarıyla verilen çoğunluğu renklendirilmiş Kürt kartpostalları bulunur. Bu Kürt fotoğraf ve kartpostalların birçoğunu gazeteci yazar Server İskit’in 1950’li yıllardan itibaren yayımlanmaya başlayan 'Resimli tarih mecmuası'nda yer alır. Ama açıklayıcı alt yazılarıyla nasıl sansürlenerek ve saptırarak verildiğini, yakın dönem tarih dergilerinden 'Toplumsal tarih Dergisi'ndeki objektif örneklerle ve kendi çalışmalarımızdan özgün alt başlıklarıyla karşılaştırarak vereceğiz.

Yozgatlı Kürt Kadını ve en sağda sansürlü hali Yozgatlı İslam Kadını