Kürdistan’da manipülasyon halleri

Ferda ÇETİN yazdı —

6 Ağustos 2020 Perşembe - 10:43

  • Sözlük, mevcut olgu, veri ve bilgileri değiştirmek amacıyla yapılan yönlendirme, etkileme ve algı yaratma faaliyetine “manipülasyon” diyor. Manipülasyon, başkalarının düşüncelerini ve algılarını hileler kullanarak, aldatma yoluyla değiştirmeyi amaçlayan bir çarpıtma faaliyetidir.

Siyaset manipülatörleri, katlanmaları gereken sorumluluklardan kaçınmak için manipülasyona başvururlar. Bu sayede kendi suçlarını, icraat(sızlık)larını, sorumsuzluklarını ve işe yaramaz durumlarını görünmez kılar veya tümden unutturmayı umarlar.

Manipülasyon etkisiz hale getirilmezse eğer, hesap sorması gerekenler, hesap sormaktan ve yargılamaktan vazgeçer, hatta kendilerini suçlu ve sorumlu hissetmeye başlarlar.

Manipülasyon, son dönemlerde Kürt toplumunda yaygınlaştırılmaya çalışılan bir tür kirlilik. Bu kirliliğe karşı en etkili mücadele, gerçekleri ve hakikati tekrarlamak ve bıkmadan hatırlatmaktır.

Mesela;

Güney Kürdistan dağları, köyleri, yaylaları, Mexmûr, Şengal bombalanırken hiçbir tepki göstermeyenlerin, hiçbir rahatsızlık duymayanların dillerine pelesenk ettikleri “bağımsız devlet” söylemi büyük bir sahtekârlıktır. “Bağımsız devlet” istiyormuş gibi yaparken, Güney Kürdistan’daki işgali normalleştirmek ve buna karşı çıkmamak adi bir manipülasyon örneğidir.

Türk devleti ile yapılan gizli antlaşmalar sonucunda, Güney Kürdistan toprakları ve şehirleri Türk ordusu ve MİT’e peşkeş çekilir; 50 karakol, İHA, SİHA ve helikopter pisti, dinleme istasyonları ve MİT büroları kurulurken bütün bunlar olmamış veya önemsiz olaylarmış gibi, bunlardan hiç söz etmemek, hiçbir tepki göstermemek manipülasyonun örtme-gizleme halidir.

Bir taraftan Kürt Halk Önderi Öcalan ve PKK düşmanlığı yapar, içten içe PKK’nin ve gerillanın tasfiyesini isterken, diğer taraftan, Kürtler arasında ulusal birlik istiyormuş ve bu girişimleri heyecanla karşılıyormuş gibi yapmak manipülasyonun sahtekarlık halidir.

Rojava’da 25 parti ile ENKS’nin birleşmesini “ulusal birlik” yolunda atılmış en büyük ve en önemli gelişme olarak karşılayanların, PKK-KDP-YNK-Goran etrafında gelişecek büyük birlik için, hiçbir çaba ve faaliyet yürütmemeleri manipülasyonun, “böl-parçala-yönet” halidir.

Ulusal birlik, dışarıdaki düşmana ve işgalcilere karşı birleşmeyi, birlikte mücadeleyi gerekli ve zorunlu kılar. Ortak düşmana karşı ortak mücadele söz konusu değilse ulusal birlik de söz konusu olamaz. O nedenle, Neçirvan Barzani’nin “Türkiye’nin Rojava’daki Kürtlerle sorunu yoktur, sorun PKK’dir” sözleri Türk devletinin Rojava işgalini meşrulaştıran ve ulusal birliği baltalayan, Kürt halkını aldatmaya ve gerçekleri çarpıtmaya yönelik manipülatif bir açıklamadır.

KDP sorumlularının, “PKK Güney Kürdistan’dan çıksın” sözleri ile ENKS’lilerin, “Rojavalı olmayan yabancı güçler Rojava’dan çıksın” talepleri, tek merkezden çıkan ortak manipülasyon üretimidir. “Türkiye Güney Kürdistan topraklarından çıksın”, “Türkiye Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî’den çıksın” talebi yerine ikame edilmek istenen, işbirlikçi zihniyetin manipülatif yansımasıdır.

Şengal Katliamı’nın 6. yıl dönümünde açıklama yapan Neçirvan Barzani, “Birleşmiş Milletlerin de desteğiyle suçun soykırım olarak tanınması, faillerin yargıya teslim edilmesi için çalışmalara devam ediyoruz. Şengal ve diğer Êzîdî bölgelerinde barışın ve istikrarın sağlanması için iyi bir temel oluşturulmamıştır. Şengal, yasa dışı silahlı grupların sığınağı haline getirilmiştir.”

Güney Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesrur Barzani’nin açıklaması; “Kürdistan Bölgesi Hükümeti, kaçırılan Êzîdîleri kurtarmak ve geri getirilmeleri için çabalarını sürdürecektir. Êzîdîlerin güvenliğini sağlamak için Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile federal hükümeti işbirliği sağlamalı. Hiçbir yabancı silahlı güç ve milis Şengal’de kalmamalı.”

Mesud Barzani; “Şengal başka kimselerin eline geçmiştir. Şengal’de olağandışı bu duruma son verilmeli, Şengal asıl sahiplerine dönmeli.”

Üç açıklama da manipülatiftir ve ortaktır.

Sözü edilen katliam birden ve habersiz gelişmemiş, bölgenin güvenliğini sağlayan binlerce peşmerge ve asayiş gücünün silahları ile birlikte çekilmeleri sonrasında gelişmiştir. Neçirvan Barzani, faillerin yargıya teslim edilmesi ve yargılanmasından söz etmektedir. Gerçek ve adil bir yargılama yapılsa, KDP yönetimi ve o günün hükümeti tereddütsüz bir şekilde sanık kürsüsünde oturacaktır. Üç açıklama bu gerçeği manipüle etmeye yöneliktir.

Kendileri Şengal’deki Êzîdîleri hangi sebeple ve hangi anlaşmalar sonucunda yalnız bıraktıklarını açıklamak yerine, yeni gündemler oluşturmak istiyor; manipülasyon yaratarak dikkatleri başka yöne çekmek istiyorlar.

Barzaniler, Türk ordusunun işgaline ve saldırılarına karşı çıkmak yerine işgali normalleştiriyor, Şengal halkının kendilerini savunmalarına karşı çıkıyorlar. Şengal’de “yabancı güç ve milisler”den kastettikleri Êzîdî gençler, Êzîdî kadınlar ve Şengal Êzîdî asayiş güçleridir. Barzani iktidarı, halkın kendi kendisini savunmasından rahatsızdır. Bu gerçek başka gerekçelerle manipüle ediliyor.

KDP ve Barzani Yönetimi, Şengal’e ve Êzîdîlere karşı, görev ve sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmiş havasında; en küçük bir mahçubiyet, en küçük bir rahatsızlık duymadan Şengal’i, halkıyla birlikte, DAİŞ katliamı öncesinde olduğu gibi, hiçbir şey yaşanmamış gibi teslim almak istiyor.

Otuz yıldır tüm imkanlar ellerinde olduğu halde bağımsız, demokratik, toplumsal, adil ve eşitlikçi bir yönetim modeli oluşturamayan; bu süreci hanedanlık ve mülkiyet tesis etmeye harcayanlar, bu gerçeği gizlemek için manipülasyonu bir siyaset tarzına dönüştürüyor ve kurumsallaştırıyorlar.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.