Kurgu haberler, kirli ilişkiler

Elif SONZAMANCI yazdı —

6 Ağustos 2021 Cuma - 23:00

  • Türkiye Almanya’nın herhangi bir ortağı değil, zira aynı zamanda suçlarının da ortağıdır. Merkel döneminde bu ortaklık çok daha sıkı hale geldi. Anlaşılan o ki bu durumdan duyulan bir rahatsızlık yok ve Merkel bu bayrağı büyük bir rahatlıkla teslim ediyor.

 

Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Jürgen Schulz Türkiye ve Almanya ilişkilerine yönelik gazetecilere yaptığı açıklamada, AB ile Türkiye arasında derin stratejik işbirliği görmek istediklerini ve Türkiye’nin AB’nin herhangi bir ortağı olmadığını, özel bir ülke olduğunu söyledi.

Bu cümleler bir diplomatın nezaket kuralları gereği kurduğu cümlelerden öte, Türkiye ile izlenen politikaları özetleyen bir cümle.

Başbakan Merkel AB liderler zirvesi öncesi yaptığı bir açıklamada, Türkiye ile ilgili bir yandan görüş ayrılıkları olmakla beraber iki ülkenin birbirlerine ihtiyacı olduğunu söylemişti. Göç, Libya, Suriye gibi meselelerde Türkiye’nin önemli bir partner olduğuna vurgu yapmıştı.

Nitekim Merkel gazeteciler ile başbakan olarak yaptığı son basın toplantısında Türkiye ile ilişkiler konusunda biraz daha net konuşarak, “Ben Türkiye'yi AB'ye tam üye olarak hiç görmedim ve hâlâ da görmüyorum ama buna rağmen Türkiye ile hep iyi ilişkiler için çaba harcadım" demişti.

Evet Merkel Türkiye ile iyi (!) ilişkiler kurmak için elinden gelenin fazlasını da yaptı.

Gerek Avrupa adına gerekse Almanya adına birçok görüşme gerçekleştirdi, anlaşmalara imza attı. Merkel’in ardından CDU’nun yeni başkanı ve başbakan adayı olan Armin Laschet de Merkel’den bayrağı teslim aldı.

Bildiğiniz üzere Almanya’da seçimler yaklaşıyor. Son anketlere göre CDU/CSU koalisyonunun oy oranı yüzde 27.6 dolaylarında. Geçen seçimlere göre bu puan düşüşte ve oy oranını görünür bir şekilde artıran parti Yeşiller.

İktidar partisi CDU’nun başbakan adayı Laschet bütün gafları ile seçim hazırlıklarına devam ediyor.

Laschet’in Türkiye ile ilgili açıklamaları Almanya’da her zaman gündem oldu.

Nitekim son günlerde kendisinin direk içinde olmadığı bir mevzu ile tekrar gündeme geldi.

Konu kurgu bir röportaj.

“Türkiye’ye büyük bir sevgim var” manşeti ile Sabah gazetesinin Avrupa baskısında çıkan röportaj, aynı zamanda seçimlerde Laschet’i destekleme grubu kuran Prof. Dr. Faruk Şen imzasıyla yer aldı. Röportajda Laschet’in Türkiye sevgisi, Türklerin Almanya’ya ne kadar uyum sağladığı, Türkiye’den branş sıkıntısı nedeniyle yeni göçmen kabulü gibi bu eksenli bir çok açıklama paylaşılmış. Bir de seçim çalışmalarından dolayı verdiği destek için teşekkürlerini iletmiş Laschet Şen’e. Düsseldorf Eyalet Başbakanlık Bürosu 5 Ağustos’ta bir açıklama yaparak bu röportajı yalanladı ve Laschet’in Şen ile herhangi bir görüşme yapmadığını belirtti.

Yalan röportaj haberi başta Welt gazetesi olmak üzere Alman basınında geniş yer buldu. Sahte röportaja imza atan Faruk Şen, söz konusu röportajı yayından kaldırırken, bu kez de Laschet’in hemen Ankara’ya davet edilmesi gerektiğini ve davet gelmesi halinde Laschet’in bir günlüğüne de olsa İstanbul’a gelmeye hazır olduğunu yazdı. Tabii bu bilgiyi de neye dayandırarak açıkladığını bilmiyoruz.

Aslında iktidara yakın basın organlarının yalan beyanlarına, kurgusal haberlerine, ötekileştiren, yok sayan, nefret yayan diline aşinayız. O nedenle bu röportajın kurgusal oluşu bizi şaşırtmıyor. Burada söylenecek çok söz yok. Fakat yalan röportajda kullanılan cümleler bize bir mantalitenin kodlarını aktarıyor. Bence üzerinde durulması gereken de bu.

Eski Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel bir röportajında seçimlere yönelik öngörüsünü anlatırken Laschet’in Türkiye ile ilişkilerinin iyi olduğuna dikkat çekmiş ve başbakan olma ihtimalinin yüksek olduğuna vurgu yapmıştı. Bir sonraki hükümetin de dolayısıyla Türkiye ile iyi ilişkilerin ne kadar önemli olacağının farkında olacaklarını dile getirmişti. Gabriel’in zamanında Çavuşoğlu’na demlikte çay ikram ettiğini ve bu görüntülerin Alman basının da çok konuşulduğunu tekrardan hatırlayalım. Türkiye’nin sel bölgesinde kaos yaşanırken, gülerek poz veren Laschet’ten büyük bir beklentisinin olduğu aşikar.

Başa dönecek olursak Türkiye Almanya’nın herhangi bir ortağı değil, zira aynı zamanda suçlarının da ortağıdır. Merkel döneminde bu ortaklık çok daha sıkı hale geldi. Anlaşılan o ki bu durumdan duyulan bir rahatsızlık yok ve Merkel bu bayrağı büyük bir rahatlıkla teslim ediyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.