Kürt Kadın Hareketinin Kasım ayı anlamlandırması

Sara AKTAŞ yazdı —

26 Kasım 2020 Perşembe - 22:37

  • Geçtiğimiz hafta boyunca 25 Kasım dolayısıyla; dünyanın her bir karışında nerede zulüm varsa, nerede cinsiyetçilik varsa, nerede gözyaşı varsa, nerede adaletsizlik varsa orada kadınların öfkesine, sözüne, eylemine, sloganına tanık olduk.

 Aynı zamanda günümüzde dünya kadın hareketleri için çok büyük bir devrimci sinerji yaratarak adeta kadınların ‘Kutup Yıldızı’ haline gelen Kürdistan Kadın Hareketinin içinde doğduğu, hem sömürgeci şiddete hem de cinsiyetçi normlara karşı savaşarak, radikal bir kadın örgütü haline dönüştüğü PKK’nin kuruluş yıldönümü kutlamalarına şahit olduk. İşte bu yazıda daha çok Kürdistan Kadın Hareketinin karekteristik olarak şekillenmesinde belirleyici olan iki nedene bir kez daha dikkat çekmek istiyorum.

Nitekim Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinin bugün ulaştığı etki boyutu, sadece kendi bölgesi ile sınırlı kalmayıp, uluslararası alanda da önemli sonuçlara yol açmakta, kadın direnişinin ve mücadelesinin toplumsal değişim için taşıdığı önemi bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu bakımdan Kürt Özgürlük Hareketi’nin gelişimi sadece ulusal sorunun çözümü çabası ile sınırlı kalmamış, kadınların toplumda hak ettiği rolü üstlenmesi ve toplumun özgürlükler temelinde radikal değişikliklere uğratılmasındaki başarısıyla dünya düzleminde hakkı verilen bir hareket olmaya doğru yol almıştır. Dolayısıyla Kürdistan Kadın Hareketi’nin yaratıcısı ve öznesi olan kadınların kimler olduğu, nasıl bir hayat yaşadıkları, nasıl bir mücadele pratiğinin sahibi oldukları giderek daha fazla merak konusu olmuştur. Ulusal kurtuluş mücadelesi dinamiği içinde doğan fakat günümüzde en radikal kadın hareketlerinden biri olarak kabul edilen Kürdistan Kadın Hareketinin, karekteristik şekillenişindeki, iki temel etkenin Kürt kadınlarının hem erk ve erkekliğe meydan okumasında hem de aynı iktidarların hedefi haline gelmesinde etkili olduğunu belirtebiliriz.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Kürt kadınları Özgürlük Hareketi içerisinde özerk olarak örgütlenmeye başladıklarından ilk andan itibaren yaşadıkları katmerli sömürü biçimlerinden kaynaklı kendi tarihlerini keşfetme ve yeniden yazma, cins sömürüsünün kapsam ve derinliğini anlama çabasını merkeze almışlardır. Kuşkusuz bunun en önemli sebeplerinden biri ise Kürt kadınlarının bugünlerini belirlerken “biz kimiz” sorusunun peşine düşmeleridir. Genelde kadın kimliğinin, özelde ise Kürt kadın kimliğinin sürekli olarak ataerkil bir toplumsallıkta şekillenmesinin kadın olma deneyimini ve kadınlık bilincini sürekli olarak örselediği bilgisinden yola çıkan Kürt kadınları tarihsel deneyimleri sorgulamış ve bu deneyimlerden edindikleri mirası hem kavramsallaştırmış hem de kesintisiz bir biçimde pratikleştirmişlerdir. Bu sayede hem kendilerini cins perspektifinden kolektif olarak anlamaya çalışmış hem de bu çabayı dünya kadınlarına mal etmeyi amaçlamışlardır. Dolayısıyla özerkliklerini oluştururken bu özerkliğin tarihsel kökenlerine inmek kadar, genel olarak tüm kadınların tarihin derinliklerinde yatan özgürlük arzularına da ruh üfleme çabasından vazgeçmemişlerdir. Bu anlamda erkek sisteminden ruhsal ve düşünsel olarak radikal bir kopuşu içeren Kadın Kurtuluş İdeolojisinin rehberliğinde radikal araçlar edinmişlerdir. Elbette bu hiç kolay olmamış, ancak mücadelelerini kesintisiz bir biçimde sürdürmüşlerdir.

İkincisi; Kürdistan Kadın Hareketi deneyiminin geldiği radikal örgütlülük düzeyi anlaşılmak isteniyorsa kesinlikle PKK içinde kadın özgürlük probleminin nasıl merkezi bir rol oynadığına, bizzat Öcalan’nın fikriyatının Kürdistan Kadın Hareketi için nasıl bir ideolojik repertuar yarattığını incelemek gerekmektedir. Nitekim Öcalan, mücadelenin en başından itibaren Kürt toplumunda kadınların gördüğü baskı ve sömürüyle Kürtlerin gördüğü ulusal baskıyı ilişkilendirerek çifte bir özgürlük çağrısı yapmıştır. Öcalan, cinsiyetçilik, toplumsal zihniyetten kültüre, toplumsal kurumlaşmalardan ahlaka, tarihten felsefeye ve diğer tüm alanlara hakimken cins sömürüsünün diğer hiç bir sömürü biçiminden kopuk ele alınamayacağını tespit etmiş ve Kürt kadınları için Özgürlük Hareketi içinde ideolojik olarak yol açan bir lider olmuştur. Dahası düşüncelerini önde gelen feminist yazarların ürettiği bilgilerle harmanlayan Öcalan, son yirmi yıldır kaleme aldığı yazılarda alternatif bir yaşamın nasıl oluşabileceğine dair kadın özgürleşmesi merkezli bir model geliştirme işine koyulmuştur. Öcalan oluşturduğu modeli kadın kurtuluşunun toplumun kurtuluşu anlamına geldiği fikrine dayandırmış ve bunun için Kürdistan Kadın Hareketinin her alanda önünü açarak radikal şekillenişinde direk etkide bulunmuştur.

Dolayısıyla hafta boyunca dünya kadınları cephesinden giderek katlanan bir isyana tanık olduk. Ancak Kürt kadınları cephesinden; hem bu isyana katılımlarındaki radikal temsile, hem de küllerinden yeniden kendilerini yarattıkları siyasal, toplumsal, askeri özgürlük zemini olan PKK’nin 43. Kuruluş yıldönümü kutlamalarındaki devrimci ruha… Bu vesile ile bir kez daha direnen, zalimin ve zulmün karşısında hakkaniyeti ve adaleti haykıran tüm kadınlara bin selam olsun!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.