- Kürtlerin, Kürtçe için her yerde mücadeleyi yükseltmesi gerektiğini vurgulayan DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu Eşsözcüsü Heval Dilbahar, “Anaokulundan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim mümkündür. Eğer devlet tarafından bir irade ve niyet ortaya konursa, 2-3 yıl içinde Kürtçe eğitimin altyapısı rahatlıkla kurulabilir” dedi.
Ana dilde eğitim talebi Türkiye’de yıllardır devam eden Kürt meselesinin ve demokratikleşme tartışmalarının en önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin tartışıldığı dönemde de ana dil hakkı ve Kürtçeye statü sadece eğitim politikası kapsamında değil, toplumsal barışın temel koşullarından biri olarak değerlendiriliyor.
DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu Eşsözcüsü Heval Dilbahar, anaokulundan üniversiteye kadar Kürtçe eğitimin mümkün olduğunu ve devlet tarafından iyi niyet ortaya konulması durumunda 2-3 yılda eksikliklerin giderilip okullarda Kürtçe eğitimin verilebileceğini belirtti.
Mezopotamya Ajansı’ndan Lütfi Pala’nın haberine göre cumhuriyetin tekçilik anlayışı ile kurulduğunu belirten Dilbahar, "Yüzyıl önce Cumhuriyet kurulduğunda tekçi bir anlayış üzerine inşa edildi. Bunun sonucunda, başta Kürtçe olmak üzere birçok dil yasaklandı. Bu durum nedeniyle Kürt dili üzerinde büyük baskı, zorbalık ve engellemeler uygulandı. Ancak Kürt halkının özgürlük mücadelesi sonucunda, yok sayma, asimilasyon, yasaklama ve ortadan kaldırma politikaları kırıldı. Yani artık klasik yöntemlerle Kürt dilini yok saymak veya tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmaktan çıktı" dedi.
Kürtçe kuşatma altında
Son zamanlarda Kürt dili üzerindeki baskı ve zorbalıkların bir nebze de olsa kaldırılmış gibi görünmesinin doğru olmadığını ve Kürtçenin hâlâ bir kuşatma altında olduğunu kaydeden Dilbahar şöyle konuştu: "Kürtçe hâlâ bir kuşatma altındadır, Kürt dili birçok alanda sınırlandırılmaktadır. Yine Kürtçenin resmi ve hukuki bir statüsü bulunmamakta, anayasada ve resmi kurum ve kuruluşlarda yasaklı olma durumu sürmektedir. Uygulamada ise Kürt dili üzerine çalışmalar yürüten birçok kurum, kuruluş ve çevre üzerinde baskı, engelleme ve kuşatma devam etmektedir. Kürt dilinin bu kuşatma içinde yavaş yavaş eritilmesi ve toplumdan uzaklaştırılması hedeflenmektedir. Düşünün ki bugün Kuzey Kürdistan'ın genelinde binlerce Türkçe eğitim veren okul varken tamamen Kürtçe eğitim veren tek bir okul dahi yoktur. Zaten Kürtçe eğitim hâlâ yasaktır. İlkokuldan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim hakkı bulunmamaktadır. Şehirlerde, ilçelerde, mahallelerde, sokaklarda, köylerde ve hatta mezralarda Türkçe eğitim veren okul ve kurumlar açılmakta, böylece Türkçe egemenliği Kürdistan coğrafyasının her köşesinde yaygınlaştırılmak ve kalıcı kılınmak istenmektedir. Kürt halkı dilini korumak, geliştirmek ve yaygınlaştırmak için bir mücadele yürütse de bu şartlar altında ne yazık ki mevcut çabalar yetersiz kalmaktadır" diye kaydetti.
Neden mümkün olmasın?
Dilbahar, "Anaokulundan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim mümkün müdür, nasıl olabilir” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Dünyanın birçok ülkesinde birden fazla dilde eğitim verilmektedir. İsviçre ve İsveç gibi birçok ülkede ilkokuldan üniversiteye kadar çok dilli eğitim modeli uygulanmaktadır. Bu ülkelerde mümkün olan bir şey, neden Kuzey Kürdistan'da ve Türkiye'de mümkün olmasın? Eğer devlet tarafından bir irade ve niyet ortaya konursa, 2-3 yıl içinde Kürtçe eğitimin altyapısı rahatlıkla kurulabilir. Bunun teknik olarak ya da imkânlar açısından imkânsız olduğunu söylemek doğru değildir. Burada önemli olan niyetin belirlenmesi ve Kürt milletinin Kürtçe eğitim alma hakkına sahip olduğunun kabul edilmesidir.”
Yasal engeller kaldırılmalı
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde arayışın ruhuna uygun olarak devletin Kürtçenin önündeki yasal engelleri kaldırması gerektiğini sözlerine ekleyen Dilbahar, “Anayasada hem Kürtçe hem de diğer tüm diller için özgürlükleri güvence altına alınmalı ve Kürtçe bir statüye kavuşturulmalıdır. Bu statünün biçimi tartışılabilir ancak milyonlarca Kürt'ün dili olan Kürtçenin resmi bir statüye sahip olması şarttır. Kürtçenin kendini koruyabilmesi ve geleceğe taşınabilmesi için kesinlikle eğitim dili olması gerekir. Bunun yanı sıra, daha önce Kürtçe olup sonradan Türkçeleştirilen tüm yer isimleri ve kavramlar yeniden Kürtçeye çevrilmelidir. Resmi kurumlarda ve toplumsal yaşamın her alanında Kürtçenin önündeki engeller kaldırılmalı. Türkçe için sağlanan tüm maddi ve kurumsal imkanlar Kürtçe için de sağlanmalıdır” dedi.
Dilin toplumsallaşması gerekir
Dört duvar arasında veya birkaç kurumun içine sıkışıp kalan bir dilin erimeye mahkum olduğunu söyleyen Dilbahar, "Devletin yapması gerekenlerin yanında, Kürt halkı da dilini korumak ve geliştirmek için her alanda mücadelesini yükseltmelidir. Bu mücadele sadece sözde kalmamalı, pratiğe dökülmelidir. Kürtler adına hareket eden tüm parti, kurum ve çevreler Kürt dilini korumak için strateji, politika, plan ve program sahibi olmalıdır. Bütçe ayırmalı, kadro, öğretmen ve çalışanlar yetiştirmelidir. Hepsinden önemlisi, toplum içinde dille ilgili bilincin ve örgütlenmenin yaygınlaştırılması gerekir. Unutmayalım ki dört duvar arasında veya birkaç kurumun içinde sıkışıp kalan bir dil erimeye mahkûmdur. Dilin toplumsallaşması gerekir. Kürtlerin yaşadığı her mezrada, köyde, mahallede, sokakta, şehirde ve pazarda temel mücadele Kürtçeyi öğrenmek, öğretmek, konuşmak, okumak ve yazmak olmalıdır. Kürtler bunu bir seferberlik düzeyinde ele almalıdır. İster belediyeler, ister kurumlar, isterse bireyler olsun her Kürt, dil çalışmasını milli, toplumsal, vicdani, ahlaki ve hayati bir görev olarak görmeli ve Kürt dilinin bir neferi olmalıdır” diye kaydetti.
Irkçı ve ötekileştirici
Türkçenin başta Kürtçe ve diğer diller üzerindeki egemenliğine son verilmesi gerektiğinin altını çizen Dilbahar, "Türkçenin Kürtçe ve diğer diller üzerindeki mutlak egemenliğine son verilmelidir. Ayrıca belediyelerin, enstitülerin ve sivil toplum kuruluşlarının Kürtçe yürüttüğü çalışmaların önündeki fiili engeller kaldırılmalıdır. Örneğin halk tarafından seçilen belediyeler kreşlerden başlayarak ana dilde eğitim ve öğretim faaliyetlerini yürütebilmelidir. Bugün belediye kreşlerinin açılması önünde bile birçok resmi ve fiili engel çıkarılmaktadır. 'Kürtçe serbesttir' denilmesine rağmen pratikte yoğun bir baskı devam etmektedir. Irkçı ve ötekileştirici tutumlara son verilmelidir" diye konuştu. WAN