• KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Hasan, Nasır ve Bektaş Göksungur kardeşler için Almanya’nın Mannheim kentinde düzenlenen anmaya görüntülü bir mesaj gönderdi.
  • Fırat'ın batısında Kürtlüğü yok ederek Türkleştirmenin amaçlandığını hatırlatan Karasu, şunları ifade etti: “Şehitlerimiz bunu çok derinden hissetmiştir. Halkımız da hissetmeli.
  • Şehitlerimiz gibi bu sömürgeciliğe ve soykırım politikasına öfke duymalıdır. Öfkemiz büyük olmalıdır. Bu yapılanlara karşı öfke duymamak, köksüz olmaktır.”

 

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Hasan, Nasır ve Bektaş Göksungur kardeşler için Almanya’nın Mannheim kentinde düzenlenen anmaya görüntülü bir mesaj göndererek, Güneybatı şehitleri şahsında tüm şehitleri andı.

“Güneybatı şehitlerini, Güneybatı'da Kürtlüğü yeniden ayaklandırmak isteyen bu şehitlerimizi minnetle ve saygıyla anıyoruz” diyen Karasu, Fırat'ın batısında Kürtlüğü yok ederek Türkleştirmenin amaçlandığının altını çizdi. Karasu, “Bunu bizim şehitlerimiz çok derinden hissetmiştir. Fırat'ın batısındaki halkımız da bu politikayı derinliğine hissetmeli, anlamalı, tarihini bilmeli. Şehitlerimiz gibi bu sömürgeciliğe, bu soykırım politikasına öfke duymalıdır. Öfkemiz büyük olmalıdır. Bu yapılanlara karşı öfke duymamak, köksüz olmaktır” diye konuştu.

Minnetle, saygıyla anıyoruz

Mustafa Karasu’nun anmaya gönderdiği mesajın tamamı şöyle: “Haki yoldaş şahsında tüm Mayıs ayı şehitlerini ve tüm devrimci şehitlerini minnetle ve saygıyla anıyorum. Mayıs ayı, şehitler ayı, 18 Mayıs da şehitler günüydü. Bu ayda çok değerli yoldaşlarımız ve çok değerli devrimciler şehit düşmüştür. Bu açıdan Mayıs ayında anmalar daha da derinliklidir, daha bütünlüklüdür. Bu Mayıs ayında Nasır, Bektaş ve Hasan Göksungur yoldaşları da anıyoruz. Bunlar da bizim eski şehitlerimizdir, değerli şehitlerimizdir. Güneybatı'da çok değerli şehitlerimiz de bu ayda yaşamlarını yitirdiler. Bunlardan biri de Kasım Yoldaş'tır. Kasım Yoldaş da bu ayda şehit düştü.

Fırat'ın batısındaki Kürtlük

Güneybatı şehitlerinin şöyle bir özelliği ve anlamı var: Kürdistan soykırım altında ama bu soykırımın en yoğun gerçekleştirildiği alan ise Güneybatı alanıdır. Yani Maraş, Adıyaman, Sivas, Malatya, Dêrsim dahil buralar gerçekten de tam bir soykırım tehdit altındadır. Zaten Şark Islahat Planı’yla ilk önce Fırat'ın batısındaki Kürtlüğü ortadan kaldırmak, yok etmek, Türkleştirmek amaçlanmıştır. Bu konuda da her yol ve yöntem denenmiştir. Bu yönüyle gerçekten de Güneybatı'da şu andaki duruma bakıldığında Şark Islahat Planı’yla yürütülen soykırım planının belli sonuçlar aldığını da görüyoruz. Etkileri var ama buna karşı bir öfke de var.

Öfke, direnişe dönüştü

Güneybatı'da, yani bu kültürel soykırımın yoğun yürütüldüğü bu alanda bu soykırımın bilincine varan, farkına varan insanlarımızda ise öfke büyüyor. Bu öfke büyük bir militanlık, büyük direnişçilik ortaya çıkarıyor. Güneybatı şehitlerimizin böyle bir özelliği var. Güneybatı insanımız, Güneybatı gençliği eğer bilincine, farkına varırsa soykırıma en fazla öfke duyan halktır, gençliktir. Bunu bizim şehitlerimiz çok derinden hissetmişlerdir, çünkü burada Kürtlük ortadan kaldırılmak istenmiştir. Kürtler topraklarından göç ettirilmek istenmiştir. Burada neredeyse Kürtlük adına hiçbir şey bırakılmak istenmemiştir.

Güneybatı'da soykırım

Sadece kültürel soykırım değil, bir de demografi değişimiyle Güneybatı'daki bütün halkımız bir devlet politikasıyla metropollere, Avrupalara sürgüne gönderilmiştir. Buralara göç etmişlerdir. Bunlar sadece ekonomik nedenlerle yapılan göçler değildir. Bunu bir kere halkımızın bilmesi lazım. Bunun en önemli kanıtı Güneybatı'daki Kürt köylerinin boşalması ama Kürt olmayan köylerin ise yerinde kalmasıdır, boşalmamasıdır. Bu açıdan Güneybatı üzerinde nasıl bir soykırım politikası yürütüldüğünü biz çok iyi biliyoruz. Bunun derinliğini hücrelerimize kadar hissediyoruz.

Öfkemiz büyük olmalıdır

Çocukluğumuzda köylerde kadınlar ve yaşlılar Türkçe bilmezdi. Hepsi Kürtçe konuşurdu. kültürel varlık çok güçlüydü. Kürt kimliği çok güçlüydü ama bu kültürel soykırım altında dilimiz, kültürümüz, kimliğimiz yok edilmeye çalışılmıştır. Bundan daha büyük zulüm olabilir mi? Evet, Kürdistan'ın bütün her yerinde zulüm var, baskı var, yok etme var. Yok etme politikası Fırat'ın batısındaki Kürtler üzerinde uygulanmıştır. Bu açıdan Fırat'ın batısındaki halkımız bu politikayı derinliğine hissetmeli, anlamalı, tarihini bilmeli. Şehitlerimiz gibi bu sömürgeciliğe, bu soykırım politikasına öfke duymalıdır. Öfkemiz büyük olmalıdır. Bu yapılanlara karşı öfke duymamak, köksüz olmaktır.

O topraklar canlanmalı

Güneybatı şehitlerimiz Kasım Engin, Nasır, Bektaş ve Hasan Göksungur kardeşler, Engin Sincar, Berfîn yoldaşlar, yüzlerce hatta binlerce yoldaşımız, Fırat'ın batısında uğranan soykırımcılığa karşı büyük öfke duymuşlar ve büyük direniş içinde olmuşlardır. Bu yönüyle biz onları sevgiyle, saygıyla anıyoruz. Onların hissettiklerini biz de hissediyoruz. Onların yurt sevgisini, atalarına, analarına saygıyı, dillerine ve kültürlerine saygıyı, özlemi biz de derinliğine hissediyoruz. Bu nedenle de soykırımcı sömürgeciliğe karşı mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdürmeliyiz.

Geçmişimizin, analarımızın, babalarımızın, atalarımızın yaşadığı o topraklar yeniden canlanmalıdır. Şehitlerimiz o toprakları yeniden Kürt kültürünün kimliğinin canlandığı alanlar yapmak için şehit düştüler. Kürdistan'ı özgürleştirmek için mücadele ettiler ve şehit düştüler. En büyük özlemleri de analarının, babalarının, kendilerinin doğduğu o toprakları özgürleştirmek, kendi kültürüyle, diliyle, değerleriyle buluşma özlemlerini gerçekleştirmek istediler.

Mücadeleye koştular

Halkımız Avrupa'ya göç etti ama gençlerimiz Özgürlük Hareketi’nin etkisiyle Kürdistan'da uygulanan soykırım politikalarını Güneybatı'da uygulanan soykırım politikalarını kavrayarak, anlayarak kendileri üzerinde nasıl bir soykırım politikası yürütüldüğünü, özel savaş yürütüldüğünü öğrenerek ülkelerine koştu. Özgürlük mücadelesine koştular. Bu yönüyle evet topraklardan koparılmışlardır ama kimliklerinin, tarihlerinin bilincine vardığında gerçekten de binlercesi Avrupa'dan Kürdistan dağlarına koşmuş ve şehit düşmüşlerdir.

Özlemlerini gerçekleştirme

Bu anmayı yaptığımız süreç, aynı zamanda Barış ve Demokratik Toplum Süreci’dir. Önder Apo bu süreci şehitlere bağlılığın ve şehitlerin özlemini gerçekleştirme amacıyla yürütmektedir. Bu süreç şehitlerimizin yarattığı değerlerin, halkımızın mücadelesinin, demokratik siyaset ve demokratik siyasal mücadele yoluyla sonuçlara ulaştırılmasıdır. Halkımız bu süreci böyle anlamalı. Bu süreç şehitlerimizin özlemlerini gerçekleştirme sürecidir. Bu temelde bu anmayı yaparken tüm halkımızı aynı zamanda bu sürece sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bu sürece eylemleriyle, mücadelesiyle destek vermeye çağırıyoruz. Güneybatı'da Kürtlüğü yeniden ayaklandırmak isteyen bu şehitlerimizi minnetle ve saygıyla anıyoruz. Onların anılarını mutlaka sonuca götüreceğiz. Onların özlemlerini gerçekleştireceğiz.

Doğru yolu gösterdiler

Onlar bizlere doğru yolu gösterdiler. Onlar bizlere kim olduğumuzu gösterdiler. Ne yapmamız gerektirdiğini gösterdiler. Bütün halkımıza gösterdiler. Bu açıdan tüm Kürt halkı ve özellikle de Güneybatı halkımız bu şehitlerimizi anlayarak onların yarattığı değerlere sahip çıkmalı. Onlara sahip çıkmalıdırlar. Onlara sahip çıkarak yaşamımız anlam kazanabilir. Ahlaklı olabiliriz, vicdanlı olabiliriz. Bu yönüyle gerçekten bu şehitlerimize sahip çıkmak çok çok önemli. Şehitlerimizi anmak çok önemli. Bütün halkımızın şehitler izinde, şehitlerin değerleri etrafında bundan sonraki büyüteceği mücadelede başarılar diliyoruz.”

 

***

Ailesinin başı dik

Almanya’nın Frankfurt kentindeki Saalbau Gallus salonunda 30 Mayıs Cumartesi günü Kasım Engin (İsmail Nazlıkul) şahsında Mayıs ayı şehitleri anıldı.

Anmaya konuşmacı olarak Kasım Engin’in ailesi adına Ahmet Nazlıkul, mücadele arkadaşları Mehmet Demir, Zîlan Serhat ile Şehit ve Kayıp Aileleri Derneği (KOMAW) adına Cahide Goyî katıldı. Aile adına konuşan Ahmet Nazlıkul, “Kasım Engin şahsında başımız dik” diyerek Kasım Engin’in direnişçi ruhunu yaşatacaklarını söyledi.

Mehmet Demir ise Kasım Engin ile olan anılarını ve mücadeleye bağlığını dile getirdi. Zîlan Serhat da Kasım Engin şahsında Besê Anuş, Engin Sincer, üç şehit kardeş Hasan-Bektaş-Nasır Gösungur’u andı. Zîlan Serhat, “Kasım Engin hem sanatçı hem yazar hem savaşçı hem de iyi bir komutandı” dedi.

Frankfurt’tan gerillaya katılan ve şehit düşen Yusuf Aslan'ın da unutulmadığı anmada Kasım Engin’in yaşamının yeraldığı bir sinevizyon gösterildi.

Sanatçı Bermel Çem ise Kasım Engin’in sevdiği ve onunla beraber söylediği Çiya Welat, İhtiyar ve Îro Dîsa şarkılarını seslendirdi. Anma programını sunan sanatçı Kawa Urmiye de bir kilam seslendirdi. FRANKFURT