Lanetli tarihin sürdürücüsü olarak Barzaniler

Forum Haberleri —

9 Haziran 2021 Çarşamba - 23:00

  • PKK’nin tüm ulusal birlik çağrıları ve girişimlerine rağmen, lanetli tarihin sürdürücüsü olmak, Barzani ailesinin temel tercihi olmuş durumdadır! Barzani ailesinin sömürgecilikten yana yaptığı bu tercihe sessiz kalınması ise Kürt halkına büyük kaybettirme potansiyeli taşımaktadır.

DOĞAN AMED

Parçalı duruş, ulusal bir stratejiye sahip olunmaması, dar aile-aşiret çıkarlarının önde tutulması ve gelecek perspektifinden yoksunluk tarihsel olarak Kürt toplumunun 200 yıldır içerisinde olduğu trajedinin en temel nedenidir.

Bu parçalanmışlık, Osmanlı ve devamı Türk sömürgeciliği tarafından çok iyi değerlendirilmiş ve Kürt toplumsallığını ortadan kaldırmanın manivelası haline getirilmiştir; Bu durumu değiştirmek amaçlı tüm girişimler, sömürgeci devletlerin kışkırtması ve oyunları ile dar aile çıkarlarına kurban edilmiş, Kürt ve Kürdistan adına ne varsa, aile menfaatleri ve bireysel hırslar adına sömürgeciliğe pazarlanmış, peşkeş çekilmiştir.

Kökeni Harpagos’a dayanan bu ailecilik, bir felsefe ve zihniyet olarak Kürt toplumunun içerisinde dal budak salmış ve bu günlere dek gelmiştir. Yakın Kürt tarihi, 1806 Baban isyanından başlayarak, Mir Muhammed, Bedirxan Beg, Şêx Said, Dersim bunun somut kanıtları ile doludur.

PKK, 1970’lerde tarih sahnesine çıktığında, ilk olarak bu parçalı duruş ve aileci yaklaşımları mahkum edip, Kürt halkının ve Kürdistanî olduğunu söyleyen tüm örgütlerin-çevrelerin önüne ulusal perspektifle çıktı. Bu perspektifle her parçada çalışma yürüterek, Kürdistan’ın tüm parçalarında ve dünyaya yayılmış bulunan Kürt halkına Kürdistanî kimlik ve bilinci aşıladı.

PKK bunu yaparken, Kürt ülkesini aralarında pay eden 4 sömürgeci devletin boş durmayacağını, devşirilen kişi ve ailelerin Kürt birliğinin önüne engel olarak çıkarılacağını daha ilk günden gördü. Bunun için bir yandan sömürgeciliğe karşı mücadele ederken, diğer yandan ise sömürgeciliğin Kürt toplumu içerisindeki uzantısı durumuna gelen böylesi aile ve bireyleri doğruya çekmeye çalıştı. Bunun için ulusal birlik çalışmalarına tez elden başladı. Bu amaçla onlarca parti, örgüt, dernek ve kişiler ile temas kurdu. Dünden bu güne bakıldığında, bu kesimlerin büyük çoğunluğu ulusal birlik etrafında bir araya gelirken, kimisi Kürt halkı tarafından aforoz edildi, kimisi de, mutasyon geçirerek başka şeye evirildi. Bu mutasyonu yaşayanların başında ise KDP’yi denetiminde tutan Barzani ailesi geliyordu. Barzani ailesi, 1940 sonlarından başlayarak, Türk-Fars-Arap egemenleri ve ABD-İsrail ile içerisine girdiği ilişkiler sonucu, Kürt halkı arasında her geçen gün gelişen özgürlük bilinci önündeki temel engel konumuna geliyordu.

Ulusal birliği sağlama mücadelesi

Tarih ve Kürt toplumu şahittir; Kürt Halk Önderi Öcalan ve PKK, Barzani ailesinin içerisine girdiği bu anti Kürt ilişki ağından çıkması ve ulusal birliğe gelmesi, olmadı engel olmaktan çıkması için, 1982 yılından bu yana Barzani ile birçok temaslar gerçekleştirildi, onlarca protokol yapıldı, güç birlikleri oluşturuldu. Öcalan ve PKK’nin bundaki amacı ve hedefi, gerçek anlamda Kürt ulusal birliğini sağlamak idi. Bunun için her türlü gayret gösterildi. Ancak her defasında başa dönülmekten kurtulunamadı. Adeta Sisyphos örneğindeki gibi; kuyunun ağzından çıkarılmaya çalıştıkça düşen kaya misali, tekrar tekrar kuyunun dibine düşmek Barzani ailesi tarafından dayatıldı. Bunun nedenleri çokça yazıldı, çizildi, tekrar etmeye gerek yok. Ancak Barzani ailesi, ulusal birliğe gelmemekle yetinmedi; Kürdistan’da sömürgeciliğe karşı mücadele eden güçlere karşı da ideolojik-politik-pratik tutum almaya başladı.

1980 öncesi, Rojhilat Kürdistan, Başûr Kürdistan ve Rojava Kürdistan’da yaptıklarını, 1980 sonrası Bakur Kürdistan’da da yapmaya başladı. Bakur Kürdistan’da Türk sömürgeciliğine karşı mücadele eden PKK’ye karşıt faaliyetler içerisine girdi. İlk etaplarda etkisine almaya, yönlendirmeye, kendisine bağlamaya çalışırken, bunun olamayacağını gördüğü anda, direk karşı cepheden tutum aldı. Öcalan ve PKK, bunun sömürgecilik tarafından hazırlanmış uğursuz ve kirli bir plan olduğunu söyleyip uyarmasına rağmen, tüm sağduyulu yaklaşımlar adeta duvara çarpmaktan kurtulamadı. Barzani ailesi, 1992 yılından başlayarak günümüze dek, Türk devleti ile birlikte gerillaya karşı ortak saldırılar gerçekleştirmeye başladı.

PKK, her şeye rağmen sağduyulu yaklaşımını korurken, ne sömürgeciliğe karşı mücadele etmekten geri durdu, ne de ulusal birlik hedefinden vazgeçti; bu yaklaşım PKK’nin 4 parça Kürdistan’da daha da kökleşmesine yol açtı, özellikle Başûr halkı arasında dal budak saldı.

Bugün, Türk devletinin 100. yılına girişini Kürt soykırımı ile tamamlayıp dört başı mamur bir inkâr rejimi kurmak istediği biliniyor. Bu amaçla, askeri, politik, ekonomik tüm gücünü, iç ve dış tüm ilişki ve bağlantılarını harekete geçirdiğini sağır sultan bile duymuş durumda. Türk devleti, bu hedefini gerçekleştirmek için var gücüyle Kürt halkına ve öncü güçlerine, gerillaya karşı çok yoğun bir savaş yürütmekte. Buna karşı Kürt halkının tüm dinamikleri dağ-zindan-şehir, demeden 4 parça Kürdistan ve Avrupa’da amansız bir direniş ile öz savunma savaşı vererek, sömürgeciliğin imha saldırılarının sonuçsuz kalmasına yol açmış durumda. İşte tam da bu noktada sömürgeciliğin tarihsel hafızası devreye girmiş durumda: nedir bu tarihsel hafıza? Kürt toplumunun kanayan yarası olan ailecilik ve kişisel hırslarını, menfaatlerini her şeyin önüne koyan, satılmadık, sırt çevrilmedik değer bırakmayan, bu uğurda sömürgecilik ile her türlü ihanet ilişkisi içerisine giren kendisine bağlı aparatları harekete geçirilirmiş durumda.

PKK çatışma istemiyor

Türk egemenleri, özgür halk olma imkan ve fırsatına ilk kez bu derece yaklaşan Kürt halkının karşısına, bir kez daha uğursuz ve kirli planla çıkmış, Barzani ailesi de bu filmin oyuncuları olarak, bile isteye bu uğursuz rolü üstlenmiş ve gönüllü olarak bunda yer almakta sakınca görmemektedirler.

Oysa PKK, dün olduğu gibi bugün de KDP ile Başûrê Kurdistan’da sıcak bir çatışma istemediğini iç ve dış tüm kamuoyuna bildirmiş ve ‘savaşının sömürgecilik ile olduğunu’ çok net deklare etmiştir. PKK’nin 50 yıla varan mücadele tarihi bunun somut göstergesidir. PKK, sömürgecilik dışındaki tüm çelişki ve sorunları, Kürt toplumunun iç meselesi ve çözümlenebilecek konular olarak gördüğünü, konuşma, tartışma, müzakerenin bunun yöntemi olduğunu defaten belirtmiştir. Tek şart, sömürgeciliğe karşı yürütülen savaşta, sömürgeci güçlerden yana taraf olunmaması ve savaş güçlerinin arkadan vurulmamasıdır.

Ancak, görülmektedir ki, PKK’nin bu yönlü tüm çağrıları ve girişimlerine rağmen, lanetli tarihin sürdürücüsü olmak, Barzani ailesinin temel tercihi olmuş durumdadır! Barzani ailesinin sömürgecilikten yana yaptığı bu tercihe sessiz kalınması ise Kürt halkına büyük kaybettirme potansiyeli taşımaktadır.

Ne yapmalı?

Bilinmektedir ki, böylesi bir durumda kazanacak olan başta Türkiye olmak üzere, sömürgeci güçler olacaktır. PKK, böylesi bir çatışmanın yaşanmaması için elinden gelen tüm azami gayreti göstermektedir. Ancak görülen durum, Barzani ailesinin iplerinin tamamen Türk devletinin elinde olduğu gerçeğidir. Barzani ailesinin iplerini elinde tutan Türk devleti, Başûrê Kurdistan’a yığdığı on binlerce işgal ordusunun yanında, yüzlerce çete ve bizzat kendisinin eğitip donattığı direk Barzani ailesine bağlı olan özel paralı orduyu gerillanın üzerine sürmekte, gerillayı ısrarla sıcak bir çatışma ve savaşın içerisine çekmek istemektedir. Elbette, gerilla bundan ısrarla kaçınmaktadır. Ancak bilinmelidir ki, olası bir savaş, ‘Birakujî’ savaşı olmayacaktır. Zira gerillanın üzerine gönderilen “bira” ya da “kardeş” değildir; Türk devleti tarafından özel olarak eğitilen, donatılan paralı çetelerdir ve böylesi bir saldırı karşısında gerillanın Kürt halkını savunması en doğal hakkıdır.

Bu nedenle, tüm Kürt halkının, her Kürt bireyinin, hepimizin, yaşadığımız şu günlerin oldukça kritik ve tehlikeler barındırdığını bilmek zorundayız. Bu tehlikeleri doğru görmek, ihanete doğru tavır almak, pratik karşı koyuş sergilemek, hiç olmadığı kadar önemli ve gerekli olmuş haldedir.

Sözün özü:

Sözün anlamını, değerini, önemini yadsımamakla birlikte, gün, söze yer bırakmayacak hale gelmiştir. Geriye kalan, 4 parçadaki Kürt halkının politik-pratik tutumudur. Sömürgeciliğin bu kirli planını durduracak olan tek şey, bu uğursuz ve lanetli rolü üstlenen Barzani ailesine Kürt toplumunun toplu ve örgütlü karşı koyuşudur. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.