Lübnan konferansı: Kadınlar ortak mücadelede buluştu

3 Ağustos 2021 Salı - 17:00

.

.

  • Lübnan’da gerçekleştirilen 2. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Kadın Konferansı’nı değerlendiren kadınlar, “savaşsever-silahsever eril saldırganlığa son verecek temel gücün kadın mücadelesinde yattığını” belirterek, ortak mücadelenin önemine işaret etti.

 HABER MERKEZİ  

İlk kez mayıs 2013’te Amed’te düzenlenen Ortadoğu ve Kuzey Afrika Kadın Konferansı’nın ikincisi Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta 30-31 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirildi. Kadın ittifakının kurulması kararlaştırılan konferansın yankıları sürüyor.

Konferans katılımcılardan Hülya Osmanağaoğlu, Kayuş Çalıkman Gavrilof ve Fatma Bostan Ünsal iki günlük tartışmaları Jinnews muhabiri Gülşen Koçuk’a değerlendirdi.

Kadınlar barış dilini kurabilir

Ermeni kadın kimliğiyle konferansa katılan Kayuş Çalıkman Gavrilof, konferansa “sorunlu bir ülkeden” katıldıklarını ifade ederek, “Yurt içinde toplumsal barışı yok etme raddesine getirmiş, yurt dışında da hemen hemen tüm komşularıyla savaşmaya hazır, saldırgan bir siyaset yürüten bir iktidarın yüklediği yükü sırtlamış” olduklarını dile getirdi.

Kadınlarla ortak bir mücadele alanı oluşturma arayışında olduklarını belirten Kayuş şöyle devam etti: “Savaşsever-silahsever eril saldırganlığa son verecek gücün kadın mücadelesinde olduğunu biliyorum ve keşke diyorum ikincisi gerçekleşen bu konferansta Ermenistan ve Azerbaycanlı kadınlar da çağrılı olsalardı. Keşke kadın aktivizminin çok da güçlü olmadığı bu iki ülkenin kadınları böyle bir konferans aracılığıyla yan yana gelebilseydi. Belki üretilmiş yapay düşmanlıkları gerçek dostluğa dönüştürecek ortak bir barış dili kurabilir ve bölge barışının sağlanmasında öncü rol üstlenirlerdi.”

Feminist bakış açısı Batı eksenli

Bağımsız feminist  Hülya Osmanağaoğlu da Türkiye’de 80’lerin ortasından itibaren gelişen feminizmin Batı merkezli olduğuna değinerek, “Türkiye’ye özel bir durum itibariyle bizler Polonya’yı, Macaristan’ı, hatta Arjantin’i takip ediyoruz. Ancak Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı birincil kaynaklardan değil, daha çok Batı‘nın oryantalist medyasından takip ediyoruz. Bu konferans benim açımdan çok önemliydi. Çünkü birinci elden o ülkelerdeki feminist mücadeleleri takip ettim. Ve o ülkelerdeki mücadelenin, oryantalizmden sıyrılan yerden bakılınca gücünü gördüm” dedi.

Hülya Osmanağaoğlu, “Ağırlığını devletli Arapların ve devletsiz Kürtlerin oluşturduğu Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da kadınların hepsinin birincil mücadele hedeflerinin seküler devlet, seküler anayasa ve medeni yasa olduğunu, anayasada kadın ve erkek eşitliği için mücadele ettiklerini söylediler” diye belirtti:

Değerlendirmenin devamında şunlar dile getirildi: “Bunları aşan bir yerden, Kürt kadın hareketinin siyasal çizgisinin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da ne kadar güçlü algılandığını, kadın-erkek eşit yurttaş kabul edilmenin ötesine geçen feminist mücadeleyi nasıl örgütlediğini gördük. Özellikle Kuzey-Doğu Suriye’de bildiğimiz anlamda klasik ‘kadın-erkek eşit yurttaşlığın’ ötesine geçerek, kadınları ev içi alandan başlayarak erkek egemenliğinden özgürleştirme mücadelesi hakikaten bu konferanstaki en etkileyici bölümdü.” 
 
‘Kadın ittifakı’ müjdesi

Katılımcılardan Fatma Bostan Ünsal konferansın çok renkliliğine dikkat çekerek bölgenin çoğulcu yapısına işaret etti.

Konferansın dikkatli bir inceleme ve yazıyı hak ettiğini dile getiren Ünsal, “Bosnalı kadınlara Sırp ‘Çetnik’lerin yaptığı tecavüz nasıl savaş suçu olarak tanımlanmışsa  Êzîdî kadınlara yapılanların da suç sayılması gerektiğini” dile getirdi.

MENA Demokratik Kadın İttifakı’nın kuruluşuna da atıfta bulunan Ünsal, “Bölgede olanları bilmek, zaman zaman ortak hareket edebilmek, deneyim paylaşımında bulunmak üzere bir kadın ittifakının kuruluşunun ilan edildiğini” müjdeledi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.