Malisli Efialtes’den KDP'ye ihanetin açtığı yol

Sara AKTAŞ yazdı —

17 Haziran 2021 Perşembe - 22:18

  • KDP'yi temsil eden Barzani hanedanlığının ihaneti tıpkı Termopylai Muharebesinin gerçekleştiği M.Ö. 480 yılında, devam eden Pers-Yunan savaşlarının en şiddetli döneminde yaşanan Malisli Efialtes'in ihanetini hatırlatmaktadır.

Halkların kaderini ve tarihin seyrini değiştiren birçok savaşın sonucunu, sadece savaşanların azmi, birbirlerine karşı güçleri veya güçsüzlükleri değil aynı zamanda ihanetin karanlık elleri belirlemiştir. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu ihanet öyküleri adı ister din, inanç, ister vatan, millet ya da başka bir şey olsun, ancak gerçek bir mücadele ortaya çıktığında belli olmuştur. Nitekim tarih iktidar hırsının ve çıkar mücadelesinin; insanı halkının ve vatanının, kardeşi kardeşin, evladı babanın, havariyi peygamberin karşısına diktiği sayısız örneklerle doludur. Bu bakımdan ihanet tıpkı turnusol kağıdı gibi bir rol üstlenmiştir. Ancak rengi değiştiğinde gerçek anlaşılmıştır. Diğer taraftan ihanetin tarihi özünde iktidar ve güç mücadelesi, çıkar hırsı birleşimi olsada tarih hiçbir zaman ihanet edeni haklı görmemiştir. Aksine ihanetin karanlık özü ihanetçiyi her zaman onursuz bir yere yazmıştır.

İşte son günlerde bir kez daha KDP adı altında sergilenen böylesi bir ihanet öyküsüdür. Uluslarası Barış İnsiyatifi aktivistlerinin Güney Kürdistan’daki Türk işgaline karşı Hewlêr’de yapmak istediği basın açıklamasına KDP'nin izin vermemesi, dahası barış için giden delegasyonun bir kısmını sınırdışı edip, bir kısmını gözaltına alması hem KDP’nin, Kürt soykırım konseptindeki rolünü hem de kendi halkına karşı olan ihanetçi karekterini bir kez daha tüm boyutlarıyla deşifre etti. Kurulduğu 1946 yılından beri Başûrê Kurdistan başta olmak üzere dört parça Kürdistan'a karşıtlık yapan KDP, ne yazık ki günümüzde de bu karşıtlığını devam ettirmektedir. KDP bugün de PKK, Êzîdîler ve Rojava düşmanlığı şahsında tüm Kürtlerin düşmanlığını yapmakta, işgalci güçlere kendi ülkesinin işgali için yol açmaktadır.

Bu bakımdan KDP'yi temsil eden Barzani hanedanlığının ihaneti tıpkı Termopylai Muharebesinin gerçekleştiği M.Ö. 480 yılında, devam eden Pers-Yunan savaşlarının en şiddetli döneminde yaşanan Malisli Efialtes'in ihanetini hatırlatmaktadır. Persler bu savaşın en kritik aşamasında karadan saldıracaklar ve Yunanlılar Termopylai adlı dar geçitte savunma yapacaklardı. Tarih anlatımlarında eğer bu geçit iyi bir biçimde tutulamazsa bütün Orta Yunanistan toprakları Pers istilasına uğrayacaktır, diye geçmektedir. Bu geçidin savunması için Yunanlılar yaklaşık 10 bin asker toplamışlardır. Bunların arasında ön plana çıkanlar ise Leonidas komutasında bulunan 300 Spartalı'dır. İşte Efialtes'in kötü ünü bu savaşta kendi ülkesini Perslere satmasıyla başlamıştır. Efialtes, şan-şöhret ve maddi taleplerle Perslere yolu göstermiş ve Persleri gizli bir patikadan Termopylai Geçidinin arkasına çıkartmış, Spartalıları pusuya düşürmüştür. Leonidas, hain Efialtes'in haberini aldıktan sonra kuvvetlerinin büyük bir kısmını geçitten kaçırmayı başarmış ve kendisi ise bir kısım askerleri ile geçitte kalarak geri çekilişi savunmuştur.

İşte 300 Spartalı kavramı son savunmayı yapan bu askerleri ifade etmektedir. Leonidas ve son askerleri’de savaş meydanında Persler tarafından öldürülünce savaş sona erer. Persler geçitten geçerek Orta Yunanistan'ı istila ederler. Leonidas ve 300 Spartalı'nın kahramanca savunması tüm ülkede duyulur, tarihe kahramanlık öyküsü olarak yer edinir. Yaptığı hainliğin karşılığında ödül bekleyen Efialtes ise yine Pers İmparatoru tarafından başı kesilerek öldürülür ve bugün bile adı ihanet ve kabusla eşdeğer görülmeye devam etmektedir.

Barzani ailesinin önemli bir bölümünün Kürt karşıtlığı ve Kürt örgütleriyle savaşı çok daha eskiye dayansa da Kürdistan’ı dört parçaya bölen sınırların üzerine yerleştirilen KDP, tarihi boyunca Kürdistan'ın sömürgeci devletleriyle birlik olarak özgürlük mücadelesi veren Kürt güçlerine karşı savaş ve ihanet içerisinde olmuştur. Nitekim Barzani ailesi ve KDP'nin tarihine bakıldığında mutlaka emperyalist dış güçlerden medet umduğu, bölgesel sömürgeci güçlerle, bazen İran'la, bazen Irak'la ve genellikle de Türk devletiyle işbirliği yaparak Kürt devrimci dinamiklerini sürekli tasfiye etmeye çalıştığı ve kendi halkına ihaneti yapısal bir karektere dönüştürdüğü görülecektir. Bununla birlikte en açık ihanetini ise en kader belirleyici bir dönemde, Türk devletinin Bakur, Rojava ve Başûr Kürdistan'ında Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı saldırılarını fırsat bilerek bir kez daha sergilemektedir. KDP Barzanici hanedanlığını koruma hırsıyla Kürt halkından yükselen tüm uyarı ve tepkilere rağmen Kürt halkının ulusal birliğini sabote etmektedir ve tüm Kürdistan coğrafyasının işgali için Türk faşizmine Efialtes gibi yol açmaktadır.

Sonuç olarak barış delegasyonuna karşı tutumuyla KDP, Rojava Devrimi’nden, IŞİD’in Şengal ve Mêxmûr işgallerine ve gelinen aşamada Zînî Wertê, Heftanîn’e kadar tamamıyla Kürt halkının Ortadoğu’daki kazanımlarına yapılan saldırıların yolunu açmanın en kullanışlı kartına dönüştüğü gibi, aynı zamanda bu saldırıların ortağı ve öncüsü konumundadır. Böylece emperyalistlerin ve bölge gerici devletlerinin soykırım politikalarının sahadaki temel aktörü haline gelen KDP, tarihe yeni bir ünlü ihanet öyküsü yazmaya çabalasa da tarihi esas olarak direnenlerin yazdığı çok daha büyük bir hakikatin anlatımıdır. Dahası Kürt halkı kendi tarihini yeniden ihanetin belirlemesine asla izin vermeyecek bilinçte ve kararlılıktadır. Dolayısıyla KDP'ye en iyi yanıtı da yine Kürt halkı ve direnenler vermiştir, vermeye devam etmektedir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.