Meloni bir Mussolini değil ama Trump olabilir

Forum Haberleri —

14 Ekim 2022 Cuma - 09:00

.

.

  • Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın yaptığı gibi hukukun üstünlüğünü baltalamayarak, müesses nizam içinde saygınlık kazanmayı hedefleyecek. Tam da Meloni'nin düzen dışı bir faşist olmaması nedeniyle, eylemleri dünya için değilse de Avrupa için bir plan sunuyor.

LORENZO MARSİLİ

Çeviri: Serap GÜNEŞ

Sitüasyonist filozof Guy Debord 1968'de, “İtalya, tüm dünyanın toplumsal çelişkilerini özetliyor" demişti. Bu nedenle, "uluslararası karşı-devrim için bir laboratuvar" idi.

Dünyanın dört bir yanındaki siyasi analistler şimdi Giorgia Meloni'nin faşist, neofaşist veya post-faşist olup olmadığını belirlemek için sözlerini analiz etmekle meşguller. İtalyanların neden ülkelerinin en karanlık dönemine geri dönmeye istekli olduklarını soruyorlar.
Peki ama İtalya gerçekten de faşist geçmişinin dirilişiyle mi karşı karşıya? Ve daha da önemlisi, İtalya, dünyanın geri kalanının takip edebileceği bir laboratuvar deneyi mi? Cevaplar sırasıyla şöyle: Hayır ve (dolayısıyla) evet.

Meloni uzun süre siyasette kalmaya niyetli
İtalya'nın Biraderler'ini faşist olarak damgalayanlar bu noktayı kaçırıyorlar. Meloni'nin partisi, Benito Mussolini'nin faşist hareketinin varisi değil, ABD Cumhuriyetçi Partisi’nin ilk Avrupalı taklitçisi gibi daha çok.
Meloni zeki bir siyasi lider ve oyunda uzun süre kalmaya niyetli. 2012 yılında, Silvio Berlusconi'nin kanatlarının görece güvenliğinden ayrılarak kendi küçük İtalya Kardeşleri Partisi’ni kurdu. Sabırla ve yıllar içinde kendi takipçilerini oluşturdu. 2021'de iktidara kestirme giden yolu reddetti ve Mario Draghi'nin ulusal birlik hükümetine katılmadı.
Şimdi iktidara kendisi geldi, son derece ataerkil bir toplumda bunu yapan ilk kadın oldu. Böyle bir başarıyı, faşizmi yüz yıl sonra yeniden inşa etmek için çarçur etmek istemesi pek olası değil. Amacı, yeni bir İtalyan ve Avrupa siyasetinin çekirdeğini büyütmek.
Bu arzu seçimler öncesinde açıkça ortaya çıktı. Meloni, ABD yönetimine Atlantikçi, Rus ve Çin karşıtı bir duruşla tam süreklilik sağlamak için elinden gelen her şeyi yaptı. Aynı zamanda, finansal piyasalara - ve evet, AB'ye - hükümetinin kamu borcunu kontrol altında tutacağına dair güvence verdi. Her iki açıdan da, Rusya empatisi ve dikkatsiz harcamalarla flört eden küçük müttefikleri Berlusconi ve Matteo Salvini'yi hayal kırıklığına uğrattı.

Sivil özgürlüklere düşman
Washington'a ve Brüksel'e dış politika ve ekonomi politikası konusunda güvence verebilirse, iktidarını konsolide etmek ve iç politikada kendi gündemini yürütmek için nispeten serbest bırakılacağını düşünüyordu. Hiç kimse güvenlik, enerji ve hayat pahalılığı krizi sırasında İtalyan hükümetini sadece göçmenleri savunmak veya kadınların üreme haklarını korumak için dışlama riskini göze alamaz.
Bu yaklaşım, ne kadar fırsatçı olursa olsun, onun Avrupa'da yeni tür bir aşırı sağ rejime yer açmasına izin veriyor. Dış politikada şahin, ekonomi politikasında ortodoks, nostaljik, milliyetçi ve sivil özgürlüklere düşman olan bu sağcı politika, özünde liberal değil. Ancak, Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın yaptığı gibi hukukun üstünlüğünü baltalamayarak, müesses nizam içinde saygınlık kazanmayı hedefleyecek.
Tam da Meloni'nin düzen dışı bir faşist olmaması nedeniyle, eylemleri dünya için değilse de Avrupa için bir plan sunuyor. Aşırı sağcı popülistlerin ve aşırılıkçıların zaferinin düşünülemez veya savunulamaz göründüğü günler geride kalmış olabilir. Bunun yerine yeni bir yozlaşmış, sağcı normallik içinde olabiliriz: Demokrasideki eskiden Jacques Chirac, Margaret Thatcher veya Angela Merkel tarafından işgal edilen alan alanın sürekli olarak Trump'lar ve Meloniler tarafından işgal edildiği dünya. Meloni, aşırı sağı Avrupa siyasetinde istisnai bir sapmadan inatçı bir iç unsura dönüştürmeyi başarabilir.
Politikadaki bu dönüşüme, ABD'de Donald Trump ile uzlaşan Cumhuriyetçi parti öncülük ediyor FT köşe yazarı Edward Luce, kısa süre önce bunu "nihilist, tehlikeli ve aşağılayıcı" bir siyasi güç olarak tanımlamıştı. ABD'deki geleneksel siyasi yelpazenin yarısı, Amerikan demokrasisinin sağlığını da beraberinde götürerek parçalandı. Aynı süreç – İtalya'da faşist, ama nihayetinde kısa ömürlü bir hükümetin sansasyonel olarak ortaya çıkmasından ziyade – Avrupa'da kalıcı bir şey olabilir.
Teori, aşırı sağcı Vox partisi ile hızla yozlaşan merkez sağ Halk Partisi arasındaki ittifakın seçenekler arasında olduğu İspanya'da bir yıldan kısa bir süre içinde test edilecek.
İtalyan ilericilerinin bu dönüşümü mümkün kılan kişiler olması üzücü. Liberal-sol kamp, genel olarak sağcı ittifaktan daha fazla oy aldı. Ancak sağ kanat, tam olarak bir ittifaktı, oysa ilerici alan, kısmi oy çoğunluğu sisteminde parçalandı ve sandıkta ağır bir şekilde cezalandırıldı. Enrico Letta liderliğindeki merkez sol Demokratlar, sol eğilimli Beş Yıldız Hareketi ile herhangi bir ittifakı veto etti ve merkezci Liberaller de Demokratları veto etti. Bu işbirlikçi olmayan narsisizm, aşırı sağın zaferinin önünü açtı.

Le Pen, Macron karışımı
Böyle bir dönüşümün kurbanı AB olabilir. Meloni, Avrupa entegrasyonuna karşı içgüdüsel muhalefet konusunda sağcı popülistlerle ortak. Bu üzücü ve tehlikeli: AB, dışişleri, savunma ve enerji politikasında güçlü bir ses çıkarmak için gerekli bir tedbir olan oybirliği oylamasının kaldırılmasını tartışmak üzere. Meloni'nin Orbán da dahil olmak üzere geleneksel müttefikleri buna karşı. Yeni İtalyan hükümetinin Avrupa karşıtı Budapeşte-Varşova eksenini güçlendirmesi beklenebilir.
İtalya'nın ulusal çıkarı, jeopolitik ve ekonomik kriz zamanında vatandaşlarını savunabilecek güçlü bir AB'de yatmaktadır. Meloni gerçekten tarih yazmak istiyorsa, İtalyanlara Avrupa milliyetçiliğine eşlik eden ilk Avrupa yanlısı aşırı sağ lider olmak zorunda. "Koruyan bir Avrupa" diyebilir – haklar ve değerler için zaman kaybetmeyi bırakan ve bunun yerine Avrupa ulus devletlerinin sahip olmadığı “sert güce,” silahlara, enerjiye ve dış politikaya odaklanan güçlü bir Avrupa diyebilir. Yurtiçinde Marine Le Pen ve yurtdışında Emmanuel Macron'un bir karışımı olabilir. Bunun olması pek olası değil.
Meloni'nin eski, aşırı popülist senaryoyu başka alanlarda da koruması, ülkeyi göç konusunda bitmek bilmeyen tartışmalara sürüklemesi, diğer Avrupa başkentlerini dışlaması ve pervasız ekonomi politikasıyla mali yıkıma yol açması hala mümkün. Eğer bunu yaparsa, iktidarı, aşırılıkçılık ve teknokrasi arasındaki sonsuz bir değişim döngüsüyle karakterize olan modern İtalyan siyasetinin haritasında sadece bir başka sıçrama olacak. Bunun yerine uzun vadeli özlemlerine sadık kalırsa, Avrupa sağcı ana akımını kendi Trumpçı çizgisine sürükleyebilir.
Debord, İtalya'nın yaratacağı uluslararası sonuçları siyasi bir laboratuvar olarak görüyordu. Diğer hükümetlerin, "İtalyan devletinin çamurda debelendiği sırada koruduğu sakin tutuma hayranlıkla baktığını" söylemişti. Belki de çok iyimserdi. Bu çamur değil, bataklık. Ve ona hayranlıkla uzun süre bakan herkesi kendine çekiyor.

https://www.theguardian.com/world/commentisfree/2022/sep/28/giorgia-meloni-mussolini-trump-europe-italy-elections

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.