Merkel sonrası beklentiler

Elif SONZAMANCI yazdı —

11 Aralık 2021 Cumartesi - 11:00

  • Şimdilerde yanıtı merak edilen soru ise şu: Başbakanlığın SPD’ye, Dışişleri Bakanlığı’nın Yeşillere geçmesi ile birlikte ülkenin dış politikasında, özelde Türkiye ile ilgili nasıl değişimler gözleyeceğiz?
  • Burada kilit sorun, Türkiye’nin hem Kürtlere hem de Alevilere yönelik uyguladığı inkar ve imha politikalarına karşı nasıl bir duruş sergileyeceği.

AKP iktidarı 19 yıldır iktidarda. 19 yıldır her türlü zulüm, baskı ve  hukuksuzluğa imza atıyor. 19 yıldır siyasette artık aşina olduğumuz sürprizler yaşanıyor. Her şey o kadar çığrından çıkmış durumda ki, kimse şaşırmıyor.

Özellikle son dönemlerde bütçe görüşmelerinde yaşananlar tek adam rejiminin ülkeyi getirdiği durumu bir kez daha gözler önüne sermiş durumda.

Şimdilerde en çok tartışılan konulardan birisi de erken seçim. Olası seçimlerde mevcut iktidarın gitmesi halinde önemli değişimler bekleniyor. Muhalefetin iddiası da bu yönde.

Böyle bir durumda nasıl bir sistem değişikliği olacağı, ülkenin dış politikasında nasıl bir yöntem izleneceği, nasıl bir ekonomi politikası izleneceği, başta Kürt sorunu olmak üzere kangrenleşmiş sorunların nasıl çözüleceği konusundaki tartışmalar şaşırtıcı olacaktır.

Ülke yönetiminin değişmesi halinde büyük değişimler olabilir mi? Türkiye için bizi şaşırtacak böylesi bir gelişme Almanya için geçerli değil. Zira Almanya’da göreve başlayan yeni hükümet için sık sık gündeme getirilen bir soru bu.

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim. Almanya gibi bir ülkede değişen yönetim ile birlikte büyük değişimler olmayacaktır.

Almanya’da bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda gerçekleşen seçimler sonucunda 16 yıllık Merkel dönemi sona erdi. SPD, FDP ve Yeşiller’den oluşan koalisyon Olaf Scholz başbakanlığında göreve başladı.

Seçim sonuçları büyük sürpriz olmadı, Merkel gönül rahatlığı ile bayrağını teslim ettiğini belirtti. Görevi devralmadan önce Merkel Scholz’u G20 zirvesine davet etmiş ve halefi olarak sunmuştu. Merkel için askeri bir tören düzenlendi, devir teslim sırasında parlamentoda tribünden takip etti.

Yeni hükümet ise geçtiğimiz günlerde iş başı yaptı. Yeni bileşenli koalisyon ile göreve başlayan yeni kabineden beklentiler büyük.

Hem koalisyon kurulmadan önce hem de kurulduktan sonra herkesin merak ettiği konuların başında yeni hükümetle birlikte nasıl bir değişim yaşanacağı. Sosyal ve ekonomik hedefler, belirlenecek dış politika ve AB ilişkileri üzerine sık sık sunumlar yapıldı.

Bizler için en çok Türkiye ile ilişkiler merak konusu. Zira Merkel hükümeti Türkiye ile ilişkilerinde iyi bir sınav vermedi. Merkel Erdoğan’ın savaş politikalarının dolaylı değil, direk destekçisi oldu. Aynı zamanda Erdoğan’ın elini güçlendiren mülteci anlaşmasının mimarıydı da. Bu anlaşmaya yönelik duyulan memnuniyet devam ediyor, bu noktada Türkiye’ye yardımların askıya alınması gibi bir gündem yok.

Türkiye’de artan hak ihlalleri karşısında başını çeviren, görmemezlikten gelen, ve yuvarlak cümlelerle kınamakla yetinen Merkel yeni hükümete bu anlamda iyi bir miras bırakmadı.

Şimdilerde yanıtı merak edilen soru ise şu: Başbakanlığın SPD’ye, Dışişleri Bakanlığı’nın Yeşillere geçmesi ile birlikte ülkenin dış politikasında, özelde Türkiye ile ilgili nasıl değişimler gözleyeceğiz?

Kurulan yeni hükümette insan hakları ihlallerine yönelik daha kararlı bir duruş bekleniyor, zira yapılan açıklamalarda bu yönlü.

Fakat beklentilerin karşılanması için yaptırım kararları alabilecek bir duruşun varlığı önemli.

Burada kilit sorun, Türkiye’nin hem Kürtlere hem de Alevilere yönelik uyguladığı inkar ve imha politikalarına karşı nasıl bir duruş sergileyeceği.

Örneğin Erdoğan Almanya’da bulunan Alevilere hakaret yağdırıyor. Hakaretlerinin nedeni ise Almanya’nın Aleviliği bir inanç olarak tanıması. Erdoğan’ı kızdıran önemli detay ise bu kararların kendileri için emsal teşkil etme olasılığı. Zira iktidarın gündeminde eşit yurttaşlık talebini karşılamak gibi bir gündem bulunmuyor.

Yine Kürtlere yönelik inkar, imha, asimilasyon politikaları son hız devam ediyor. Örneğin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısı sonrası Türkiye’ye AİHM’nin aldığı kararlara uyma çağrısı var.

Bunun takibinde Almanya sorumluluk alacak mı? Türkiye’nin sürdürdüğü savaş politikalarına destek olarak kabul edeceğimiz silah ticaretinde ambargo uygulanacak mı?

Öyleki Türkiye ve Almanya arasındaki silah ticareti sık sık gündeme gelen konular arasında. Konu başlıkları daha da çoğaltılabilir. 16 yılın ardından başlayan yeni dönemde eğer hükümet Türkiye ilişkilerinde özellikle hak ihlalleri boyutunda etkili adımlar atamazsa Merkel döneminin sürdürücüsü olacaktır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.