Mewlîde ananın büyülü yolculuğu

Kadın Haberleri —

Mewlîde Qoşo

Mewlîde Qoşo

  • Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın notlarını saklamakla devrime tanıklık etmeye başlayan Mewlîde ana, 25 yıl halk örgütlenmesi yaptı. İki çocuğu özgürlük mücadelesinde şehit düştü. Ve şu anda Şehba’dan ayrılmayarak Efrîn’e dönüş için direniyor.

FELEKXAN SERHAT

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 12 Eylül 1980 askeri darbesinden kısa bir süre önce Kobanê üzerinden Suriye'ye geçmesi, Rojava halkının Kürt Özgürlük Hareketi’ni yakından tanımasına fırsat verdi. 

20 yıla yakın Suriye ve Rojava topraklarında kalan Öcalan, 19 Temmuz Devrimi’nin temellerini daha o yıllarda atmış oldu. Bugün milyonların esas aldığı demokratik ulus paradigması sayesinde Özerk Yönetim topraklarında halkların kardeşliği ve eşit yaşam ilkeleri hayat buluyor.

O süreçlerde Özgürlük Hareketi’nin Rojava’ya yayılmasında zor yükü sırtlayan kadınlar bir devrimsel dönemin sadece tanığı olmakla kalmadılar, bizzat taşıyıcısı, öncüsü haline geldiler ki, 19 Temmuz Rojava devriminin bir kadın devrimi olarak tanımlanmasına giden yol böyle kat edildi.

Bu kadınlardan biri olan Efrînli Mewlîde Qoşo ile Özgürlük Hareketi’yle tanıştığı yılları, Rojava’da ‘Cephewî’ olarak bilinen toplumsal çalışmalarda yer alışını, devrime ve Efrîn’in işgaline uzanan yolculuğunu konuştuk.

Öcalan’ın notlarını sakladı

1951 yılında Bilbilê ilçesine bağlı Xulalka köyünde dünyaya gelen Mewlîde ananın 1980’li yıllardan hareketle tanışması eşinin erkek kardeşi Şukrî Hemo aracılığıyla olur. O yılların “Bambaşka bir ruhu vardı” sözleriyle tanımlayan Mewlîde ananın büyülü yolculuğu, Şukrî’nin edindiği Öcalan’ın notlarını saklamakla başlar.

Okuma yazması olmadığından yazılanların ne anlama geldiğini bilmez ve eşi Ebdulqadir Hemo’dan gizli bir şekilde saklar yazılı notları. Bir gün Şukrî’ye bu kağıtların ne olduğu sorması üzerine, “Türkiye’de PKK diye bir halk hareketi çıktı, bu da onların değerlendirmeleri” cevabını alır.

Şukrî Hemo’nun evin avlusunda bulunan ağacın altında Öcalan’ın notlarını okumasıyla PKK’de kadınların da yer aldığını öğrenmesi heyecanını ikiye katlar. Bunun üzerine Rojava’daki çalışmalara katılır ve bunu eşinden tam iki yıl boyunca gizler.

Kapı kapı örgütleme çalışması yaptı

Dönemin ihtiyacı ve koşullarına göre gerillaya gıdadan giyime kadar yardım toplar. Bilbilê’de yapılan halk toplantılarına katılır ve sonra kapı kapı dolaşıp PKK propagandası yapar. Kendi evinde yapılan toplantılara ise Baas rejimine ait araçlar veya yabancıların gelişinden haberdar olmak için dama çıkıp gözcülük yapar.

Kürt halkının davasını bu denli sahiplenmesi 12 çocuğu üzerinde de büyük etki yaratır. 1974 doğumlu büyük oğlu Mihemed Hemo annesine gerillaya katılmak istediğini söyler. Mewlîde ananın “Bu sorumluluğu alabiliyorsan git” cevabı üzerine, ailede ilk olarak Mihemed 1993’te Kurdistan dağlarına geçer. Mihemed (Reşo Gernas) 1998 yılında Wan’ın Çatax ilçesinde düşmanla girdiği çatışmada şehit düşer.

Rojava halkı Öcalan’ı görmüş ve tanımış olmalarını sürekli dillendirir, bu konuda kendini şanslı olarak görürler. Ben de Mewlîde ananın Öcalan’la tanışma imkanı bulup bulmadığını merak ederek soruyu yöneltince, Mewlîde ana iç geçirerek, bir gün Halep’te toplantı yapan Öcalan’ı görmeye gittiğini ama toplantının bitmesine yarım saat kala ayrıldığını dolayısıyla da onu görme fırsatını kaçırdığını, söylüyor.

Ferhad Dêrik’e özlem

İsim hafızasının eskisi gibi güçlü olmadığını fakat çok sayıda öncü kadroyu gördüğünü söyleyen Mewlîde ana, Ferhad Dêrik’in Bilbilê’deki evinde yapılan toplantılara sık sık geldiğini söylüyor, Ferhat ismini anınca ah çekiyor ve ekliyor;

“Ferhad yukarıdan geldiğinde beni ziyaret ederek ‘Beni tanıdın mı?’ diye sordu. ‘Seni nasıl tanımam’ demem üzerine ‘Oradayken sizleri hiç unutmadım’ dedi…”

Rojava Devrimi’nin öncü kadrolarından ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eş Başkan Yardımcısı Ferhad Dêrik (Hisên Şiblî) 17 Haziran 2022’de tedavi için gittiği Süleymaniye’nin Kelar ilçesinde Türk devletinin SİHA saldırısı sonucu 3 arkadaşıyla birlikte şehit düştü.

Devrim kıvılcımı çakılıyor

Halkların Baharı Suriye’ye sıçradığında toplantılar, meclis ve komün ilanları, halk örgütlenmesi çalışmaları da hızlanır. Öcalan’ın fikirlerini benimsedikten sonra hiçbir şeyden korkmadığını söyleyen Mewlîde ana, arkadaşlarıyla ev ev dolaşmaya başlar.

Annesinin gece-gündüz demeden, yorulmak nedir bilmeden yürüttüğü mücadelesinden etkilenen ve büyük abisinin silahını yerde bırakmak istemeyen Delîl Hemo, devrimin tohumlarının ekildiği 2011 yılında YPG saflarına katılır.

Öyle ya, devrim günü gelip dayanmıştır, binlerce yıldır çekilen özlem son bulacaktır, yitik ülkesine güneş doğmuştur. Ona düşen diğer yiğitler gibi silah kuşanmaktır.

Ahmet Arif’in dediği gibi, “namus günüdür” ve Delîl de tıpkı akranları gibi kuşanır silahını, bağlar raxtını cepheden cepheye koşar. 

Delîl bir gün çocuklarını görmek için izinli olarak eve gelir. Mewlîde ana, oğlunun iki gün çalışmalara gitmemesi üzerine, “Seni kovdular mı, neden gitmiyorsun?” diye sorar. Delîl’in gülerek “Evet” demesi üzerine sinirlenir ve “Silahını bırakman benim ölümüm demek” der.

Devrim boyunca annesinden devraldığı mücadele ruhuyla cepheden cepheye koşan 3 çocuk babası Delîl Hemo (Reşoyê Biçûk) ise 2016 yılında Şehba bölgesinde şehit düşer. 

‘Başımı taşa koyup uyurum’

Toprağına büyük bir aşkla bağlı olduğuna inandığım Mewlîde anaya Efrîn’in işgal sürecini sorduğumda, “Efrîn dünyanın cennetiydi” cevabını veriyor.

Saldırılar başladığında böylesi bir savaşın yaşanacağına inanmadığını ifade eden Mewlîde ana, Türk devletinin savaş uçaklarıyla acımasızca saldırdığı o tufan günlerini hatırlatarak, “Böylesi bir vahşet tarihte görülmedi” diyor.

58 gün süren Çağın Direnişi’nin ardından ailesiyle Şehba Kantonu’na gelir ve “Efrîn’e döneyim başımı taşa koyup uyurum” sözleriyle gözyaşları boşalıyor. 

Cenneti olan Efrîn’e özlemini her fırsatta dile getiren Mewlîde ana, aynı zamanda hiçbir çocuğunun da Şehba dışına çıkmasına izin vermiyor. Rojava’nın başka bölgelerinden ve Avrupa’dan eş dostlarının Şehba’dan çıkma taleplerini sert bir dille reddederek, “Ya burada öleceğim ya da Efrîn’e döneceğim” cevabını veriyor.

Şehba’da yaşam

Ailesiyle birlikte Türk devletinin saldırıları ve Şam hükümetinin ablukası altında olan Şehba’da 6 yıldır kesintisiz bir direniş veriyor. Bölgeye yakıt geçişine izin verilmemesinden dolayı günde sadece 4 saat elektrik verilmesi, ekonomik kriz, saldırılar ve özel savaş politikalarına rağmen 80’li yıllarda olduğu gibi bugün de dimdik ayakta durduğunu kaydediyor.

Mewlîde ana, eşi, çocukları ve torunlarıyla aynı evde 23 kişi yaşıyor. Bunu sorduğumda ise, “Herkes birbirimize nasıl tahammül ettiğimizi soruyor. Eee biz düşmana tahammül ettik birbirimize neden etmeyelim?” diyor gülerek.

DAİŞ yargılamalarına katılma isteği

Özerk Yönetim’in bölgesindeki cezaevlerinde bulunan DAİŞ çetelerini yargılayacağını açıklaması Mewlîde ananın da gündemindeydi. Çocuklarını savaşta kaybetmiş tüm annelerin, acı çeken halkın ve kimsesiz kalan çocukların yargılamaya tanık olarak katılması gerektiğini belirtiyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.