- Açlık, modern dünyanın en büyük çelişkilerinden biri olmaya devam ediyor: İnsanlık daha önce hiç olmadığı kadar fazla bilgiye, teknolojiye ve üretim kapasitesine sahipken, milyonlarca insan hâlâ temel besine ulaşamıyor.
- Savaşlar, ekonomik eşitsizlik, iklim krizi, göçler ve yetersiz kaynaklar dünya açlığını derinleştiriyor. Üstelik gıda kuruluşlarının fonlarındaki düşüş, krizi daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Lawrence S. Wittner* - Çeviri: Yeni Özgür Politika
Açlık, insan bedeninin en ağır sınavlarından biri. Önce dayanılmaz bir açlık hissi, ardından güç kaybı, zihinsel bozulma ve sonunda vücudun kendi dokularını tüketmeye başlaması… Dünyanın birçok bölgesinde milyonlarca insan bugün yalnızca yoksullukla değil, hayatta kalma mücadelesiyle karşı karşıya.
Küresel ölçekte kitlesel açlığı önlemede en önemli kuruluşlardan biri Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Programı (WFP). 2020 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen kuruluş, savaşlar, yoksulluk, iklim kaynaklı afetler ve ekonomik krizler nedeniyle gıda güvencesi olmayan insanlara yardım ulaştırıyor. WFP, yalnızca geçen yıl akut açlık yaşayan 100 milyondan fazla kişiye destek verdi. Ancak son yıllarda kuruluşun karşı karşıya kaldığı finansman krizi, küresel açlık mücadelesini ciddi biçimde zorlaştırıyor.
Gıda yardımında büyük finansman krizi
Dünya Gıda Programı’nın en büyük destekçilerinden biri uzun yıllardır ABD idi. Ancak 2025 yılında ABD’nin dış yardım politikalarında yaşanan değişiklikler, küresel gıda yardımlarında büyük bir boşluk oluşturdu. Kaynaklara göre, ABD yönetiminin dış yardımları yeniden değerlendirme kararı sonrasında WFP’nin finansmanı ciddi biçimde azaldı. 2025 yılında kuruluşun bütçesinde yaklaşık yüzde 40 oranında düşüş yaşandı.
Bu durum özellikle kırılgan bölgelerde yaşayan milyonlarca insanı etkiledi. Gıda yardımlarının azalması, yalnızca temel beslenme desteğinin kaybı anlamına gelmedi; çocukların, hamile kadınların ve savaş ya da göç nedeniyle zor koşullarda yaşayan insanların yaşamlarını doğrudan tehdit eden bir krize dönüştü.
Kenya’da açlığın ağır sonuçları
Finansman kesintilerinin etkisinin en çarpıcı görüldüğü yerlerden biri Kenya oldu. Ülkede yaklaşık 720 bin mülteci, uluslararası yardımlara bağımlı olarak yaşamını sürdürüyordu.
Yardımların kesilmesinin ardından insani yardım kuruluşları desteklerin yeniden başlatılması için çağrıda bulundu. Ancak yeterli kaynak sağlanamayınca özellikle çocuklar arasında ağır sonuçlar ortaya çıktı.
ProPublica’nın aktardığı araştırmaya göre, bazı mülteciler açlıkla mücadele ederken çocuk ölümleri yaşandı. Yetersiz beslenen bedenler enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldi. Bazı aileler ise sınırlı gıdayı çocukları arasında paylaştırmak zorunda kaldı.
Bu tablo, gıda krizinin yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını; doğrudan insan yaşamını ilgilendiren bir sağlık ve insani yardım meselesi olduğunu gösteriyor.
Çocuklar en büyük risk grubunda
Dünyanın farklı bölgelerinde çocuklara yönelik beslenme programları da kesintilerden etkilendi. Özellikle ağır yetersiz beslenme riski taşıyan çocuklara verilen özel besin desteklerinin azalması, birçok ülkede sağlık sistemleri üzerinde ek baskı oluşturdu.
Nijerya’da Dünya Gıda Programı tarafından desteklenen ve iki yaş altındaki yüz binlerce çocuğa beslenme tedavisi sağlayan çok sayıda klinik faaliyetlerini durdurdu. BM ve insani yardım kuruluşlarının verilerine göre, dünya genelinde akut gıda güvensizliği yaşayan insanların sayısı artarken, kriz seviyesinde açlıkla karşı karşıya kalan çocukların sayısı da yükseliyor.
Açlık krizinin arkasındaki nedenler
Dünya açlığının tek bir nedeni yok. Uzmanlara göre savaşlar, ekonomik eşitsizlik, iklim değişikliği, kuraklık, zorunlu göçler ve yetersiz insani yardım kaynakları bu krizi derinleştiriyor.
Ancak gıda yardımı sağlayan kuruluşların finansmanındaki düşüş, zaten kırılgan olan bölgelerde sorunları daha da büyütüyor. Dünya Gıda Programı, mevcut kaynak yetersizliği nedeniyle daha az kişiye yardım ulaştırmak zorunda kaldığını ve bunun insan hayatına mal olabileceğini belirtiyor.
Yeni bir küresel dayanışma ihtiyacı
Küresel açlık krizinin çözümü için daha güçlü uluslararası iş birliği çağrıları yapılıyor. Bazı uzmanlar, zengin ülkelerin mevcut finansman açığını kapatması gerektiğini savunurken, uzun vadede BM kuruluşlarının tek tek ülkelerin kararlarına daha az bağımlı hale getirilmesi gerektiğini düşünüyor. Çünkü açlık yalnızca bir ülkenin değil, tüm insanlığın karşı karşıya olduğu bir sorun.
Bugün dünyanın bazı bölgelerinde insanlar temel bir insan hakkı olan yeterli gıdaya ulaşmak için mücadele ediyor. Küresel gıda sisteminin ve insani yardım mekanizmalarının güçlendirilmemesi halinde, açlık krizi milyonlarca insan için daha ağır sonuçlar doğurmaya devam edecek. Açlık, modern dünyanın en büyük çelişkilerinden biri olmaya devam ediyor: İnsanlık daha önce hiç olmadığı kadar fazla bilgiye, teknolojiye ve üretim kapasitesine sahipken, milyonlarca insan hâlâ temel besine ulaşamıyor.
* Lawrence S. Wittner akademisyen, yazar ve aktivisttir.
Kaynak: Pressenza - International Press Agency
Kaynak link:https://www.pressenza.com/2026/08/world-hunger-and-starvation-have-reached-a-crisis-level/