Montrö pazarlığında İmralı ve Rojava detayı

Forum Haberleri —

15 Nisan 2021 Perşembe - 23:00

  • ABD-Rusya-Çin denkleminde dananın kuyruğu Ortadoğu'da kopuyor. Kırım-Ukrayna-Karabağ, Suriye, İran ve Irak çıkarlar çatışmasında Kürt halkını büyük tehlikeler ve fırsatlar bekliyor. 

KEREM ÇİFTÇİ

Ortadoğu'da küresel güçler arasında yaşanan politik-iktisadi savaşın askeri hamleleri sadece birer detaydan ibarettir. Kapitalist güçlerin pazar savaşı her geçen gün kızışıyor. Küresel konjonktürün Ortadoğu’da çıkarlar eksenli işleyen bu değişken denklemi, Kürt halkını TC faşizminin dayattığı soykırımla yüz yüze bırakıyor. Kürdistan su kaynaklarının Katar'a devri ve Kürt soykırım konseptinde körfez sermayesinin rolü ve Kürdistan petrolünü fiilen işgal ederek pazarlamak da tüm bu planlamaların bir parçasıdır.

Kürdistan, Kürt halkından habersiz bir şekilde parça parça işgale açılarak satılmak isteniyor. Kürdistan coğrafyasının satılmasında aracı olan Kürt güçlerinin trajik durumuda bir başka kanayan yara. Ukranya tarzı krizlerin Ortadoğu'da, Kürdistan'ı kapsaması ile birlikte okunmalıdır. Kürdistan özgürlük devrimine karşı küresel dijital sermayenin işbirliği çok sinsi bir şekilde genişliyor. Bitcoin dijital para sistemi halihazırda yeni bir ticari sınıf oluşturmuş durumda. Uluslararası piyasalarda şu anda 1 Bitcoin dijital para, eşittir 63 bin ABD doları.

TC’de büyük fırtınalar kopartılan Merkez Bankasında sırra kadem basan 128 milyar doların izi Bitcoin işlemlerinde ve Kürtlere karşı savaşta kullanılan silahların tahvillerinde aranmalıdır. Türk bankacılık rejiminin küresel sermaye güçleriyle olan kirli ilişkileri ayyuka çıkmış durumda. Mafyatik devlet rejiminin Sedat Peker operasyonunda da uluslararası bu kara para trafiğiyle ilişkisi var. TC devlet mafyası elebaşı Peker, Efrîn - Serêkaniyê - Rojava hattında silah ve kara para organizatörlerinden biridir. Ortadoğu talanında bu bankacılık rejimi direk rol oynuyor. Bu işleyişin dışında kalan birçok kesim ihtiyaçlarını karşılamakta görünmez engellerle karşılaşacaklardır. Kürt sermaye sınıfının önemli bir bölümü bu sistemin bir parçasıdır. Kürt özgürlük tabanına yakın sermaye güçlerinin ise bu yeni duruma karşı ne kadar hazırlıklı olduklarına dönük elimizde net bir bilgi yok.

NATO Gladio bütçesi Türkiye’yi, Kürt Özgürlük Mücadelesi karşısında uzun yıllardır besliyor ve AB bu bütçenin önemli finansörlerinden biridir. Yine küresel sermaye güçleri Türkiye'nin Kürt Özgürlük Mücadelesi karşısındaki yenilgisini önlemek için savaşa, diğer yeni ortakları da dahil ediyor. Küresel sermaye güçlerinin finanse ettiği kiralık ordular ve paramiliter yapıların çoğu TC lehine savaşa dahil ediliyor. Kürdistan yeraltı ve yerüstü kaynaklarının tümü bu savaşın ganimetleri olarak pay edilmek isteniyor. Kürt Özgürlük Mücadelesi, Kürt halkı ve kadim Ortadoğu halkları adına bu büyük soykırım konseptine direniyor. Ortadoğu özgünlüğünde küresel sermayenin hamleleri giderek belirginlik kazanıyor.

ABD-Rusya-Çin denkleminde dananın kuyruğu Ortadoğu'da kopuyor. Kırım-Ukrayna-Karabağ, Suriye, İran ve Irak çıkarlar çatışmasında Kürt halkını büyük tehlikeler ve fırsatlar bekliyor. Jeopolitik ve jeostratejik dengeler açısından krizleri fırsatlara çevirmek önemli bir tecrübe ve öngörü gerektiriyor. Kürt halkının en büyük şansı bu deneyimlere sahip pratik bir mücadele öncülüğüne sahip olmasıdır. En büyük handikapları da Ulusal Birliğini yaratamamalarıdır. Küresel güçler ve TC bu yarıktan yararlanarak varolan fırsatların riske edilmesini beraberinde getiriyor.

Ukrayna restleşmesi öyle lokal bir restleşme değildir. Yeni Ortadoğu şekillenmesinde kelebek etkisini yaratacak ölçektedir. İmralı tecrit rejiminin bu gelişmelerle yakın ilişkisi vardır. Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın son yaptığı telefon görüşmesinde ısrarla hukuksuzluğu kabul etmeyeceğini vurgulaması ve avukatları İmralı adasına çağırması tehlikenin büyüklüğü konusunda Kürt halkını uyarmaktadır. Ne olursa olsun İmralı’da Sayın Öcalan ile avukat görüşmesini sağlamak için Kürt halkı varını yoğunu ortaya koymalıdır. Küresel denklemde Kürt halkını ve Önderlik paradigmasını tasfiye etmeye dönük çok yönlü çıkarlar denklemi var. TC ve kimi küresel paramiliter Kürt gladio yapılanmaları bu tasfiye için varını yoğunu ortaya koyuyor. Yürürlükteki tasfiye konsepti sadece Sayın Öcalan ve PKK’ye “hayır” Kürt halkına “evet” demiyor. Bilakis en başta Kürt halkına ve Kürdistan'a “hayır” diyor. Sayın Öcalan ve Ortadoğu halklar fedailiği geleneğinin fırtınalı öncülüğü PKK, onların bu planlarını bozduğu için hedef tahtasına konuluyor.

TC 1936'da imzalanan, İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkını kendisine veren uluslararası Montrö Sözleşmesini, küresel güçler arasında pazarlık konusu yaparak ve Kanal İstanbul’u Katar'a peşkeş çekerek yine Rojava Devrimi başta olmak üzere, PKK'nin ve Önder Öcalan’ın tasfiyesi için kullanmayı amaçlamaktadır.

Küresel ölçekte bir ABD- Rusya hegomonya ve güç restleşmesi Ortadoğu’da gözle görülmektedir. Rusya'nın, Kırım'ı Rus nükleer silahlarının depolaması iddiaları ve ABD’nin Rusya'yı SWIFT'ten çıkarmaya hazırlıkları, ekonomik-politik gerilimlerin Ortadoğu halklarına getirisi ve götürüsü uzun vadede büyük olacaktır. Bu bir hayli kritik gelişmeler denkleminde Ortadoğu’da Kürt halkına öncülük eden Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin yarım asırlık deneyimi ve tedbirli ilkeselliği Kürt halkının geleceğe umutla bakmasının en büyük güvencesidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.