Müesses nizam sallanırken…

Sezai TEMELLİ yazdı —

1 Haziran 2021 Salı - 22:58

  • Müesses nizamın, yerleşik düzenin kurucu ve değişmez kodlarının gayri nizami kısmı yakın tarihte yaşanmış Susurluk vakasından sonra bir kez daha tüm çıplaklığıyla ortaya döküldü.

 Aynı profillerin devlette devamlılık esastır anlayışıyla görev başında oldukları, hatta Cumhur İttifakı döneminde kadrolarını genişletip güçlendirdiği de bir kez daha anlaşıldı. “Çete faaliyetleri, kirli savaşın finansmanı ve haksız zenginleşme” departmanı yoğun mesaisine devam ediyor. Uyuşturucu trafiği ve yasadışı ticaret ile bütçesini oluşturan bu birimin defalarca ortaya dökülen ilişkileri bu kez sosyal medya ağırlıklı olarak ‘arkası yarın’ tadında toplum tarafından izleniyor. Muhalefetin üstün başarısıyla toplumsal sükûnet devam etmekte…

Politikayla savaş arasındaki analoji tesadüf değildir. Muhalefetin sükûneti besleyen tavrının temel nedeni mevcut savaşı görmezden gelmesi ve devletin kurucu kodlarına içkin olan bu savaşı kabullenmesinde saklıdır. Oysa tüm bu olup bitenlerin sürdürülen savaşla olan ilişkisi apaçık ortadayken, savaşı ve süreklileşmiş şiddeti devletin ve özelde bugünkü iktidarın meşrulaştırmasını sağlayan politik hattan okumak ve bu vakaları adli bir anlayışla kavramak absürtlüğün dik alası olsa gerek.

Susurluk dönemindeki tepkiselliğin çok uzağına düşen ve cılızlaşan bugünkü muhalif reflekslerin arkasında demokrasi meselesinin kavranmasındaki sorunların payı oldukça yüksek. Güçlendirilmiş parlamenter sistem söylemiyle Ankara siyasetiyle yol almanın ötesine geçemeyen bir ufka sahip olan siyasi muhalefetin Diyarbakır’ı, Van’ı, Dersim’i, Cizre’yi görmezden gelen anlayışı, sınır ötesi operasyon tezkerelerine olan katılımı bu departmana verilen örtülü desteğin vebalini oluşturuyor. Bu destek kadük bir demokrasiciliğin de temel nedenidir.

Türkiye demokrasisinin özellikle son kırk yıllık dönemi Kürt meselesine sınırdaştır. Kürt meselesinin çözümsüzlüğü müesses mizamın yeniden üretimi için ne denli önemliyse bunun sürdürülebilirliği de siyaset savaş ilişkisinde saklıdır. Çoğulcu, laik demokratik bir düzenin var edilebilmesi kurucu bir siyasete ihtiyaç duyar ve bu kurucu siyaset mevcut yerleşik düzenin karşısında inşa edilmek zorunda. Bugünkü muhalefetin demokrasi meselesine yaklaşımının sahiciliği Kürt meselesine yaklaşımıyla ancak sınanabilir. Ortaya saçılan kirliliğin kirli bir savaşın neticesi olduğu unutulmamalıdır. Demokrasi güçlerinin bu savaşa karşı demokrasi ittifakında örgütlenmesi ve etkin bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Savaşa karşı çıkmadan bu kirlilikten kurtulma mümkün olamayacaktır.

Marx'ın Feuerbach Üzerine Tezler’inin 11.si olan "Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir" sözü bugünün muhalefetine de bir şeyler anlatıyor. Yorumlayan, politik gevezeliğin içinde dolaşan ama bu ırkçı mezhepçi rejimi değiştirmek için harekete geçemeyen bir muhalefet için kıssadan tez olsa gerek. Politik muhabbetlerin gürültücü alanını hızla terk edip bu devranın üretim ve yeniden üretim çarklarına müdahale etmeliyiz. Savaşa ve bu savaşın yarattığı şiddet iklimine olanca gücümüzle karşı çıkmak zorundayız. Bugün yaşanan tüm şiddet salgınının kaynağında içeride ve Ortadoğu’da sürdürülen yayılmacı ve Kürt düşmanlığına dayalı savaşın olduğunu ve bu savaşın hukukunun tecrid ile biçimlendirildiğini de bilmek zorundayız.

Bugün Kürt halkı ve O’nun mücadelesi, direnişi Picasso’nun Guernica resminin merkezinde bir kadının pencereden dışarıya uzattığı lambada olduğu gibi yıkımlara ışık tutuyor. Bu yıkımı görmedik diyemeyiz. Bizi hareketsiz kılan düşünsel tutsaklıktan bir an önce kurtulmak zorundayız. Savaşa ve şiddete karşı örgütlü bir mücadeleyi başlatmanın tam zamanıdır. Savaşın ve kirli savaşın karşısına cesaretle dikilmedikçe yerleşik düzenin yıkıcılığı devam edecektir. Mafyasıyla, paramiliter güçleriyle, çeteleşmiş yapısıyla birlikte kendisini var eden bir devleti temize çekmek muhalefetin vazifesi olmamalıdır. Muhalefet demokratik bir cumhuriyet için özgürlükleri temel alan bir çoğulculuğu, demokratik toplumsallığı yerelleştiren bir yönetselliği ve seküler bir coğrafyayı savunan yeniden kuruluşu savunmak ve bunun mücadelesini örgütlemekle mükelleftir…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.