• Şehit Mahmut Sosa’nın annesi Perihan Sosa, “Oğlum bu mücadelenin ve bu yolun aşığıydı. Benim de hayattaki gururum oldu” dedi. 

 

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'nde farklı yerlerde ve tarihlerde şehit düşenlerin aileleri, yaslarını barış mücadelesiyle birleştiriyor. Tekirdağ’ın Çerçezköy ilçesinde düzenlenen programda anılan Mahmut Sosa’nın (Siyabend Agirî) annesi Perihan Sosa, oğlu ve mücadelesine dair MA'dan Roza Arpa'ya konuştu.

Agirî'nin Dutax (Tutak) ilçesine bağlı Kanî köyünde 1993’te dünyaya gelen Mahmut Sosa, Temmuz 2014’te mücadeleye katıldı. 29 Eylül 2014'te de Efrîn’de şehit düştü. Oğlunun DAİŞ işgaline karşı Kobanê direnişine katıldığını belirten Perihan Sosa, şunları söyledi: “Oğlum bu mücadelenin ve bu yolun aşığıydı. İki oğlumu daha önce trafik kazasında kaybetmiştim o yüzden ona, ‘gitme senin yokluğuna da dayanamam’ dedim. O da bana, ‘Anne, yaşadığım sürece yolum onların yoludur, evet sen benim annemsin, beni büyüttün, büyük emekler verdin ama ben gideceğim. Bu yüzden de ağlama’ dedi ve çantasını alıp İstanbul’a gitti. Sonra onun bir küçüğü beni arayıp ‘Anne abim bir haftadır kayıp’ dedi. O günden sonra da hiçbir zaman haber alamadım. O hepimizin onuru oldu. Benim de hayattaki gururum oldu. Bu mücadele ve direniş, bütün Kürt halkınındır. Benim onunla başım diktir. Oğlum zorla değil, isteyerek ve büyük bir aşkla gitti. Yüreğinde her zaman gitme arzusu vardı.”

Hiç uzak olmadı

Oğlunun köydeki yaşamını anlatan Perihan Sosa, “Çantasında her zaman kitaplar, afişler, sarı, kırmızı ve yeşil flamalar vardı. Hiçbir zaman mücadeleden ve partiden uzak olmadı. Onun gidişinden sonra çok aradım. Şehadet haberini 10 yıl sonra aldık. Arkadaşlarıyla beraber defnedilmiş” dedi. 

Artık barış gelsin

Oğlu mücadeleye katıldıktan sonra köyden çıktıklarını dile getiren Perihan Sosa, şöyle devam etti: “Barış istiyorum. Artık evlatlarımızın kanı dökülmesin, annelerin gözlerinden yaşlar akmasın. Annelerin yüreği yaralıdır, ciğerlerimiz paramparça oldu. Bir annenin evladını kaybetmesi çok zor. Artık barış gelsin, biz de cenazelerimize kavuşalım. Cenazelerimizi memleketimize, ailemizin yanına getirmek istiyoruz. Hiç olmazsa oğlumun kemiklerini getirip vefat eden iki çocuğumun yanına defnetmek istiyorum. Üç çocuğumun da mezarlarını yan yana koymak istiyorum. Onları ziyaret edip dua etmek istiyorum. Oğlumun kaderi, rızkı, ekmeği, suyu da dağlardaymış. Mücadelesi için savaşmış, bazen aç kalmış, direnmiş, büyük emekler vermiş. Ben de ona layık bir şekilde bir mezarı olsun istiyorum. 

Kürtlerin hakkını versinler

Bu devlet de barışın gerçekleşmesi için adım atsın. Gerillalar omuzlarındaki silahları yakarak barış için en önemli bir adımı attı. Şimdi ise karşı tarafın buna cevap olması lazım. Kürtlerin hakkını veren bir yasa istiyoruz. Başkan Apo, Selahattin Demirtaş ve bütün tutsaklar serbest bırakılsın. Bugün yüzlerce ailenin gözü cezaevlerindedir. Yine de başım dik, çünkü oğlum onurlu ve şerefli bir yolu tercih etti. Bugün kazandığımız her şey onun ve yoldaşlarının verdiği emek ve mücadele sayesinde oldu. Onlar bizim için en büyük şeref oldu.” TEKİRDAĞ