Özel yasa gecikmemeli

Meclis komisyon
- Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun önerdiği geçici ve müstakil özel yasanın acilen gündeme gelmesinin önemini vurgulayan Yeni Yol Grubu Başkanvekili Bülent Kaya, rapora yönelik eleştiriler olsa da önemli konuların bulunduğunu vurguladı.
AZİZ ORUÇ / İSTANBUL
Kürt meselesi kapsamında kurulan Meclis Komisyonu, yürüttüğü çalışmaları hazırladığı nihai raporla sonlandırdı. 6 ay 13 gün boyunca çalışmalarını yürüten Komisyon, birçok kesimi dinlerken Meclis'te bulunan siyasi partilerden İyi Parti (İYİP) ve sonradan komisyondan ayrılan Demokratik Sol Parti (DSP) hariç bütün partilerin ortaklaşması ile çalışmalarını gerçekleştirdi. Hazırlanan rapor ise Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi (EMEP) üyelerinin 'hayır' oyu ile CHP'li Türkan Elçi'nin çekimser oyuna karşılık, 47 'evet'le kabul edildi. Komisyon üyeleri Yeni Yol Grubu Başkanvekili Bülent Kaya, HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş ve EMEP Milletvekili İskender Bayhan ile rapor ve sonrası izlenecek yol haritasını konuştuk.
Yasal ve idari adımlar
Raporun çok yüksek bir oyla kabul edilen bir siyasi uzlaşım metni olmasının kıymetli olduğunu belirten Bülent Kaya, “Bundan sonraki süreç, artık bu raporda ortaya konulan çerçeveye uygun bir eylem planıyla yasal adımların atılması ve idarenin de yasamanın ortaya koyduğu bu perspektife uygun uygulamaları yerine getirmesidir” dedi.
İlk adım özel yasa
Meclis’e özel bir yasanın gelmesinin ardından infaz düzenlemelerine yönelik adımların atılmasının yüksek bir ihtimal olduğunu söyleyen Kaya, “Sürecin özel bir yasayla düzenlenmesi gerekiyor. Belli tanımların hukuk alanına aktarılması ve süreçle ilgili düzenlemelerin yapılması açısından genel çerçeve yasanın acilen gündeme gelmesi şart” ifadesini kullandı. Kaya, bunun ardından hızlıca kayyum uygulamasına son verilebileceğini, AİHM ve AYM kararlarının uygulanabileceğini ve infaz düzenlemelerinin yapılabileceğini kaydetti.
Uzatmadan gereği yapılmalı
Raporun Meclis’e sunulması ardından hızlıca adımların atılması gerektiğini vurgulayan Kaya, “İmralı ile yapılan görüşmelerde de çıkacak yasaların süreci hızlandıracağı belirtiliyor. Dolayısıyla bu çerçevede bir zamanlama planlaması yapmalı ve yasal süreç uzamadan gerekleri yerine getirilmeli” dedi.
Özgürlük alanını genişletir
Rapora yönelik eleştiriler olsa da AİHM, AYM, yerel yönetimler, kayyumlar gibi önemli konuların bulunduğu belirten Kaya, şunları söyledi: “Bu adımlar atılırsa ve uyulursa Türkiye’de özgürlük alanını genişletir. İktidarın da bu raporun altına imza atması bu husustaki iradeyi güçlendiren bir şey. Dolayısıyla iktidar bundan sonra AİHM, AYM kararlarına uyulmamasını kolay kolay savunamayacaktır. Artık iktidar ‘AYM, AİHM beni bağlamaz’ diyemez.”
Siyasi alana taşındı
Sorumluluğun Meclis’te olduğuna işaret eden Kaya, şöyle devam etti: “Yasa koyucu Meclis’in kendisi olduğu için bu süreci de yürütebilir. Meclis’te yapılacak yasal düzenlemeler de sürecin sağlıklı bir zemine oturmasına imkan sağlayacaktır. Herkes buna göre davranmalı. Sorunu derinleştiren değil, sorunu çözen bir yerde olmalıyız. Meclis de bu görevini yerine getirmeli.”
Herkes pozisyonunu esnetti
HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş ise raporda hiçbir partinin tam olarak istediklerinin yer almadığını hatırlatarak, şunları söyledi: “Bizim de taleplerimiz tamamen raporda yer bulmuyor. Sürecin devam etmesi, başarıya ulaşması için herkesin pozisyonunu esnetmesi gerektiğini açıkça belirttik. Rapor da bu haliyle çıktı. Kolay değildi tabii ki. Her partinin kendi ideolojik perspektifi, siyasal tahayyülü, Türkiye'de 100 yıllık bir ezber, bir yaklaşım var. Bütün bunları bir çırpıda kırmak mümkün değil ama bu konuda ne kadar yaklaşılabilirse partiler bu kadar yaklaştı ve nihayetinde bu rapor ortaya çıktı. İtirazlarımız, rapora dair eleştirilerimiz olsa da bu sürecin asli unsuruyuz. Kürt meselesinin demokratik çözümü konusunda yolu kapatan, tıkayan değil, açan konumda olmalıyız.”
‘Sorumluluk alıyorum’ mesajıdır
Tarihi bir döneme işaret eden Beştaş, şöyle konuştu: “Türkiye tarihinde ilk defa bir parti hariç Meclis’teki partilerin katılımıyla bir rapor ve ortak irade ortaya konuldu. Bu bütün partilerin ‘sorumluluğu alıyorum’ da mesajıdır, iradesidir. Bu irade sadece Meclis Başkanı'nın iradesi değil, imza atan bütün partilerin iradesidir. Zorlu süreçler bitmiyor ama en önemli eşik aşıldı. Rapor, artık Meclis’e gönderildi ve artık bu konuda hızla adımların atılmalı.”
Beştaş, ilk iki adımla ilgili şunları paylaştı:
* Abdullah Öcalan’ın özgürleşmesi gerekiyor. Bu konuda Ceza İnfaz Kanunu’nda, TMK'da ve ilgili maddelerde hızlıca adım atılmalı. Raporda da zaten İnfaz Yasası’na ilişkin düzenleme yapılması gerektiği belirtiliyor."
* 'Özel yasa’, ‘çerçeve yasa’ ya da ‘barış yasası’ çıkarılmalıdır. Silah bırakanların dönüşü, onların siyasal alana katılımı da gecikmeden yapılmalıdır. AİHM kararları hızlıca uygulanmalı, siyasi tutsaklar cezaevinden çıkmalıdır.
Raporun hızlıca Meclis komisyonlarına gelmesi gerektiğini söyleyen Beştaş, “Raporda ortaklaşıldığı gibi orada da eksik hususlar tamamlanıp, düzenlemeler Genel Kurul’a gönderilmeli ve hemen yasallaşmalı. Süreç böyle işleyecek” dedi.
En küçük adımı destekleriz
EMEP Milletvekili İskender Bayhan ise "Hayır oyu kullandık ama şerh koyarak bunu ‘evet demenin başka bir biçimi’ olarak görüyorum” dedi. Bayhan, raporun 6. ve 7. bölümlerindeki yasal düzenleme önerilerini önemli bulduklarını belirterek, “Önümüzdeki dönemde kalıcı barışa ve demokratikleşmeye hizmet edecek yasal düzenlemeler için çalışacağız. Meclis’te atılacak en küçük somut adımı da destekleyeceğiz” diye ekledi.
Yıldız: Bazıları hemen yapılır
Bu arada gazeteci İsmail Saymaz'a konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, kayyum düzenlemesinin silah bırakmayla herhangi bir ilgisi olmadığını vurgulayarak, "Kayyum ve ifade hürriyetiyle ilgili düzenlemeler yapılabilir" dedi. Yıldız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uymak için de rapora veya yasaya ihtiyaç olmadığının altını çizdi.
Bazı düzenlemelerin ise teyidi bekleyeceğini belirten Yıldız, bunların hangileri olduğuna "Terör örgütü üyeleriyle ilgili düzenlemelerin tamamı" yanıtını verdi. "Umut hakkı dahil mi" sorusuna karşılık da "Tabii" dedi. Yıldız, şöyle devam etti: "Umut hakkı dediğin şey, infaz yasasındaki bazı değişiklikler. Kanun yapmaya gerek yok. Bazı maddelerin, şartlı tahliye önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Bu yapılınca umut hakkı ete kemiğe bürünür. Şartla salıverilmeden farklı ve umut hakkı denilen ayrı bir hukuki kurum yok. Bu, doğrudan tahliye sağlamadığı gibi, af da değildir."











