Özgürlük Ateşi tarihin karanlık yüzünü aydınlatıyor -II-

Forum Haberleri —

25 Ağustos 2021 Çarşamba - 23:00

.

.

  • Eşbaşkanlık Sistemi, yaşamı özgürlük temelinde yeniden yaratmayı, toplumsal zihniyetin eşitlik, özgürlük ekseninde dönüştürülmesini öngörür. Kadının siyasete aktif katılması, kadın renginde bir yaşam ve dünyanın yaratılmasında yeni bir yönetim sistemini hedefler. 

ELİF AKGÜN ATEŞ

...KKİ tarih boyunca dinlerin, kültürlerin, felsefenin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini nasıl ilmek ilmek örüp, çelik zırha büründürerek günümüze taşıdığı gerçekliğinden hareketle, kadının özgürlük arayışının mücadele perspektifini sunuyordu. Kürt Halk Önderi, tarihin karanlık akışında şekillendirilen cinsiyet eşitsizliği olgusunu çözümleyerek, yeni bir paradigmasal değişimi geliştirirken toplumsal kaosu şöyle değerlendirir;

‘Tarih bir bütündür. Bu bütün içinde her parçanın yeri, değeri vardır. İnsanlık tarihinin bu kördüğümü çözülmeden, doğru bir tarihsel ve toplumsal tespite ulaşılamaz. Bu nedenle öncelikli olarak binyıllardır çeşitli uygarlıkların yaratarak birbirlerine devrettiği erkek egemen ideolojinin çözümlenmesi, Kadının Kurtuluş Mücadelesinin temel eksenini oluşturacaktır.’  

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a göre, Kadın eksenli bir dünya ve toplumun yaratılması, kadın özgürlüğünün tek şartıdır. Ancak eskinin yıkılması ve yeni sistemin inşası sağlam temeller üzerine oturtulmazsa, her zaman yıkıma açıktır. Bu da Komünal Toplum döneminin eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, ekolojik toplum modelin temel alınmasıyla mümkündü. Çünkü bu dönem, dış müdahale olmadan kendiliğinden var olan, en rafine insanlık modeliydi.

Dolayısıyla Hazinenin kaybedildiği yerde aranması gerekiyordu. Bu da, insanlığın kök hücresi olan Ana Kadın sürecinin model alınmasıyla mümkündü. Bu model esas alındığında, KKİ’sinin sadece bir Cins İdeolojisi değil; bir Toplumsal Kurtuluş İdeolojisi, dolayısıyla Erkeğin Kurtuluş İdeolojisi olduğu görülecekti. 

KKİ’si eşitlik, özgürlük, barış, adalet temelleri üzerinden vücut bulan, cinsiyet eşitlikçi ve özgürlükçü sistemin, toplumsal bir model olarak alınmasını, bu eksende sürdürülecek mücadelenin örgütlenmesi, taktik, stratejik, amaç ve hedeflerinin bu ideoloji ekseninde örülmesini öngörmektedir.

Bilimsel alt yapısını oluşturan Jineoloji Kadın Bilimi, Erkek Egemenlikli sistemi tarihsel boyutlarıyla bilimsel olarak irdelemenin bilinç boyutunu ifade eder. Buna göre cinsiyetçi ideoloji ve yarattığı ahlak anlayışına ve toplumsal değer yargılarına karşı güçlü bir savaşım verilmeden, özgür yaşam kazanılamaz.

Bu bağlamda çok güçlü bir Kadın Rönesansının yaşanması gerekmektedir. Böylece sistemin kirlettiği tüm düşünce, sanat, bilim, din, eğitim vb. tüm değerlerinin sorgulanarak, gerçek kadın ve erkek kimliği açığa çıkarılması sağlanacaktır.

Dolayısıyla kadında var olan geleneksel teslimiyetçi güdünün aşılabilmesi, doğru bir özgürlük tanımı uygun araçlar ve etkin mücadele ile mümkündür. Bunun için öncelikli olarak toplumsal hafızanın erkek egemen sistemlerin etkisinden arındırılması gerekir. Bu bağlamda Jineoloji Kadın Bilimi ilkelerine göre, her türlü kölelik ve bağımlılık ilişkileri zihniyette başladığına göre, özgürlük ideolojileri de zihni özgürleştirme ile başlamalıdır. Özgürlük ise, ancak felsefeden ideolojiye, sosyal bilimlere kadar çok yönlü zihniyet ve kültür değişimi ile yaşam bulabilir. Bu da, mevut sosyal bilimlerin, kadın bakış açısı ve felsefesi temelinde sorgulanmasını gerektirmektedir. 

Buna göre özgür bir toplumsal yapılanma için, özgür düşünebilen ve iradesini bu yönlü ortaya koyabilen kadın, erkek dolayısıyla toplumun şekillenmesini esas alır. Bu bağlamda her şeyden önce kadın özelinde toplumun özgürleşmesini sağlamak gerekir. 

Bu bağlamda kadının fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak bu sistemden bir kopuş yaşamadan özgürleşmesi düşünülemez. Bu durum, kadının kendi özgürlük mücadele rotasını kendisinin belirlemesi, öz savunma güçlerini yaratıp, kendi bağımsız özgün yapılanmasını oluşturarak, toplumun dayattığı, cinsiyetçi zihniyetten Radikal Kopuş’u zorunlu kılmaktadır.

Tıpkı evrende her varlığın kendi özgürlük alanında, diğer cisimlerle etkileşim içinde devinmesi misali, Kadın Özgürlüğü’nün, erkekten ve toplumdan kaynaklı köleleştirici kalıp ve yargılarından arındırılarak, tarihin karanlık yüzünün aydınlatılmasıyla mümkün olacaktır. Bu da, kadında, erkekte ve dolayısıyla bir bütün olarak toplumda bir zihniyet dönüşümünün yaratılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. 

Kürt Halk Önderi Abdulla Öcalan, Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nin önemli bir boyutu olan Kopuş Teorisi’nin felsefik mantığını şöyle ortaya koyar. ‘Kopuş teorisi; ataerkil erkek egemenlikli sistemin özel mülkiyet mantığı ile her iki cinside insani değer yargılarından ve insan özünden uzaklaştırma gerçeğinin dört bin yıllık etkisinin sorgulanması; her iki cinsin arasındaki köle-sahip ilişkisinin sorgulanıp mahkûm edilmesi ve özgür ilişkinin yaratılmana giden yoldur’ der. 

KKİ’si ile yaratılan paradigmasal değişim, Feminist ve Sosyalist Kadın Hareketlerinin perspektiflerini aşan, yeryüzünde bulunan çok farklı katmanlardan kadınların, ezilen, etnik kimliklere, mensup tüm kadınların patriarkal sistemden farklı boyutlarda ezilip sömürüldüğünü, kimliksizleştirildiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Kadının Özgürleşmesi köklü sistemsel değişimle mümkündür.

Bu bağlamda sınıflı toplumun ve erkek eksenli ideolojilerin, bu ideolojilere göre şekillenen kurumlaşmaların reddedilmesini zorunlu kılar. Bu da, başta egemenlik ve hiyerarşinin vücut bulduğu ordu, devlet ve devletin çekirdeği olarak şekillenen ailenin, var olan yapsının reddedilmesini, kısaca Erkek egemenlikli-iktidarcı sistemin köklü olarak yıkılmasını, eşitlikçi, özgürlükçü çizgide yeniden yaplandırılmasını öngörür. 

Eşbaşkanlık Sistemi 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’nın, KKİ ve Jineoloji Kadın biliminin felsefik bakış açısıyla geliştirdiği Cinsiyet Özgürlükçü Paradigmanın temelini oluşturan Eşbaşkanlık Sistemi, cinslerin eşit ve özgür temsiline dayanan, demokratik yönetim modelidir.

Yaşamın tüm alanlarının eşit paylaşımını öngörüyor. Buna göre baskıcı, militarist iktidarın kırılması, demokratik, eşit özgür bir toplumun yaratılması, ancak kadının kendi özgücüyle başta dünyayı şekillendiren politik süreçler olmak üzere, yaşamın her alanında yer almasıyla mümkün olacaktır. 

Eşbaşkanlık Sistemi, yaşamı özgürlük temelinde yeniden yaratmayı, toplumsal zihniyetin eşitlik, özgürlük ekseninde dönüştürülmesini öngörür. Kadının siyasete aktif katılması, kadın renginde bir yaşam ve dünyanın yaratılmasında yeni bir yönetim sistemini hedefler.

Biçimsel bir eşitlik değil, örgütlü kadın iradesinin yönetim erklerinde güçlü bir biçimde kendini ifade etmesini ifade eder. Yetkinin değil, yaşamın paylaşımı hedefiyle paylaşım ekseninde kurumlaşarak, demokratik, etik, estetik değerler çerçevesinde siyaset yapmanın mekanizmasıdır. 

Dolayısıyla, öncelikle erkek egemenlikli iktidarın, kadını tümden dıştaladığı politik, sosyal alandan başlanması gerekiyordu. Oda kadının irade olarak varlığını geçekleştirebileceği, bir bütün olarak tüm yaşam alanlarında temsiliyetiyle birlikte, en üst yönetim mekanizmalarında eşit düzeyde temsiliyetini sağlamaktır. Bu sistem aynı zamanda ekolojik, demokratik, cinsiyet özgürlükçü paradigmanın inşasının temel adımıdır. 

Kadın eksenli sistemin ölçütlerini belirlerken, kadının özgürlük talebinin, iktidar eksenli olamayacağının temel ilke olarak belirlemektedir. Eşitlik, özgürlük mücadelesi veren kadının, herşeyden önce kendini erkek egemen zihniyetin beslendiği iktidar anlayışından arındırmasını gerektirmektedir. Erkeğin iktidar zihniyeti aşılmadan, kadının özgürleşemeyeceğini, kendi özgürlükçü sistemini kuramayacağını savunur. 

Kürt Kadınlarının sosyal, siyasal, toplumsal, silahlı mücadele zemininde, yaşamın bütün alanlarını etkileyen bağımsız bir politik güç olarak belediyelerde, sivil toplum kurumlarında, siyasi partilerde kısaca tüm kurumlarda eşit temsiliyet ve eşbaşkanlık sistemini hayata geçirmesi, dünya kadın mücadelesi bakımından da bir çok ilklere kaynaklık etmektedir. 

Bugün Kürt Kadınları, bu özgürlükçü devrim çemberinde, KKİ ışığında yükselttikleri mücadeleleriyle, Özgür Kadın, Özgür Erkek ve Özgür Toplumu yaratma mücadelesinde devrim niteliğinde bir dönüşüm yaratmaktadırlar.

Kürdistan da tüm mücadele zeminlerinde organize edilen Jineoloji Kadın Akademilerinde güçlü bir bilinçlenme ve aydınlanma süreci yaşanıyor. Bilim ve eğitim kurumlarında kadınlar tarihlerini yeniden keşfederken sanat, felsefe, sosyoloji, ekonomik, politik alanları, kendi bakış açısıyla farkındalık içinde sorgulayarak, yeniden yorumlayarak bilince çıkarıyorlar.

Böylece KKİ’sinin temel ilkelerinden olan Kadın Rönesansı gerçekleştiriliyor. Kadınlar oluşturdukları kendi medya araçlarıyla, kendi kurtuluş ideolojilerini kitlelere ulaştırmaktadır. Böylece Kadın Özgürlük Mücadelesinin devrim süreci, çok kapsamlı mücadele yöntemleriyle yaşamsallaştırılmaktadır.

Kadın ordulaşması

PKK, 1979’da Partileşme süreciyle birlikte, yaşamın tüm alanlarında örgütlenerek mücadelesini yükseltti. 1982’de cezaevlerinden yükselen Direnişlerin etkileri, Kürt Özgürlük mücadelesinin işaret fişeği olacaktı. Bu direniş çizgisi kısa sürede Kelebek Etkisi yaratarak, bütün alanlarda büyük yankı buldu.

15 Ağustos 1984’de Mahsun Korkmaz öncülüğünde gerçekleşen gerilla atılımıyla, PKK’nin ordulaşma temeli atıldı. Bu direniş çizgisi, Kürt Halkı üzerinde büyük bir devrim dalgası yarattı. Agit’in bu devrimci çıkışı, Kürdistan’ın dört parçasında Kürt Halkının ulusal dirilişinin ve özgürlük arayışının yolunu aydınlacaktı. 

Kürt Özgürlük Mücadele’sinin bu pratik deneyimleri, Kadın Kurtuluş Mücadelesi’nin Partileşme, Ordulaşma ve Örgütlenmesinde örnek model oldu. İşte bu ruh ve pratik deneyimin mirasçısı olarak yükselen Kürt Kadın Hareketi, Kürt Ulusal Kurtuluş Mücadelesi bütünselliği içinde, Kürdistan’ın dört parçasında Kadın Partileşmesi, Ordulaşma Özgün Yapılanmasını Özsavunma güçlerini geliştirecekti.

Bu felsefe ve ideoloji ışığında yükselen Kadın Mücadelesi militanı Beritan, gerçekleştirdiği eylemle işbirlikçi ihanetçi çizgiyi mahkum ederken; Zilan mücadelenin en kaotik sürecinde gerçekleştirdiği eylemiyle Kürt Özgürlük ve Kadın Özgürlük Mücadelesine yeni bir çığır açacaktı. Yine Rojava Devrimi’nin sembolü Arin Mirkan, IŞİD barbarlığının sonunu getiren hamlenin fitilini tutuşturacaktı. Kürt Kadın Savaşçıları’nın Rajava’da IŞİD barbarlığına karşı gösterdiği olağanüstü direnişleriyle, dünya Kadın Hareketleri gündemine oturacaklardı. 

Kürt Özgürlük Hareketi’nin son kırk yılda yarattığı büyük siyasal ve toplumsal dönüşüm ve gelişmeler, kadın dinamizminin temel eksen olarak belirlenmesinin yansıması oldu. İşte böylesi bir ideolojik mücadele, devrimci fedai ruh ve irade ekseninde yükselen Kürt Kadın Hareketi, Kürt toplumunu temelden dönüştüren bir toplumsal özne haline gelmiş, geleneksel devrimsel süreçlerde görülen kadının yedeklenmesi anlayışından paradigmasal bir kopuş gerçekleştirmiştir. 

Demokratik Konfederal sistemde yaşamsallaştırılan Cinsiyet Özgürlükçü Paradigma, devrim içinde devrim yaratarak, adeta evrenin doğuşu gibi büyük bir patlama yaşatmaktadır. Farklı kültür etnitise ve katmanlardan kadınların, aynı çatı altında, çok renkliliği, çok kültürlüğü temel alan Konfederal Sİstem, insanlığın karanlık yüzünün temsili haline getirilen Ortadoğu’nun bağrında, tıpkı bir lotus çiçeği gibi filizlenen Rojava Kadın Devrimi pratiğiyle yaşam bulmaktadır.

Kaynakça;
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Eserleri
Kadın Sorunu Üzerine-Marx, Engels, Lenin, Stalin, Komintern, & Klara Zetkin
Kuantum Felsefesi- Roland Omnes
Fatmagül Berktay- Tek Tanrılı Dinlerde Kadın
Eğitim Sen –KESK Kadın Kurultayları
https://www.deutschlandfunk.de/vordenkerin-des-feminismus.700.de.html?dram:article_id=83425

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.