Rêber Apo çerçeveyi belirledi

Abdullah Öcalan

Abdullah Öcalan

  • Tarihin, Kürtleri bir kenara bırakarak yapılmadığını hatırlatan Rêber Apo, Kürt korkusuna dayalı siyasetten çıkmak gerektiğini salık verdi.
  • "Bizim meselemizin bir güvenlik boyutu vardır fakat ondan daha geniş kapsamda siyasi bir boyutu vardır" diyen Rêber Apo, şunların altını çizdi:
  • "Biz siyaset yapacağız. Silah ve şiddet terk edilmiştir. Güvenlik siyaseti, siyaset de güvenliği esas almalı. Biz siyasi bir topluluk olacağız."

Rêber Apo, İmralı Heyeti ile görüşmesinde içinde bulunulan süreci, inkarı ve isyanı sona erdirme süreci olarak tanımlayarak, yasasız ve ilkesiz mimarinin olamayacağını vurguladı. Türkiye’deki vatandaşlık tanımının muğlaklığına işaret eden Rêber Apo, dinin, dilin ve milliyetin empoze edilemeyeceğini; milliyetin özgürce ifade edilebilmesi gerektiğini söyledi. 'Demokratik toplum'un kültür, sağlık, eğitim, spor ve ekonomi gibi kurumlarını özgürce inşa edebilmesinin gerekliliğini vurgulayan Rêber Apo, şiddetsizliğin altını çizdi. Yerel demokrasinin önemine işaret eden Rêber Apo, "Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de güçlü dayanak olur" dedi.

DEM Parti İmralı Heyeti, 16 Şubat'ta İmralı’da Rêber Apo ile yaklaşık üç buçuk saat süren bir görüşme gerçekleştirdi. Heyet tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, Rêber Apo'nun değerlendirmeleri şöyle özetlendi: “Yaşamım, ailedeki ilk isyanımdan bu yana hep büyük bir tempoda geçti. Halen buna devam ediyorum. Geride bıraktığımız süreç, öz itibarıyla şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır.

'Terörü tasfiye' mantığıyla olmaz

TBMM Komisyon raporunun temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olması gerekir. Sürecin bundan sonraki ilerleyişinde Komisyon raporunun bu niteliği son derece önemli olacaktır. 'Terörü tasfiye' mantığıyla yaklaşan bir siyaset, çözümü değil çözümsüzlüğü ifade eder.

İnkarı ve isyanı sona erdirme süreci

Barış ve Demokratik Toplum süreci, kendini sürekli yeniden değerlendiren, strateji ve taktiğini belirleyen bir süreçtir. Ben, bu toplantımızı 'Demokratik Entegrasyona bir giriş toplantısı' olarak değerlendiriyorum. Bu vesileyle Sırrı Süreyya arkadaşımızı büyük bir saygı ile anıyorum. Bana göre bir müjde ve çok değerli bir arkadaşımızdı.

Cumhuriyetin kuruluşuna giden süreç, Türk ve Kürt birlikteliği üzerine inşa edildi. Sonradan değiştirilmiş olsa da bütün belgelerde bunun izleri görülebilir. 'Kurtuluş Savaşı'nda, kongrelerde, Cumhuriyet'in ilanında bu husus kabul gördü. Mustafa Kemal’in kendisi 17 Ocak 1921 İzmit basın toplantısında Kürtlere dair tespitlerde bulunuyordu. Bu Cumhuriyet kesinlikle Kürtsüz inşa edilmedi. Bunu inkâr edenler, her gün sivri ve tahripkar bir dille her sözü söylüyorlar. Cumhuriyetin mayasında, temelinde Kürtler de vardır. Sonrasındaki hukuksal metinlerin Kürtleri dıştalaması, Kürtlüğü ve Kürtçeyi yasaklaması, inkârı ve isyanı üretmiştir. İçinde bulunduğumuz süreç, inkarı ve isyanı sona erdirme sürecidir. Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi, barış içinde bir arada yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz.

Yasasız ve ilkesiz mimari olmaz

Ortaçağ’da dinsel birliktelik üzerine kurulu bir ilişki vardı ve mirlikler düzeni böyle inşa edilmişti. Günümüzde ise uygun çağdaşlık ölçüleri temelinde ve rasyonalitesi olan bir şekilde Cumhuriyet ile bütünleşeceğiz. Bunun bir mimarisinin olması gerek. Kürt varlığının inkâr edilmemesi, mimarinin kurulması anlamına gelmez. Mimari; yasasız, ilkesiz olmaz. Meseleyi bir kaç ceza hukuku maddesi değişikliğine indirgemek de doğru olmaz. Bu mimarinin ana unsurları, yani entegrasyonun temel ilkeleri 27 Şubat bildirgesinde var. Bu bir siyasi programdır.

Vatandaşlık tanımı meselesi

Bir vatandaşlık tanımı meselesi var. Vatandaşlık, devletle kurulan bağı ifade eder. Vatandaşlık; etnisiteye, dile, inanca, düşünce sistemine bakılmaksızın devletle bağlılığı anlatır. Mesela sosyalist mi kapitalist mi, Müslüman mı Hristiyan mı, Kürt mü Arap mı farketmez. Hepsi devlete vatandaş olabilir.

Ben özgür yurttaş demeyi tercih ediyorum. Anayasal vatandaşlık da denebilir, ama özgür yurttaşlık, bundan daha geniştir. Dininde özgür olacak, milliyetinde özgür olacak, düşüncesinde özgür olacak. Türkiye’deki vatandaşlık tanımı bunu karşılıyor mu? Biraz muğlaktır. Dinsel, ideolojik ve milliyetsel, ulusal anlamda varlığını özgürce ifade edecek ve örgütleyecek. Bu da demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir şekilde yapılacak.   

Ulusal aidiyeti ifadenin önemi

Özgür yurttaş dinini, mezhebini, düşüncesini ifade ederken ne kadar özgürse ulusal aidiyetini ifade ederken de o kadar özgür olmalıdır. Başkasına dinini, dilini empoze edemiyorsan milliyetini de etmemelisin. Herkes kendi milliyetini, kimliğini özgürce ifade edebilmeli.

Güçlük devlet esneklik gösterir

Biz Demokratik Toplum olarak yaşamak istediğimizi söyledik ve başına da 'barış'ı koyduk. Demokratik Toplum, toplumsal hüviyetini özgürce inşa edebilmeyi ifade eder. Toplumun kültürel unsurları var; sağlık kurumları, eğitim ve spor kurumları, hastaneleri olur, ekonomi kurumları olur. Toplum bunları özgürce inşa edebiliyorsa demokratik bir nitelik kazanır. Güçlü devlet bunun esnekliğini gösteren devlettir.

Hiçbir şekilde şiddete yer yok

Bunlar entegrasyonumuzun ana ilkeleri ve örgütlenme modelidir. Burada üniter devlet de dahil milliyetçilik, dincilik anlamına gelecek bir şey yok. Demokratik toplumun kurumlarından ve inşasından söz ediyoruz. Şüphesiz burada şiddete hiçbir şekilde yer yoktur. Demokratik Cumhuriyet'e entegrasyon Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli. Bütün çalışmalarımızı Demokratik Cumhuriyet esprisi ile yürütüyoruz. Kürtlerin entegrasyonu, Cumhuriyet’in en temel ayaklarından biri olacak. İki yüz yıldır baş aşağı giden kardeşliği, ayakları üzerine kaldırıyor ve kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Bu, yeni yüzyılın, hatta yeni bin yılın inşasıdır.

Yerel demokrasinin varlığı

Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır. Suriye için de önerdiğimiz de budur. Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Yerel yönetimin şartları belli. Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur.

Tarih, Kürtlersiz yapılmadı

Bu öneriler, bulundukları yerlerde sadece Kürtlerin de bütün diğer halkların ve inanç topluluklarının da varlığını ve hukukunu gözetir. Tarih, Kürtleri bir kenara bırakarak yapılmadı. Kürdistan’ı ilk ilan eden Sultan Sencer’di. Kanuni, sırtını oraya yasladığını söylüyordu. Kürt korkusuna dayalı bir siyasetten, Kürtleri bir fobi, korku halinde görme siyasetinden çıkmak gerekir.

Güvenliğe boğulmamalı

Bizim meselemizin bir güvenlik boyutu vardır fakat ondan daha geniş kapsamda siyasi bir boyutu vardır. Çünkü biz siyaset yapacağız. Silah ve şiddet terk edilmiştir. Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz. Toplumumuzun ekmek ve su kadar buna ihtiyacı var. Her şey güvenliğe boğulmamalıdır. Güvenlik siyaseti, siyaset de güvenliği esas almalı. Biz siyasi bir topluluk olacağız, demokratik siyaset topluluğu.

Kürtlerin birliği meselesinde gerek Kürtlerin kendi içinde gerek parçalı Kürtlerin kendi aralarındaki ilişki biçimine benim önerim Demokratik Birliktir. Bu, ayrı bir devlet değil kapsamlı bir demokratik yönetim ilkesidir.” ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.