Roboskî'yi dünya bilmeli

  • Katliamdan sonra Roboskî belgeselini çeken, birçok çalışmaya imza atan yönetmen Selim Yıldız, “Bu köyden çıkan hikayenin dünyanın öbür tarafına gitmesi, bilinmesi gerekiyor" dedi. 

Katliamdan bir yıl sonra Roboskî’de “Fotoğraf Kulübü” kuran ve ardından 2016’da “Hatırlıyorum/ Bîra Mi Têtin” belgeseli çeken, yönetmen ve fotoğrafçı Selim Yıldız, Van depreminde çocuklarla yaptıkları çalışmaların bir benzerini Roboskî’de de yaptıklarını söyledi. Yıldız, “Sınırlı imkanlarımız vardı ama çocukların ilgisi büyüktü. 60 çocukla atölyeye başladık. Amacımız rehabilitasyon değil, farkındalık yaratmak, bellek oluşturmak, hafızayı taze tutmaktı. Çalışmalarımızla beraber çocuklarda büyük değişimler oldu. Benim gibi buraya gelen fotoğrafçı arkadaşlarımın da Roboskî ile farklı bağları oluştu. Roboskî öncesi ve sonrası diye hayatımız iki parçadan oluşuyor” dedi.  

Sayılar değil, hikaye

 “Roboskî’yi anlamak, hissettirmek için yaşamak gerekiyor” diyen Yıldız, “Sayılar üzerinden değil hikayeler üzerinden gittik. Atölye bittikten sonra Roboskî’de belgesel çektik o da bizim için çok önemliydi. Gün geçtikçe güçlü bir bağ oluştu. Yüzlerce çocukla kameranın arkasına geçip onlarla oyun oynayıp bu hikayeyi devam ettiriyoruz. Roboskî’ye gelip şiir kitabı yazanlar, klip çekenler, şarkı söyleyenler oldu. Yanında kaybettiklerimizin hikayelerini bilmek ve onlarla temas halinde olup anlamak daha gerçek” şeklinde konuştu.  

Herkesin bir hikayesi

 Roboskî’deki bütün evlere gittiğini, tanımadığı tek bir kişinin dahi olmadığını anımsatan Yıldız, “Herkesin bildiği bir katliam hikayesi var. 7-10 yaşındaki çocuklarla çalışmalar yaptık, çocuklarla sahaya inip, fotoğraflamaları, yazmaları gerektiği şeyleri anlattık. Çocuklar bunu kavradıkça, öğrendikçe bize farklı hikayelerle geldiler. Kendimizi burada yaşayan insanların bir parçası gibi düşündük. Bizi ortak paydada buluşturan şey acının kendisiydi ama bunun yanı sıra yüz yıllık bu coğrafyada yaşanan katliamların birer parçası oluşumuzdur. Bu köyden çıkan hikayenin dünyanın öbür tarafına gitmesi bilinmesi gerekiyor. Buna yüksek ses çıktığında belki böyle bir şey yaşanmayacak” dedi.

Çocuklar büyüdü

 Kurdukları atölyenin üzerinden yıllar geçtiğini ve çocukların büyüyüp, birer genç olduğunu dile getiren Yıldız, şunları ifade etti: “Aradan geçen zamanda bu çocuklar büyüdüler üniversiteye gittiler, savaşa katıldılar, hayatlarını kaybettiler, evlendiler. Sonra düşündüm dedim ki evet hayat tam da böyle bir şey. 60 çocuk içerisinde kitaba bakıyorum, Rojava’ya gidenler, hayatını kaybedenler, isyan edip cezaevine girenler var.”

İki kardeşin hikayesi

 Roboskî’yi anlatan belgesel filminde temel karakter olan 12 yaşındaki Sinan’ın da çekimden 5 yıl sonra ağabeyi Şivan gibi sınırda katledildiğini hatırlatan Yıldız, “Yeni projemi Sinan’la devam ettirmek istiyorum. İki filmi birleştirip Sinan’ın hikayesini devam ettireceğim. Hayatını kaybetti ama hikayesi devam ediyor”  dedi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.