Sahibine yakışan isim: Beşir

Ferda ÇETİN yazdı —

16 Aralık 2020 Çarşamba - 22:57

  • Türk devletinin baskıları sonucu 1970 yılında, ailesi ile birlikte Almanya'ya göç etmek zorunda kaldı. Fakat Kürdistan’daki gelişmelerden hiç kopmadı. Türk devletinin soykırım uygulamalarını ve gelişmekte olan devrimci mücadeleyi anı anına takip ediyordu.

 

1983 yılı, Kürdistan’da özgürlük hareketinin gelişmeye başladığı yıllardı. Hareketin Avrupa’da çalışmalarında yer alan ilk gruplar içinde yerini aldı. En iyi mücadelenin örgütlenmekten geçtiğini bilen Apê Beşir, Avrupa’da, sistemin içinde erime tehlikesi ile karşı karşıya olan Êzîdî toplumunun örgütlülüğe kavuşturulması için, yoğun bir çaba içine girdi.

O, Kürt toplumunun ve Êzîdîlerin sosyo-kültürel özelliklerini iyi bilen, gerçek manada bir toplum öncüsüydü. Avrupa’da kapısını çalmadığı Kürt, ziyaret etmediği kurum, katılmadığı eylem ve etkinlik yoktu.

Kimse onu tek bir gün mutsuz, moralsiz ve yorgun görmedi.

3 Ağustos 2014 tarihinde, Şengal’de, Êzîdî Kürtlere yönelik katliam gerçekleştiğinde, artık Avrupa’dan daha çok Şengal’i ve Şengal’deki Êzîdîleri düşünüyordu. En iyi korunmanın özgüce dayalı savunma olduğunu biliyor; bu nedenle halkın özyönetim organlarını ve özsavunma gücünü oluşturması için büyük bir çaba sarfediyordu.

Kürt halkı, altmış yıllık yaşamının 37 yılını kesintisiz bir biçimde Kürdistan’ın ve Êzîdî Kürtlerin özgürlüğüne adayan böyle bir öncüsünü yitirdi. Bu büyük kaybın ardından en büyük teselli, yaşam tarzı, kararlılığı ve dürüstlüğü ile geride kalanlara bıraktığı büyük mücadele mirası olmalı.

Kürt halkı ve Êzîdî toplumu bakımından Apê Beşir (Hasan Dutar) saygı değer bir öncü, gerçek bir yurtsever; yaşamı, mücadelesi ve Kürt özgürlük mücadelesine sunduğu hizmetleri ile örnek bir şahsiyettir.

Vefat etmeden önceki son saniyeye kadar, ABD-Türkiye-Irak ve KDP’nin ortak planının hayata geçirilmemesi için uğraşıyordu. Muhtemelen ve büyük ihtimal, kalbi bu büyük saldırı planının yarattığı strese dayanamadı. Bir bakıma, Apê Beşir’in katili bu dörtlü şer şebekesidir.

Çünkü 9 Ekim’de açıklanan “Şengal Anlaşması”nın hayata geçirilmesi halinde, Êzîdî Kürtlerin yeni bir katliamla yüz yüze kalacağını biliyor; Şengal Özerk yönetiminin ve özsavunma güçlerinin korunması için günün 24 saati çalışıyordu.

Êzîdî toplumu ve Kürt halkı bakımından iyi bir insan ve iyi bir öncü olan Apê Beşir, Türkiye, ABD, Almanya, Irak ve KDP için bir “terörist” ve “kötü Kürt”tü. Tıpkı Türk savaş uçaklarından atılan bombalarla katledilen Mem Zeki Şengalî gibi.

3 Ağustos 2014 günü DAİŞ çeteleri Şengal’e saldırı başlattığında, tası tarağı toplayarak kaçan Irak ordusu ve KDP güçleri ile; katliamı aşağılık bir sinsilikle izleyen BM teşkilatı ve ABD bugün, katliama engel olanları suçluyor. Apê Beşir’e “terörist”, Tayyip Erdoğan’a, Barzani’ye ve Kazımi’ye makul ve makbul insan muamelesi yapıyor.

ABD, Irak, Türkiye ve KDP’nin içinde yer aldığı adi ortaklık, Şengallilere açıkça, “Siz kendi yönetiminizi oluşturamaz, kendi korumanızı kendiniz yapamazsınız. Sizi, DAİŞ geldiğinde kaçan Irak hükümeti ve DAİŞ’e tek bir mermi sıkmadan Şengal’i teslim eden KDP yönetecek ve savunacaktır” dayatmasında bulunuyor.

İnsanlık, bu düzeyde adi bir zorbalığa, bu kadar açık ve bu kadar yalın haliyle ilk kez tanıklık ediyor.

Apê Beşir, Almanya’da da kendisini “terörist” olmakla suçlayan mahkeme hakimlerine gülüyor; “Halkım için, Kürdistan’ın özgürlüğü için çalışmak ve mücadele etmek asla terörizm diye nitelendirilemez. Asıl teröristler halkımızı imha ve inkar politikalarına tabi tutan sömürgeci devletlerdir. El Kaide ve DAİŞ ile işbirliği yapan, DAİŞ çetelerine silah, lojistik destek veren Türkiye teröristtir. Dürüst ve samimi bir biçimde ifade etmek isterim ki, cezaevinden çıktığım gün, mücadeleme kaldığı yerden devam edeceğim.”

Savcı ve hakimler birbirlerine bakıyor ve yüzünde gülümseme eksik olmayan 60 yaşındaki bu insanın kararlılığına şaşırıyordu.

25 Kasım 2016 günü, Hamburg Eyalet Mahkemesi, Almanya’da örneği olmayan bir şekilde, Apê Beşir’in savunmalarında belirttiği hususları, karar gerekçesi haline getiriyor, şöyle diyordu;

“Türkiye 2011- 2014 yılları arasında IŞİD ve El Kaide’yi desteklemiştir. Sözkonusu terör organizasyonunun milisleri Türkiye’deki hastanelerde tedavi olmuştur. Türk hükümeti, IŞİD ve El Kaide militanlarının, diğer bölgelerdeki militanlara sağlık hizmeti vermesi için Suriye’ye geçmelerine müsaade etmiştir. Türkiye’de insan hakları ciddi bir biçimde ihlal edilmektedir. Binlerce Kürt köyü yakılmış ve yıkılmıştır. Türkiye’de tutuklulara sistematik işkence yapılmaktadır. Bu şartlar altında sanığın daha fazla tutuklu kalmasının nedenleri ortadan kalkmıştır.”

Apê Beşir, kararı gülümseyerek dinliyordu.

Sözlüğe göre Beşir, "güler yüzlü" demekmiş.

Beşir’in, "müjdeleyen, güler yüzlü ve sevecen" anlamları da varmış.

Bir isim sahibine ancak bu kadar yakışır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.