Santimetrelerle ölçülen hasret: CM
Kültür/Sanat Haberleri —

“CM” (Santimetre) oyunu
- Yazın! Hasretinizi yazın! Vasiyetinizi yazın! Yazın, yazın, yazın!İsteklerinize ulaşmanıza 2 metre 40 santim, 5 santim, 10 santim kaldı.
ARZELLA BEKTAŞ/AMED
Amed Büyükşehir Belediyesi’nin “Barış için diyalog” temasıyla düzenlediği 11. Uluslararası Amed Tiyatro Festivali, altıncı gününü geride bıraktı.
Festival kapsamında, Rojhilatlı sanatçı Soran Hosseini’nin yazıp yönettiği ve sahnelediği “CM” (Santimetre) adlı tek kişilik oyun, Çand Amed Kültür Merkezi önünde tiyatroseverlerle buluştu. Chamchamal Fine Art ve Z Theater gruplarının ortak yapımı olan eser, Merivan sokak tiyatrosu geleneğinin sarsıcı örneklerinden birini Amed meydanına taşıdı.
Oyunu izlemek üzere alana gelenlerin broşürde karşılaştığı “CM nedir?” sorusu, performans başladığında cevabını buldu. Beyaz kıyafetli oyuncu, elindeki metreyle yolu, zamanı, insan boyunu ve kişiler arasındaki mesafeyi ölçerek yaşamın kısıtlanmışlığını simgeledi. Arka plandaki müzik eşliğinde meydanda kurulan uzun masanın etrafında halaylar çekildi. Ancak bu neşeli başlangıç, kısa sürede yerini bir yüzleşmeye bıraktı.
Hasretinizi, vasiyetinizi yazın
Hosseini, masanın etrafına yerleştirilen kağıt ve kalemleri izleyicilere dağıtarak Soranca şu sözlerle seslendi: “Yazın! Hasretinizi yazın! Vasiyetinizi yazın! Yazın, yazın, yazın!”
Kimi izleyiciler yazdı, kimileri sadece izlemekle yetindi. Toplanan kağıtlar sahnede rastgele okundu; kimi yaşamdan, kimi kardeşlikten bahsediyordu.
Mektubunda annesine hasretini dile getiren biri izleyici, sembolik bir şekilde masaya yatırıldı, üzeri beyaz bir örtüyle kapatıldı ve ayakları yıkandı. Çünkü o artık “ölmüş” birini temsil ediyordu.
Bahoz’un dileği
Rastgele seçilen kağıtlardan biri, Rojhilat’tan Amed’e göç eden küçük Bahoz’a aitti. Sahneye davet edilen Bahoz, yazdıklarını sesli olarak okudu: “Anne ve baba, sizi seviyorum. Sizden öğrendim, Kürdistan’ı seviyorum. Tek dileğim, Kürdistan’daki tüm çocuklar özgür olsun, tüm çocuklar gibi.”
Bu dilek, meydandaki herkesi etkilerken, izleyiciler gözyaşlarını tutamadı. Küçük bir çocuğun özgürlük arzusu, performansın en unutulmaz anlarından biri oldu.
Zaman çabuk geçiyor
Performans boyunca elindeki metreyle ölçümler yapmayı sürdüren Hosseini, zamanın hızla tükendiğine dikkat çekerek, “İsteklerinize ulaşmanıza 2 metre 40 santim, 5 santim, 10 santim kaldı” dedi.
Bu sözlerle yaşamın kısalığına vurgu yapan sanatçı, dil, özgürlük ve barış üzerine mesajlar verdi. Finalde uzun masa ters çevrildi, oyuncu içine girerek üzeri beyaz bir örtüyle kapatıldı. “Bir kapıdan geldim, bir kapıdan gidiyorum” sözleri eşliğinde tabut gibi taşınarak sahneden ayrıldı.
Performans, izleyicilerin hep birlikte söylediği “Em Kurd hemû bira ne” şarkısıyla son buldu.
* * *
Sudan: Yanan bir bölgede tiyatro
Uluslararası “Barış Diyaloğu” etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Sudan-Yanan Bir Bölgede Tiyatro” başlıklı panelde, savaş koşullarında sanatın rolü ele alındı. Panelin moderatörlüğünü Alman Sahne Sanatları Akademisi üyesi Eberhard Wagner üstlendi. Panele, Güney Sudan’ın başkenti Juba’daki Juba Üniversitesi Sanat, Müzik ve Sahne Sanatları Okulu Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Justin John davet edildi. Vize engelleri nedeniyle John, panele çevrim içi bağlantıyla katıldı.
John, konuşmasında Güney Sudan’daki koşullara değinerek, “2011’de bağımsızlığımızı kazandık ancak iç savaşın etkileri hala sürüyor. Buna rağmen kültürel üretim tamamen durmadı. 2016’dan bu yana film festivalleri ve çeşitli etkinlikler düzenlenmeye devam ediyor” dedi.
Savaşın çoğunlukla sayılar üzerinden anlatılmasını eleştiren John, “Rakamlar yaşananları tam olarak anlatmaz. İnsanların deneyimlerini görünür kılmak için farklı anlatım yollarına ihtiyaç var. Tiyatro bu açıdan önemli bir araçtır” ifadelerini kullandı.
Sahnemiz toprak, ışığımız güneş
Mülteci kamplarında yürüttükleri çalışmalara değinen John, “Kamplarda tiyatroyu bir ifade aracı olarak kullanıyoruz. İnsanlar yaşadıklarını bedenleri ve performansları aracılığıyla anlatıyor. Bu süreç, kimlik ve aidiyet duygusunu güçlendiriyor” dedi. Özellikle “beden hafızası” üzerine odaklandıklarını belirten John şöyle konuştu: “Savaş sadece toprağı değil, bedeni de işgal eder. Beden geçilen göç yollarının, çekilen sancıların ve dökülemeyen gözyaşlarının yaşayan arşividir. Ona göre tiyatro, sözün bittiği yerde bu ‘işgal edilmiş hafızayı’ konuşturmanın, mülteciliğin yarattığı ‘kimliksizleşme’ duygusuna karşı bedenin kendi hikayesine yeniden sahip çıkmasının tek yoludur. Bizim sahnemiz toprak, ışığımız güneştir.”
Sansür ve güvenlik sorunlarına da değinen John, “Her şeyi doğrudan söylemek her zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle bazen dolaylı anlatım yollarını tercih ediyoruz. Bu, hem mesajın iletilmesini sağlıyor hem de güvenlik açısından bir alan yaratıyor” ifadelerini kullandı.













