Savaşın kirli yüzü...

Elif SONZAMANCI yazdı —

1 Nisan 2022 Cuma - 23:30

  • Tecavüz, cinsel şiddet yöntemleri, özellikle kadınlara savaş silahı olarak kullanılıyor, kullanılmaya da devam ediyor. Şengal, Afrin, Suriye, Irak, Afganistan, Kolombiya, Bosna, Nijerya…

 Savaşlar nedeniyle milyonlarca insan köklerinden koparılıyor, bilinmez bir geleceğe doğru sürükleniyor. Devletler güç savaşına girerken yarattıkları mağduriyet onlar için sadece bir teferruat.

Savaşlar en çok kadın ve çocukları etkiliyor. Bu cümleyi sık sık altını çizerek belirtiyoruz. Çünkü her savaşta bu gerçek acı bir şekilde defalarca yüzümüze çarpıyor.

Savaş toplumları parçalıyor, şiddeti körüklüyor, kadınlar cinsel şiddetin öznesi haline geliyor. Bu travmanın yarattığı kalıcı hasar gelecek kuşaklara da acı bir miras olarak kalıyor.

Kadınlar bu acılarını yeterince paylaşamadığı, dolayısıyla acısıyla yüzleşemediği için, travmaları tedavi edilemiyor.
Örnekleri o kadar fazlaki. Afrika’dan, Amerika’ya, Avrupa’ya yaşanan her savaşta tecavüz bir araç olarak kullanılıyor. Savaş bölgelerinde tecavüz, alıkoyma savaşın bir parçası haline getirilmiş, bir strateji olarak benimsenmiş durumda.

Buradan yer vermeden geçmek istemiyorum. Savaşın korkunç yüzünü yakın bir tarihte DAİŞ’in Êzîdî kadınlar üzerinde uyguladığı korkunç şiddetle gördük. Topraklarından koparılan kadınlar tecavüze uğradılar, köle pazarlarında satıldılar, alıkonuldular... DAİŞ’in elinde hala ne kadar kadın olduğu bilinmiyor. Detayları kısmen bizzat yaşayanlardan dinledik, tüylerimiz ürperdi. Örneğin bir Ezidi kadının, “Her gün gelip kadınları götürüyorlardı, yanımda sakladığım iğneyle yüzümü deldim, is sürdüm, çirkin bir görüntü yaratmaya çalıştım“ sözleri yaşanan çaresizliğin sadece çok küçük bir ayrıntısı. Unutmayalım bu zulümden kaçan ve Almanya’ya sığınan Ezidi bir kadın tecavüzcüsüyle Almanya’da sokak ortasında karşılaşmış, DAİŞ’li cani, elini kolunu sallayarak kadının yanına yaklaşıp konuşma cesareti göstermişti. Kadınlara yaşatılan bu acının tarifi yok...

24 Şubat sabahı başlayan Rusya Ukrayna savaşında da kadınlara yönelik uygulamalar, cinsiyetçi söylemler tarihi bir kez daha tekerrür ettirdi. Kadınlar yine sistematik şiddetin öznesi oldu. Taraflar arasındaki rekabet, müzakereler, gaz krizi, ayçiçek yağı ve un vb. temel besin maddelerine ulaşım zorluğu gibi öne çıkan gündemlerden başımızı kaldıramadığımız için, kadınların ve çoçukların yaşadığı bu travma yine gölgede kaldı.

İnsan hakları kuruluşları henüz çatışma kaynaklı bir cinsel şiddet yaşanıp yaşanmadığının bilinmediğini belirtiyor, dolayısıyla paylaştıkları bir veri yok.Fakat bu yaşanmadığı anlamına gelmiyor.

Savaş başladığından bu yana ülkelerini terketmek zorunda kalan 4 milyondan fazla insanın çoğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. Bir çok sivil toplum örgütü göç yollarında bekleyen fuhuş çeteleri ve insan tacirlerine yönelik uyarılarını sürdürüyor. Zira bu acıyı fırsata çevirenler her yerde kol geziyor. Buda kirli savaş sistematiğinin bir parçası.  

Almanya’ya da her gün 10 binlerce savaş mağduru geliyor. Şimdiye kadar 230 bin’i aşan bir rakamdan bahsediliyor. Geçtiğimiz günlerde Berlin’e tren ile gelen Ukraynalı kadınlara trenden iner inmez insan tacizlerinin fuhuş karşılığı konut ve konaklama imkanları sundukları bilgisi paylaşıldı.Yine basına yansıyan haberlere göre sosyal medya da insan ticareti aracı olarak kullanıyor. Bir habere göre Ukrayna’da bir kadın kalacak yer için kendisinden 3 bin euro talep eden kişiye ödeyemeyeceğini söylüyor. Fakat kişi bunun karşılığında kendisi ile beraber olabileceğini söylüyor. Buna benzer sayısız haber geçiyor medyada, mülteci danışmanları sayısız olay anlatıyor. .

İçişleri Bakanı Nancy Faeser "Mültecilerin kötü durumundan yararlanmaya çalışan herkes şunu bilmeli: Bu tür eylemlere yasanın tüm sertliğiyle tepki veriyoruz" açıklamasında bulundu. Fakat akışların sıklığı, organize eksikliği yaşananların önüne geçmiyor. Savaş başladığından bu yana cinsiyetçi hakaretlere maruz kalan Ukraynalı kadınlar, savaşın içinde tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor.

Mülteciler için hem geliş güzergahında, hem de kalacak yer temininde kadın ve çocukların daha korumalı ve ayrı yerlerde yerleştirilmeleri önemli. Vakaların önüne geçilmesi soruşturulması da. 

Bir kez daha tekrar edelim; tecavüz, cinsel şiddet yöntemleri, özellikle kadınlara savaş silahı olarak kullanılıyor, kullanılmaya da devam ediyor. Şengal, Afrin, Suriye, Irak, Afganistan, Kolombiya, Bosna, Nijerya… şimdi de Ukrayna, sayıları daha da çoğaltmak mümkün. Kadını bir savaş aracı olarak gören anlayış sonlanmadıkça yaşananlar da sonlanmayacak. Sorunun çözümü bunları yaratan koşulları sonlandırmak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.