Savaşın yıkıcılığı karşısında siyasetin sessizliği

Sezai TEMELLİ yazdı —

1 Haziran 2022 Çarşamba - 07:55

  • Bu karanlığın dağıtılması mümkün. HDP Büyük Konferansına gidiyor ve yine, yeniden bu karanlığa karşı umut olma adına mücadeleyi ve direnişi giyinecek.
  • Kürt meselesinin çözümünde muhatabını ısrarla görmeyen, savaş politikalarına karşı çıkmayan, meselenin çok boyutlu halini anlamaktan yoksun bir muhalefetin iktidarın yörüngesinden kopuşu pek mümkün görülmüyor.

Tükenmiş ve artık meşruiyetini yitirmiş iktidarın ayakta kalmak adına sarıldığı yegâne dal ısrarla sürdürdüğü savaş politikasıdır. 17 Nisan’da başlatılan son saldırı şimdi Kuzey Doğu Suriye’ye doğru genişletilmeye çalışılıyor. Savaş politikaları uzun süredir devam etse de AKP iktidarının çöktürme planıyla beraber savaşa yüklediği anlam farklı bir çerçeveye büründü. Sınır ötesi operasyon anlayışından yayılmacı bir ekonomi politiğin aracı haline gelen savaş politikaları bölgenin ve küresel siyasetin içinde bulunduğu koşullardan da yaralanarak süreklileştirildi diyebiliriz.

Hayali kurulan ‘başarı’nın bir türlü gerçekleşmemesi bugün ülkeyi ciddi anlamda bir yıkıma sürüklemiştir. Ekonomiden toplumsal yaşama, siyasetten adalet sistemine kadar çökmeyen hiçbir yapı kalmadı. Neoliberal politikalarla tüketilmiş bir toplumun sırtına yüklenen savaş maliyetleri bu çöküşün en belirgin nedeni. Stratejik derinlik diye içine baktıkları şeyin kör kuyu olduğunu hala anlamış değiller. Küresel siyasetin ve özellikle bölge siyasetinin dinamiklerini anlamaktan yoksun bir aklın zırvalıkları siyaseti esir almış durumda. 

NATO ile Kürt halkının üzerinden pazarlıklara girmek, mülteci kozunu oynamayı sürdürmek, küresel enerji darboğazının aşılmasının yolu olarak Ortadoğu enerji kaynaklarının sömürülmesine ortak olmak, inşaat sektörünün önünü açmak adına demografik yapıyla oynamak ve hepsinde önemlisi misak-ı milli hesaplarını gerçekleştirmek adına tüm bölgeyi sürekli savaş yoluyla istikrarsızlaştırmak. Bu senaryoyu gerçekleştirmek adına bölgeyi şiddete boğan, büyük bir yıkım gerçekleştiren iktidar amacına ulaşamadığı gibi ülkenin de büyük bir felakete sürüklenmesine neden oldu. 

Otoriter şefçi sistem yıkılmak üzere. Onu yıkacak hamlenin bir türlü gelmemiş olması aslında muhalif siyasetin aczinden başka bir şey değil. Faşizmin tüm şiddet mekanizmalarına rağmen ne denli zayıf olduğu artık görülüyor. Savaşın amacına ulaşamayacağı da artık görüldü. Savaşa karşı etkin bir muhalefetin sergilenmesi sadece savaşı sonlandırmayacak bu iktidarın da sonunu getirecektir. Faşizmin yıkılması, savaşın sonlanması Kürt meselesinin çözümü adına en önemli hamle olacaktır. Demokratik müzakerenin önünü açacak olan tecridin sona ermesi için gereken iklim de kuşkusuz böyle bir gelişmeye gereksinim duyuyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi için biçimlenecek yol haritası da kuşkusuz bu eksende gerçekleşecektir. Bunu bilmek, anlamak için geçmişin verilerine, deneyimlerine bakmak yeterli…

Kürt meselesinin çözümünde muhatabını ısrarla görmeyen, savaş politikalarına karşı çıkmayan, meselenin çok boyutlu halini anlamaktan yoksun bir muhalefetin iktidarın yörüngesinden kopuşu pek mümkün görülmüyor. Cumhuriyetin uzun yüzyılı önümüzdeki yıl sona ermeyecek. Nasıl ki kuruluşundan onlarca yıl önce başladı, önümüzdeki yıl da takvim hesabıyla sona ermesini beklemek büyük bir yanılgı. Cumhuriyetin uzun yüzyılı ancak Kürt meselesinin çözümüyle sona erecektir ve böylece yeni yüzyılının başlangıcı söz konusu olabilecektir. 

Bugünkü iktidar ilk yüzyılın kurulmuş kodlarını en temel referans değerleriyle, ittihatçı akılla sürdürme peşinde. Muhalefet ise kurulmuş olana bir itiraz gerçekleştirmeden konjonktürel bir yaklaşımla kısmi restorasyon peşinde. Sonuç aslında değişmiyor. Mesele orta yerde ve çözümsüz kaldığı sürece yeni bir yüzyıla, demokratik bir cumhuriyete ulaşmak mümkün değil. Demokratik cumhuriyet için yeni bir kurucu aklın var edilmesi kaçınılmaz. Bunun yolu da kuşkusuz kurulmuş olana kökten bir itirazın örgütlenmesiyle mümkün. Savaşa karşı çıkmak bu denli önemliyken muhalefetin sessizliği aslında kurulmuş olanla mutabık olduğunun bir yansıması. 

Bu karanlığın dağıtılması mümkün. HDP Büyük Konferansına gidiyor ve yine, yeniden bu karanlığa karşı umut olma adına mücadeleyi ve direnişi giyinecek. Faşizmin yıkılması, tecridin ve savaşın sonlanması adına radikal bir muhalefetin öncülüğünü sürdürmek dünden daha fazla sorumluluklar karşımıza çıkarıyor. Gereğini yapmak da boynumuzun borcu…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.