Seçim, Kürtler ve PKK 

Forum Haberleri —

21 Ekim 2022 Cuma - 07:30

HDP mitingi

HDP mitingi

  • Şimdi Türkiye’de en politik seçmen Kürtler olmuş diye analizlerin konusu yapılıyor. Sormak lazım, bu halktan nasıl politik bir kitle yaratıldı, kim yarattı? Kürtlere politik uyanış herhalde vahiyle inmedi. Doğal olarak bu işin bir muhatabı, bir sahibi vardır.

ŞÜKRÜ GEDİK
 
Bu sözcükleri yan yana, iç içe ya da ayrıştırarak, karıştırarak o kadar çok kullanıyorlar ki neredeyse anlaşılmaz hale getiriliyor. Eskiden Kürt mutfağında pişen bir yemek çeşidi vardı. Genelde yoksul aileler yapardı. Şimdilerde pek yapılmıyor. Bazı yörelerde adına Hêwdel derler. Hêwdelin özeliği, sürekli karıştırılmazsa tam kıvamında pişmez. Bir çubukla devamlı karıştırılması gerekiyor. Ortalığı çok bulandıran, fitne-fesat yapanları bu çubuğa benzetirlerdi. Yani Darikê Hêwdelê derlerdi. Bu konuları tartışan havuz medyası bu sopa türündendir. 
 
Havuz medyasının moderatörleri, her gün aynı suratları görmekten insana gına gelen müdavim konukları bir tarafa koyuyoruz. Çünkü onlar, değerlendirme yapmaktan ziyade bu konularda alerjileri olan, küfürbazlıkta yarışan, iktidara methiyeler dizen çanak yalayıcısı takımındandırlar. Hemen her konuda ‘uzman’ kesilirler. Toplumun midesini de kafasını da bulandırmakta uzman özel savaş elemanlarıdırlar. 
 
Bu konu başlığı hakkında konuşmayan neredeyse kimse kalmadı gibi. Kimi uluslararası ilişkiler uzmanı, siyaset bilimci, siyasetçi, akademisyen, kimi kamuoyu araştırmacısı, anketçi, kimi internet platformlarından yayın yapan medya mensubu, köşe yazarı, bloglarında yazan-çizen tanıdık şahsiyetler. Kendi mesleklerinde uzman, düşüncelerinden yararlanılan saygı değer insanlar. Hepsine de eyvallah. 
 
Çok değerli, aydınlatıcı analizlerde bulunuyorlar. Buraya bir ama, fakat, lakin eklemeden de insan edemiyor. Konu gelip PKK’ye dayandığında basiretleri bağlanıyor. Hâkim resmî ideolojinin etkisinden bir türlü kurtulamıyorlar. PKK’yi ‘terör örgütüyle’ anarak konuşmaya başlayanlar doğru bir sosyolojik bakış açısından yoksundurlar. Gerçeklerle, hakikatle, günümüzün toplumsal realitesiyle bağ kurmaları neredeyse imkansızdır. Algıları, mantaliteleri, ezberleri yapıcı düşünce üretmeye pek müsait değildir. 
 
Bir yandan Kürt seçmenden bahsederken, seçimlerdeki belirleyici rolünden bahsederler. En politik seçmen Kürt seçmenidir derler. Siyasi, askeri kanatlar üzerinden değerlendireler. Konunun içine İmralı, Qendîl de katılarak işi bağlamından koparmaya kadar götürenlerde az değil hani. Hatta daha da ilginci ‘şöyle, böyle yapılırsa bu sorun çözülür, İmralı’yla, Qendîl ile müzakere etmeye bile gerek kalmaz’ diyenlere bile rastlanır oldu. Nihayetinde bir ‘analizdir’ deyip geçmekte mümkün, üzerinde durup iki kelam etmekte mümkün. PKK yarım yüzyıldır savaşıyor o kadar rahat ve basit çözümü olsaydı, Devlet aklı buna neden yetmiyor acaba? diye bir soru sormak mümkün olurdu. Bir yandan da bu değerlendirmeye hak vermek de gerekir. Kürtlerin eşit yurttaşlık hakları verilseydi ve anayasal, yasal güvenceye kavuşturulsaydı PKK’nin ortaya çıkmasına bile gerek kalmaz, bunca kan ve göz yaşı da olmazdı. 

Bu konu başlıklarını gıdıklayan, okşayan, kaşıyıp kanatan o kadar çok yorum var ki sorunun tanımı bile Hêwdele döndü. Qendîl ve İmralı’ya gerek var mı, yok mu meselesi üzerinden konuyu bağlayan düşünceler, Kürt seçmenin politik duruşunu, kütle halinde hareket ettiğini söyleyenlere naçizane düşüncemizi biraz gerilere giderek oradan bu günlere gelerek kısa bir anlatım belki meramımızı izah etmeye yeter. Devletin resmî ideolojisi gereği uydurulan teorik kılıflardan biri olan güneş-dil saçmalığından tutalım, kart-kurttan Kürt türetilmeye, Dağ Türk’ü diyerek hâkim ulusa yamamaya kadar birçok yol denendi. Yetmedi, ardından gelen katliamlar, göçertmeler, asimilasyon askeri, kültürel soykırımlar, yok sayma inkâr etme politikaları sonunda PKK’yi doğurdu.
 
Yok hükmündeki Kürt’ü anarken de kuyruklu diye alay edilen bir halkın geri kalmışlığı, feodallığı, cahilliği hep yüzüne vurularak siyasetin malzemesi yapıldı. Ama şimdi Türkiye’de en politik Kürt seçmen olmuş diye analizlerin konusu yapılıyor. Yani sormak lazım, bu kadar geri bir halktan nasıl politik bir kitle yaratıldı, kim yarattı? Kürtlere politik uyanış herhalde vahiyle inmedi. Doğal olarak bu işin bir muhatabı, bir sahibi vardır. Bunları devre dışı bırakarak meseleyi çözenler zaten her gün Kürt'ün tepesine ölüm yağdırıyor. Yani dememiz o ki, PKK’yi, Başkan APO’yu, Qendîl’i muhatap almadan çözüm önerenler biraz daha düşünmelidirler. PKK, Kürt sorununun bir sonucudur. Bu uğursuz sonuçtan kurtulmadıkları müddetçe iş Sri Lanka modeline de varsa böyle sürüp gider. Zaten olmakta olan da odur. Sürekli bağrında yeni PKK’ler üretecek bir sorundur.  
 
O kadar çok balon patlatılıyor ki PKK’de topa girsin istiyorlar. HDP’yi PKK’yle karşı karşıya getirenler de az değil yani. Herkes kendi mecrasından sorunla alakalıdır. Olumlu olumsuz, yerli yersiz düşünceler gırla gidiyor. Politik kitle kendi bildiğini elbette yapacaktır ona inanmak gerekir. Seçimlerin sonucunu politik Kürt seçmen belirleyeceğinden zere kuşku duyulmaz. Nasıl belirleyeceğini, belirleyecek olanda muhalefet ve iktidar olacaktır. Birinci seçenek: kalıcı barışçı çözüm olacaksa, politik kitle tercihini ondan yana yapacaktır. İkinci seçenek: İnkâr, imha devam edecekse politik kitle tercihini ona karşı yapacaktır. Başka tercih de yoktur sanki. İkinci seçenek devrede olursa, Türkiye’nin varacağı nokta her neresi olursa çok da iyi bir nokta olmayacağı kesindir. Halkın oksijeni dahi kesileceğinden kimse kuşku duymasın. Kürtlerle birlikte herkes bedel ödemek durumunda kalacaktır. Asıl o zaman yandı keten helva.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.