Seçimler ve B Planı

Ava Neşe KALP yazdı —

4 Ağustos 2022 Perşembe - 08:30

  • Bir B Planı hazırda bekletilmektedir. Bu B Planının hiyerarşisinde, Cumhurbaşkanı olarak ülkücü Mansur Yavaş ve başbakan olarak da yine ülkücü Meral Şener’in hazırlandığı bu çerçeveden okunmalıdır.

Bir yüzyıllık zamanda, böyle bir coğrafyada, on-binlerce yıllık medeniyetlerin mirasına konan bir devletin, tekçi çete ideolojisiyle yönetilmesinin geldiği nokta ortada. Her on yılda darbe ile elden geçirilen sistem, artık tamamıyla çürüme ve çöküş aşamasına geçmiş durumda. Yüzyıldır milliyetçilik olarak yaldızladıkları şeyin devletin gırtlağına çökerek, ülke kaynaklarını belli bir çete ve ona yedeklenmiş bir kitlenin sömürmesi artık başka bir aşamaya evrilmiş durumda. Bu yüzdendir ki her daim iktidar olan sağ, dolayısıyla her daim mafya ile iş tutan ekip, şimdi alenen mafyatik bir çetenin elinde.  Bir hırsızlık ve yağma ideolojisi olarak Türk İslam Sentezi anlayışı ve bununla beyni yıkanan kitleler, kamunun kaynaklarını sistemli olarak soyan bu ekibe karşı tavır almayı aklından dahi geçirmemektedir. 
 
Türk milliyetçiliği denen, aslında Türklerin de bulanıklaştırıldığı bu ırkçı kliğin varlığını dayandırdığı, Mustafa Kemal gibi bir Arnavut kökenlinin liderlik ettiği, genellikle toplama olarak inşa edilmiş bir Türklüğün, Balkan ve Kafkas kökenlilerin iktidarını sürdürecek bir projenin de adıdır. Bu kliğin eseri olan bu devlet modeli, militarizm hariç, tüm devlet reflekslerinin yavaş yavaş sonuna geldiği bir dönemeçtedir artık. 
 
Kemalistlerin, M. Kemal’in özlemini duydukları bu sürecin aslında bizzat onun eseri olduğunu gizleme/inkâr çabaları da bu arada dikkate alınmalıdır. Aynı ekip Osmanlı iktidarında da etkili olduğunu unutmayalım. O yüzden konuyu sadece Erdoğan’a bağlayarak Kemalist ideolojiyi temize çekme girişimlerine karşı uyanık olmak her zamankinden daha çok gereklidir. Önceki dönemlerde bilgi tekeli sayesinde Kemalizm’in bu özelliğini gizlemek, cilalamak mümkündü ama artık bu o kadar kolay olmamalı. Bilginin denetlenebilirliğinin zorlaştığı bu çağda, bütün bu ideolojilerin kamuya istedikleri bilgiyi aktarmakla kotardıklarını da hesaba katarsak, ultra nasyonalist, tekçi Kemalist nostaljinin kendisini temize çekme refleksini ve bunun tehlikelerine izin verilmemelidir.
 
Bu toplama beyaz Türkçülüğün, geldiği konum açısından içinde bulunduğu krizi, Kürt kanı ve toprağı ile aşmayı planladığını görüyoruz. O yüzdendir ki Kürdistan’da sadece bir işgal hareketinde bulunmuyor, ondan çok daha öte bir şey yapıyor.  İnsanını çürütüyor, toplumu ve doğayı imha ediyor. Kürt coğrafyasına saldırısı, alenen yeni dönem ve dünyada da oldukça heyecan yaratan kadın ve çevre dostu demokratik ekolojik toplum inşasına saldırmaktadır. Bu nedenle Kürt kadınlarına ve doğasına saldırıyor. Genelde tüm Kürdistan’da, özelde de Şırnak’taki son orman talanı bu ırkçı ve tekçi devlet yapısının en ideolojik saldırılarından biridir. Kürtlere kolektif işkence uygulamasıdır. Aylardır 7/24 ağaç taşıyan kamyonları gören (bu kamyonların oradan yekpare çıkmamaları gerekiyor) bilen her Kürde aralıksız işkence yapılmaktadır. 
 
Bu aslında mevcut politikalarının dayandığı nokta, Türk devletinin şiddet potansiyelini göstermesi açısından sanırım tüm dünyada ileride bir faşizm biçimi olarak ders kitaplarına girebilecek bir konu olacaktır. 
 
Ancak her zaman olduğu gibi bunu ileride uluslararasında inkâr etmek için de belli bir ekibi günah keçisi olarak ilan edip, mevcut ideolojiye yeni cilalı bir B planının hazırlandığı da açıktır. 
 
Geldikleri haydutlaşmanın tüm çıplaklığıyla deşifre olması, suçlarının artık gizlenememesi, uluslararasında da artık tolere edemeyecek bir kıvama ulaşması nedeniyle, öyle görünüyor ki bu çetede fazlaca yıpranan belli kişi ve kurumların tasfiyesine gidilecek hazırlıklar yapılmaktadır.  Yani bir B Planı hazırda bekletilmektedir. Bu B Planının hiyerarşisinde, Cumhurbaşkanı olarak Ülkücü Mansur Yavaş ve başbakan olarak da yine Ülkücü Meral Şener’in hazırlandığı bu çerçeveden okunmalıdır. 
 
Toplumun bilinç altına anketlerde Mansur Yavaş’ın yüksek çıktığı, keza İP’in de oy oranlarının yüksek çıktığı fısıldanmaktadır. Bu anket ve oy oranlarının, dönemsel olarak kimlerin lehine nasıl ısıtılıp ortaya çıkarıldığı, yine el altından çalışmalarla toplumun farkında olmadan bilinçaltına nasıl sürüldüğünü artık biliyoruz. Sağa ve sola yerleştirdiği şirket/elamanlarla, devletin bütün imkanlarını kullanarak yüz yıla yakındır bu işi başarı ile sürdürdükleri düşünülürse, şimdi de “yeter ki AKP gitsin” ayağında, özellikle Kürdistan’da vahşileştirilen savaşı da sadece AKP’ye yükleyecek B planında, işte “Mansur Yavaş en yüksek oyu alıyor, oyları bölmeyelim” söylemi Kürtlerin kulağına fısıldanıyor. Böylece Cumhurbaşkanı Ülkücü Mansur Yavaş, Başbakan Ülkücü Meral Akşener olarak bir yüzyıllık süre daha garanti altına alınırken, siyasal parti yelpazesinde de yine sol olarak CHP, MHP’nin yerine Zafer Partisi, Merkez Sağ olarak nitelenen alana İP yerleştirilerek, HDP de kapatılarak mevcut düzen sadece parti adları ve yönetici isimleri değişmiş bir biçimde aynı ideoloji ve ekibine devredilmek isteniyor.  
 
Bu nedenle Kürtler, Aleviler, Gayri-Müslimler, gerçek Sol ve memleketin diğer ötekilerinin bu ayarlamaya razı gelmeleri için yaldızlama operasyonları yapılıyor.  Buna karşı Kürtlerin ve Türkiye’nin ötekilerinin buna itirazı ve bir blok olarak güçlerini korumalarının önemi her zamankinden daha da önemli hale gelmektedir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.