Şenyaşar ailesi sahiplenilmelidir

Forum Haberleri —

27 Nisan 2021 Salı - 23:00

  • Bugün toplumun vicdanı Şenyaşar Ailesi’nin onurlu duruşunda birleşmelidir. Şenyaşar ailesi sahiplenilmelidir. Çünkü Şenyaşar ailesi korku duvarlarını yükselten saray ve tetikçilerine yenilmemiştir. 

UMUT YILDIZ

24 Haziran 2018 Genel Seçim sürecinde, AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları Şenyaşar Ailesi’nin işyerini basmıştı. Urfa’nın Suruç ilçesinde yaşanan bu baskın olayında, Emine Şenyaşar; eşi ve 2 oğlunu yitirmişti. Yargıya taşınan olay davası iki yıldır sürekli Şenyaşar ailesinin aleyhine gelişiyor. Bu gidişe dur demek isteyen anne Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar haftalardır adalet nöbetinde ve vicdanı olan herkese seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Peki biz bu sesin neresindeyiz? Bir anda hem eşini hem 2 oğlunu yitiren annenin adalet çığlıklarını duyuyor muyuz?

Yoksa içten içe utana sıkıla da olsa “Nasıl olsa Türkiye’de işlerin bir yürütülme usulu var. Hele mesele sırtını devlete dayamış birileriyse susmalı” mı diyoruz. Evet, bazılarımız böyle diyor galiba ama çoğunluk değil, çoğunluk böyle demiyor, çoğunluk susturulmuş sadece. Çünkü neredeyse bir asırdır, Türkiye’de susturma sistemi var.

Devletlerin asli ilkesi olan kuvvetler ayrılığı işlemiyor, demokrasi, adalet, insan hakları kağıt üstünde. Hep vesayet, hep bir vesayet halidir Türkiye’nin hali. Örneğin, bağımsız olması gereken mahkemeler, görünmez bir iple iktidara göbekten bağlanmıştır. İstiklal Mahkemeleri’nden, DGM olarak bilinen Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve bugün Erdoğan KHK ve kayyumlarına kadar yargı sürekli olarak birisi ya da birilerinin vesayeti altında yürütülmüştür. Yasama ve yürütme organı olan meclis bağımsız olamamıştır. Demokles’in kılıcı misali darbe kliği her zaman yürürlükte olmuş, darbe üstüne darbe yiyen halk iradesi derin devlet ve ordunun postalları altında ezilmiştir. Özetle, vesayetle, zulüm ve baskıyla sessiz bir toplum gerçekliği yaratılmak istenmiştir hep. 

Sessizlik kültürü, köle kültürüdür

Ve maalesef toplumda yaratılan sessizlik hali daha fazla zulme, tecavüz ve katliama yol açmıştır. Sessizlik, zulüm ve baskıya neden olmuş, zulüm ve baskı da sessizliği doğurmuştur. Peki durum böyle diye, sonsuza dek sessiz mi kalacağız. Türkiye’de vesayet var diye, boyun mu eğeceğiz bu zulüm ve baskı sistemine. Sessizlik kültürü, köle kültürüdür, köle olmayı daha ne kadar kabul edeceğiz. Sessizliğimizle nelere yol açtığımızın farkında değil miyiz, yoksa. Baksanıza şimdilerde, partilerin kapatılmasını bırakın, mahkemeleri kapatmaktan bahsedenler var.

Halkın seçilmiş iradelerine, hakikat bilimini geliştirmesi gereken üniversitelere kayyumlar atanıyor. Kadın katliamları almış başını gidiyor. Açlık, salgın, işsizlik, adaletsizlik her yerde. Bunlar hep biz sessiz kaldığımız için oluyor. Türkiye susuyor, Türkiye çok fazla susuyor. Artık ses çıkarmanın zamanı.

Adalet direnişi sahiplenilmelidir

Şenyaşar Ailesi’nin adalet çığlığında birleşecek olan sesler faşizmin sonunu getirebilir. Erdoğan faşizminin Şenyaşar Ailesi’ne saldırması ve her gün bu aileyi gözaltına alıp tehdit etmesinin nedeni buradan gelişecek adalet çığlığının zaten ayyuka çıkmış çürümüş saltanatını yıkacağı korkusu. Biliyorlar, hiçbir güç birleşmiş sesler karşısında duramaz. Türkiye’de değişimin anahtarı birlikte, birleşik örgütlü mücadelede. Bu nedenle evrensel insan hakları çerçevesinde yaşamı sahiplenen herkes haksızlık ve adaletsizlik yaratan bu vesayet sistemine dur deme cesaretini artık kendinde yaratmalıdır.

Bugün toplumun vicdanı Şenyaşar Ailesi’nin onurlu duruşunda birleşmelidir. Şenyaşar ailesi sahiplenilmelidir. Çünkü Şenyaşar ailesi korku duvarlarını yükselten saray ve tetikçilerine yenilmemiştir. Türkiye’nin yüz yıldır sadece kağıt üstünde bir hukuk devleti olduğunu bir kez daha herkese göstererek bunun değişmesi gerekliliğini sesini yükselterek ortaya koymuştur. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.