Sesimizi dünyaya siz taşımalısınız!
Dosya Haberleri —

- Rojava, kendi gücüne yaslanarak ayakta kaldı. Dünyanın dört bir yanındaki protestolar insanlara güç, cesaret ve umut verdi. Rojava’nın yanında duran herkes bu genel seferberliğin bir parçası.
FRANZISKA STIER *
Olağanüstü hal koşullarının hakim olduğu bir bölgeye varıldı. Resmi olarak ateşkes ilan edilmiş olsa da, gündelik yaşamda buna karşılık gelen bir sükunet hissedilmiyor.
Güvene dayanmayan bir ateşkes
30 Ocak Cuma günü, SDG ile Ahmed el-Şara liderliğindeki Suriye geçiş hükümeti arasında derhal yürürlüğe girecek bir ateşkes konusunda anlaşmaya varıldı. Kuzey ve Doğu Suriye’nin siyasi ve askeri yapılarının Suriye merkezi devletine entegre edilmesini öngören bu anlaşma, çatışmaların sonlandırılması amacıyla imzalandı.
Cizîrê Özerk Yönetimi’nden bir temsilci süreci şöyle aktardı: “Bu anlaşmayı istemedik. Ama halkımız için, daha fazla ölüm yaşanmasın diye kabul etmek zorunda kaldık.”
Buna karşın geçiş hükümetine yönelik herhangi bir güven söz konusu değil. Ne siyasi düzeyde ne de toplum genelinde bir güven duygusu hakim. Anlaşmaların daha önce defalarca ihlal edildiği, uluslararası toplumun ise geçmişte bedelini bölge halkının ödediği uzlaşmaları kabullenmekten geri durmadığı vurgulanıyor.
Cizîrê Kantonu’ndan bir başka temsilci durumu şu sözlerle özetliyor: “Geleceğimiz Suriye ve Ortadoğu ile iç içe. Barışı umut ediyoruz. Ama özgürlüğümüzü savunmaya da hazırız.”
Bu nedenle uluslararası güvenlik garantileri hayati önem taşıyor. Aksi halde ateşkesin, ilk kriz anında dağılacak bir kağıt evden farkı olmayacak.
Delegation for Humanity, 1–3 Şubat 2026 tarihleri arasında Rojava’daydı. Qamişlo ve Cizîrê Kantonu’nda temaslarda bulunan heyet, 6 Ocak’tan bu yana bölgeye giden ilk uluslararası delegasyon oldu.
Genel seferberlik: Kolektif bir sorumluluk
Rojava’da genel seferberlik ilan edilmiş durumda. Bu kavram askeri bir çağrışım taşısa da, pratikte çok daha geniş bir anlama sahip. Neredeyse her haneden insanlar, imkanları ölçüsünde sürecin bir parçası oluyor. Siviller geceleri mahallelerini koruyor.
Qamişlo’da her gece kent içindeki her kontrol noktasında on gönüllü görev yapıyor. On yedi ayrı acil durum komisyonu, on binlerce yerinden edilmiş insan için güvenlik, barınma ve temel ihtiyaçların koordinasyonunu sağlıyor.
Semalka sınır kapısının sorumlusu Rojhat Efrîn, durumu şöyle ifade ediyor: “Herkes şehirlerini ve Rojava’yı savunuyor.”
Rojava’daki kadın örgütlerinin çatı yapısı olan Kongra Star’ın temsilcileri ise daha net konuşuyor: “Soykırım tehdidi varken, tüm enerjimizi öz savunmaya yöneltmek zorundayız.”
Bu kararlılık ve kolektif sorumluluk duygusu, delegasyonun resmi temaslarında olduğu kadar sokaklarda da hissediliyor.
Yerinden edilmiş binler ve hiçbir güvence yok
Qamişlo’da bugün yaklaşık 170 bin yerinden edilmiş insan yaşıyor. Bunların büyük bölümü Efrîn, Reqa ve Tabka’dan gelen ailelerden oluşuyor. Pek çoğu defalarca göç etmek zorunda kaldı. Okullarda, camilerde ve akademilerde son derece kısıtlı koşullarda barınıyorlar.
Efrînli Yerinden Edilmişler Derneği’nden bir temsilci durumu şöyle özetliyor: “İnsanların her şeye ihtiyacı var. Ama en çok da güvenceye.”
Geri dönüşün mümkün olabilmesi için, insanların güvenliğinin ve dokunulmazlığının inandırıcı biçimde garanti altına alınması gerekiyor. Anlaşmada yerinden edilmişler için geri dönüş hakkı tanınsa da, sahada silahlı gruplar bu dönüşleri fiilen engelliyor. Ayrıca birçok eve el konuldu ve bu evler başkalarına tahsis edildi.
Dernekten Cemal Reşîd durumu şu sözlerle aktarıyor: “Ailelerden, zorla çıkarıldıkları evlerine dönebilmeleri için 3 bin dolar talep ediliyor.”
Halep’ten kaçan bazı aileler Efrîn’e sığınmıştı. Ancak Türkiye’nin bölgeden çekilmemesi nedeniyle orada da güvenlik sağlanabilmiş değil. Yerinden edilmişlerden sorumlu komisyon, tecavüzlerin, cinayetlerin ve sistematik baskıların hala sürdüğünü bildiriyor.
Dernekten Nesrin hanım ise şu bilgiyi paylaşıyor: “Yaklaşık 3 bin kişiden haber alamıyoruz. Nerede olduklarını ya da başlarına ne geldiğini bilmiyoruz.”
Kongra Star’dan uluslararası kamuoyuna çağrı
Rojava, feminist bir proje, demokratik bir deney ve aynı zamanda bir vaat. Kongra Star’dan bir temsilci şöyle konuşuyor: “Biz yalnızca kadın hakları için değil; dil hakları, siyasi haklar ve azınlıkların hakları için de mücadele ediyoruz.”
Eşbaşkanlık sistemi, YPJ, kadın köyleri ve Toplumsal Sözleşme’de yer alan düzenlemeler bugün tehdit altında. Yeni Suriye’ye entegrasyonu siyasi olarak kabul edilse de kadın haklarının anayasal güvence altına alınabilmesi için yoğun bir mücadele gerekiyor.
Kongra Star’dan bir temsilci şu soruyu soruyor: “Bizi insan olarak görmeyen bir ideoloji, kadın olarak nasıl görebilir?”
Kongra Star, diasporadaki kadınlara ve uluslararası kamuoyuna da çağrıda bulunuyor. Bölgedeki ihlallerin ve taleplerin yeterince görünür olmadığına dikkat çekilerek, bu durumun dünya kamuoyuna taşınması isteniyor: “Kapitalizm burada yaşamımızı ve mücadelemizi zorlaştırıyor. Lütfen bu sistemin müttefiki olmayın. Sesimizi dünyaya siz taşımalısınız.”
Rojava’daki mücadele yalnızca askeri bir mücadele değil. Suriye sınırlarını aşan ideolojik bir boyut taşıyor. Sosyal medyada yürütülen dezenformasyon kampanyaları ve Batı medyasında cihatçı anlatıların yeniden üretilmesinin, kadınlar ve LGBTİ+’lar açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Buna ancak Rojava’daki kız kardeşlerimizin sesini görünür kılarak karşı koyabiliriz.
Direnişte kültür
Rojava’da kültür alanında da direniş sürüyor. Amaç yalnızca Kürt sanatını korumak değil, Suriye’nin kültürel çeşitliliğini yaşatmak.
Kültür, direnişin ayrılmaz bir parçası. Devrim yalnızca silahla değil; filmlerle, şarkılarla ve tiyatro oyunlarıyla yaratıldı. Qamişlo’daki sanatçılar şöyle diyor: “Sanatımızla, bazen de silahla mücadele ediyoruz. Ama aslında tek istediğimiz müzik yapmak.”
Cihatçı gruplar da sanatın dönüştürücü gücünün farkında; bu nedenle sanatçılar bilinçli bir şekilde hedef alınıyor. Örneğin Selman İbrahim, bir şarkısı nedeniyle kendisine ve dört çocuğuna yönelik ölüm tehditleri aldı.
Qamişlo’daki Film Komünü’nden bir sanatçı ise durumu şöyle özetliyor: “Özgür değilsek sanat yapamayız. Bu yüzden önce ülkemizi özgürleştirmeliyiz.”
Direnişte yeni bir aşama
Rojava yalnızca Kürtlerin değil; demokratik ve çoğulcu bir Suriye için bir model. Milliyetçiliğe ve cihatçılığa karşı somut bir alternatif. DAİŞ’e karşı verilen mücadelede eski müttefiklere duyulan hayal kırıklığı ise büyük. 2015’te DAİŞ ortak bir mücadeleyle yenilgiye uğratıldı; ancak en ağır bedeli Kürt halkı ödedi. 11 bin kişi hayatını kaybetti, 20 binden fazla kişi yaralandı. Bugün ise uluslararası toplum kendi çıkarları doğrultusunda bir cihatçıyı meşru bir lider olarak kabul ediyor. Eşitlik, çoğulculuk ve demokrasi gibi temel değerler pazarlık konusu haline geliyor. Buna karşın Rojava, kendi gücüne yaslanarak ayakta kaldı. Dünyanın dört bir yanındaki protestolar insanlara güç, cesaret ve umut verdi.
Rojava’nın yanında duran herkes bu genel seferberliğin bir parçası. Mücadele yalnızca askeri değil; diplomasi, siyasi eylem ve kamusal alanı müdahaleyi içeriyor. Avrupa’daki insanların, kendi hükümetlerinin tutumunu etkileme ve onları ortak değerlere bağlı kalmaya zorlama sorumluluğu var. Cihatçı ideolojilerin güç kazanmasının yalnızca Suriye’deki halkları ve kültürel çeşitliliği değil, dünya genelinde özgürlük ve güvenliği tehdit ettiği belirtiliyor. Cihatçı ideolojilerin güç kazanması yalnızca Suriye’deki halkları ve kültürel çeşitliliği değil, dünyanın tamamında özgürlüğü ve güvenliği tehdit ediyor.
* Basel-Stadt Kanton Parlamentosu Üyesi ve BastA! Partisi Genel Sekreteri














